Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

Kaynak: Ankara Üniversitesi Bülteni

Tarih: 15.03.2018

Gayrimenkul Bilimlerinde Ankara Üniversitesi İmzası

Kaynak: Ostim Organize Sanayi Gazetesi

Tarih: 26.02.2018

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu: 'Bizim Medeniyetimiz İnsanlığa Zulmü Değil Kardeşliği Öğütleyen Ve Yayan Bir Medeniyettir'

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu: “Bizim Medeniyetimiz İnsanlığa Zulmü Değil Kardeşliği Öğütleyen Ve Yayan Bir Medeniyettir”

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Türkiye’nin insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın ‘en cömert ülkesi’ olduğunu belirterek, TİKA’nın tüm dünyada yürüttüğü projeler için insanlığın umudunu yeşerttiğini vurguladı. Türkiye’nin küresel refaha ulaşmada samimi bir çaba ortaya koyduğunu tüm dünyaya ilan ettiğini söyleyen Çavuşoğlu, “Bizim medeniyetimiz insanlığa zulmü değil kardeşliği öğütleyen ve yayan bir medeniyettir” dedi.
Ankara Üniversitesi Akademik Bahar Yarıyılı Gayrimenkul Sektör Seminerleri açılış dersini Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu verdi. Burada öğrenciler ve öğretim görevlileri ile bir araya gelerek Bahar Yarıyılı açılış dersini veren Çavuşoğlu, “Hukuk Fakültesini bu üniversitede okumuş, bir Ankara Üniversitesi mezunu olarak sizlerle bir araya gelmekten dolayı çok mutlu olduğumu ifade etmek isterim. Sizlerle 1946’da kurulmuş ülkemizin köklü üniversitelerinden biri olan ve hala 60 binin üzerinde öğrenciye eğitim sunan bir üniversitede bir araya gelmek büyük bir sevinç kaynağıdır. Bu güzide üniversitemizin tedrisatından geçmiş, hukuk eğitimi almış bir öğrencisi olmanın sevincini ve ayrıcalığını da her zaman gönlümde hissettiğimi vurgulamak isterim. Bizler, sizler ve sizden sonra gelecek olan öğrenci kardeşlerimizde emeği olan-olacak tüm hocalarımıza tekrar saygı ve şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümünün, 2 Şubat 2018 tarihinde, kuruluşunun 10. yılını tamamladığını ve Ankara’da Uluslararası Gayrimenkul Konferansı düzenlendiğini belirten Çavuşoğlu, “Bu vesileyle ben de, gayrimenkul yönetimi alanında, ülkemizin, uluslararası akreditasyonu olan, ilk ve tek akademik birimi Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümümüze, nice başarılı 10 yıllar diliyorum. Gelişmiş ülkelere baktığımızda 1900’lü yılların başlarından itibaren, gayrimenkul geliştirme ve yönetimi alanında akademik çalışmaların başladığını ve bu alanda enstitülerin kurulduğunu, dünyanın önde gelen üniversitelerinde bölümler açılmakta ve lisans ve lisansüstü eğitim programlarının yapıldığı görülmektedir. Bizler de, bu alanda kaliteyi arttırarak, ihtisaslaşarak, özellikle de akademik araştırmalarda, yüksek lisans ve doktora seviyesinde uluslararası alanda çok daha güçlü bir konuma gelmeyi hedeflemeliyiz. Bildiğiniz üzere son 15 yılda, inşaat ve gayrimenkul sektörümüzün, ülkemizin ekonomik büyümesinde önemli bir katkısı olmuştur. Konut ve altyapı yatırımları sektörünün gelişmesindeki en önemli itici güç olmuştur” şeklinde konuştu.

İnşaat ve gayrimenkul sektörlerindeki olumlu gelişmelerin ülke ekonomisine daha fazla katma değer kazandırması için imar, vergi, yönetim ve finans alanlarında yeni düzenlemelerin yapılmasına gereksinim duyduğunu kaydeden Çavuşoğlu, “Örneğin ben, bir hukukçu olarak, Türk Hukuk Mevzuatını incelediğimde, yüzlerce kanun ve yönetmelikte, taşınmaz, rayiç bedel, adil bedel, emlak vergi değeri, ecri-misil, kira bedeli gibi gayrimenkul ile ilgili kavramlara çok sayıda ve çeşitte atıf yapıldığını, müşahede etmekteyim. Hukuk mevzuatımızda bir literatür taraması yaparak gayrimenkul ile ilgili olan tüm kavramları, bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak, mevzuatımızı daha sade ve açık hale getirmeli, yeknesaklığı sağlamalıyız. Öncelikle, bu konuda mutlaka daha derinlemesine bir akademik araştırma yapılması, Taşınmaz Hukukuyla ilgili bir üst komisyon oluşturularak gerekli düzenlemelerin yapılması ve bundan sonraki Taşınmaz Hukuku ile ilgili tüm düzenlemelerin tek bir merkezden bu üst komisyon vasıtasıyla yapılması gerektiğine inanıyorum. Bu şekilde, Taşınmaz Hukukumuz, daha sağlam ve sağlıklı bir zemine oturacak, yeknesaklık sağlanacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“Bizim medeniyetimiz insanlığa zulmü değil kardeşliği öğütleyen ve yayan bir medeniyettir”
Suriye’de 7 senedir bir iç savaş ve büyük bir insanlık dramı yaşandığına değinen Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, “Bugün ülkemizde 3,5 milyon Suriyeliyi hiçbir etnik ayrım yapmaksızın, Arap’ıyla, Kürt’üyle, Türkmen’iyle misafir etmekteyiz. Tabi Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği üzere, ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimiz ilanihaye ülkemizde kalmayacaktır. Kardeşlerimizin evlerine yurtlarına tekrar yerleşmeleri, yeniden iskanları için planlama da yapmamız gerekmektedir. Müntesibi olduğumuz medeniyet bir kardeşlik ve dayanışma medeniyetidir. Bizim inancımızın temelinde sevgi ve kardeşlik bulunur. Bu güzel kardeşlik duygusunu en güzel şekilde pekiştirecek hasletlerden biri de dayanışmadır. Doğal afetler, savaşlar, hastalıklar gibi olumsuzluklar sebebiyle dünyanın birçok bölgesinde masum ve mazlum insanların sıkıntı yaşadığı günümüzde bu dayanışma hususu daha farklı bir önem kazanmıştır. Nasıl ki toplumun en küçük birimi olan ailelerimiz dayanışma sayesinde ayakta kalıyor, aile fertleri birlik olunca sıkıntılar aşılıyorsa, dünyanın herhangi bir yerinde ihtiyaç sahibi masum ve mazlumlar için de tüm insanlığın dayanışma göstermesi gerekir. İnsanlığı ayakta tutacak olan din, dil, ırk ayrımına bakmadan sadece ve sadece insan olduğu için her zorlukta dayanışma sergilemektir. Bizim medeniyetimiz insanlığa zulmü değil kardeşliği öğütleyen ve yayan bir medeniyettir. ’Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ diyen bir inancın müntesipleriyiz” diye konuştu.
Türkiye’nin, yaş ortalamasının 30,5 ile oldukça genç ve dinamik bir ülke olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Bu durum güçlü bir gelecek inşasında, bugün yaş ortalamaları 50’ye dayanmış, giderek yaşlanan ve doğum oranları azalan gelişmiş ülkeler karşısında, ülkemizi oldukça avantajlı bir konuma taşıyor. Fakat bu avantajı gerçek anlamda kullanabilmek, kapsayıcı refah ile sürdürülebilir bir kalkınma inşasından ve çağın gerektirdiği donanımlara sahip olmaktan geçmektedir. Bugün kalkınma bağlamında üzerinde duracağımız hususlar da esasen refaha ulaşmada mevcut küresel kalkınma anlayışını ve Türkiye’nin bu kulvarda çabalarını bir nebze ortaya koymayı amaçlamaktadır” dedi.

“TİKA’nın tüm dünyada yürüttüğü projeler insanlığın umudunu yeşertmektedir”
Günümüzde çatışmalar ve acı içinde kıvranan insanlığın çaresizlik içinde yüzünü çevirdiği tek ülkenin Türkiye olması ve aziz Türk milletinin gözlerinin içine bakmasının, medeniyet ufkumuzun önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Çavuşoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Uhdemde bulunan TİKA’nın tüm dünyada yürüttüğü projeler insanlığın umudunu yeşertmektedir. Bosna’dan Arakan’a, Afrika ülkelerinden Kolombiya’ya, Özbekistan’a kadar büyük bir coğrafyadaki sömürge amaçlı gütmeyen, gerçek ihtiyaçlara cevap veren faaliyetleri, TİKA eliyle yıllık ortalama olarak iki bin proje yapılması bambaşka bir ufku yansıtmaktadır. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız YTB’nin faaliyetleriyle, dost eliyle dünyanın dört bir tarafında yurtdışında yaşayan 6 milyon vatandaşımıza ve akraba topluluklarını kucaklıyor olması, sahip çıkıyor olmamız, eğitim programlarımız, Türkiye burslarımız ve akademik çalışmaları destekleyen faaliyetler aracılığıyla uluslararası sahada eğitime katkılarımız etkin noktalara yükselmiştir. Bu noktada insani perspektifimizin temelinde gönülleri fethetmek bulunmaktadır.”

“Türkiye, küresel refaha ulaşmada samimi bir çaba ortaya koyduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir”
Bir hakikatin var olduğunu ve küreselleşen sorunların geleceğimizi tehdit ettiğine değinen Çavuşoğlu, “Ekonomik krizler, çevre felaketleri, eşitsizliklerin doğurduğu sosyal hareketler, savaşlara bağlı göçmen ve mülteci krizleri gibi pek çok konuda ’bize bir şey olmaz’ diyen bir ülkeden artık söz edemeyiz. Bugün dünyaya bakıldığında BM’ye üye 193 ülkenin 47’si En Az Gelişmiş Ülke (EAGÜ) statüsünde yani günlük geliri 2 doların altında olan, kırılgan iktisadi ve siyasi yapıya sahip ülkelerdir. Örneğin, 1,3 milyar nüfus ile dünyanın en zengin kaynaklarına sahip Afrika kıtasında 34 en az gelişmiş ülke (EAGÜ) bulunmaktadır. Yıllardır bu ülkelerin zengin yer üstü ve altı doğal kaynaklara sahip olduğu halde neden sefalet çektiği ve bir türlü kalkınamadığı sorusu üzerinde samimiyetle durulması gerekmektedir. Az gelişmiş her ülkenin yokluk, sefalet çeken ve cahil bırakılmış halkı, maalesef bir müddet sonra büyük güçlere taşeronluk yapan terör örgütlerinin tuzağına düşmektedir. Bugün küresel bir tehdit olarak görülen terörün, az gelişmişlik ile de arasında doğal bir ilişki olduğu unutulmamalıdır. 1950’den 1990’lı yılların başına kadar geçen sürede Türkiye’nin yaklaşık her on yılda bir derin ekonomik krize, 60’lardan sonra ise her on yılda bir askeri darbeler ile siyasi alanda müdahalelere maruz kaldığı ve kendi içine kapanmaya zorlandığı görülmektedir. Ancak bugün tablo hamdolsun hızla değişmiştir. Türkiye özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son dönemde küresel refaha ulaşmada samimi bir çaba ortaya koyduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir” diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu konuşmasında şunları kaydetti:
“Dünya Bankası’na göre üst-orta gelir grubu ülkeleri arasında yer alan ve dünyanın en büyük 17. ekonomisi olan ülkemiz sahip olduğu zenginliği samimiyet ve eşit ortaklık zemininde tüm dünya ile paylaşmaktadır. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren uluslararası kalkınma yardımlarında etkili olmaya başlayan ülkemiz, 2009 yılından bu yana BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından kalkınma işbirliğinde yükselen ülkeler (emerging donors) arasında gösterilmektedir. Ülkemizin kardeş ve dost ülkeler ile kalkınma işbirliği esasen 90’lı yıllarda başlamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası (1991) kurulan Türk cumhuriyetlerinde iktisadi, idari ve sosyal her alanda kurumsal altyapıların oluşturulması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu maksatla Türkiye gerekli desteği vermek için 1992 yılında Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı’nı (TİKA) kurmuştur. Bugün ülkemiz ulaşım, sağlık, kamu idaresi, mesleki eğitim, turizm, tekstil, inşaat, tarım, ormancılık ve sanayi gibi pek çok sektörde ciddi kapasite birikimine ulaşmıştır. Kapasitenin ve imkanların genişlemesi ile TİKA da sadece Orta Asya’da değil Balkanlar, Afrika ve Ortadoğu başta olmak üzere Güney Asya, Latin Amerika ve Pasifik’i kapsayacak şekilde 150’nin üzerinde ülkede kalkınma işbirliği faaliyetleri yürütmektedir. Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarının uygulanması ve koordinasyonundan sorumlu kurumu olan TİKA, tüm kamu kurum ve sivil kuruluşlarımızla işbirliğinde, bugüne kadar 20 binin üzerinde projeyi tamamlamış ve yılda ortalama 2 bin proje gerçekleştirmektedir. Projelerin en önemli yanı; insanın doğumundan ölümüne, hayatın her alanına ve gerçek ihtiyaçlara dokunmasıdır. Eğitim, sağlık, anne-çocuk sağlığı, kadının güçlendirilmesi, su ve sanitasyon gibi sosyal altyapılar ve hizmetler olmak üzere, istihdama, beşeri ve kurumsal kapasite birikimine katkı sağlayacak tarım, hayvancılık, ulaştırma, iletişim, turizm gibi pek çok hizmet ve üretim sektöründe projelerimiz bulunmaktadır. Tüm bu çalışmalarda ana gayemiz; dost ülkelerin sahip olduğu beşeri, doğal ve her türlü kaynağı kendi halkı için kullanabileceği altyapıların kurulmasına katkı sağlamak ve ülkemizin güvenilir bir işbirliği ortağı olduğunu göstermektir.”

“Türkiye insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın ’en cömert ülkesi’ olmuştur”
BM mülteci verilerine göre dünyanın en fazla sığınmacı barındıran ülkesi olan Türkiye’nin, 3,5 milyona yaklaşan rakam ile dünyadaki sığınmacıların % 16’sına ev sahipliği yaptığını vurgulayan Çavuşoğlu, “Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır da Türkiye insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın ’en cömert ülkesi’ olmuştur. 2016 yılında Türkiye, 6 milyar dolar insani yardım gerçekleştirerek, miktar bakımında dünyada 2., % 0,69 milli gelire oranla ise dünyada 1. olmuştur. OECD’ye göre, 2016 yılında 6,7 milyar dolara ulaşan Türkiye’nin Resmi Kalkınma Yardımlarının milli gelire oranı, %0,76 olmuş ve Türkiye BM Hedefi’ni geçen 8 ülkeden biri olmuştur. Pek çok gelişmiş ülkeyi geride bırakarak Türkiye’nin bu rakamlara ulaşmasının arkasında birçok hikaye yatmaktadır. Bu hikayelerde Somali’de, Myanmar’da, Filistin’de, Afganistan’da, Şili ve Filipinler gibi dünyanın en uzak coğrafyalarında dahi hayatına dokunulmuş insanlar bulabilirsiniz. Örneğin, halen devam eden Myanmar’daki Rohingya Müslümanlarının (Arakanlılar) dramında da Sayın Cumhurbaşkanımızın 30’a yakın ülke lideri ile yoğun diplomasi trafiği içinde görüşmesi sonucu, hızlı bir şekilde bölgeye ulaşan ilk ülke Türkiye olurken, Myanmar resmi makamlarınca Arakanlılara yardım yapma yetkisi verilen ilk kuruluş da TİKA olmuştur. Bugün Bangladeş sınırında kamplarda yaşayanlardan 30 bin kişiye günlük sıcak yemek çıkmakta ve çeşitli yardımlar devam etmektedir. Bu ne demektir: Türkiye, önce insan demektedir” şeklinde konuştu.
Gençlerin, geleceğe dair bakış açılarına ilişkin gençlere seslenen Çavuşoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Türkiye’nin yetiştirdiği büyük hukukçulardan Ordinaryüs Prof. Ali Fuat Başgil, gençlerimize tavsiyelerini kaleme aldığı ’Gençlerle Başbaşa’ yapıtında, muvaffak olma yolundaki ilk düşmanın tembellik olduğunu söyler. Tembelliğin ne denli zararlı olduğunu hepimiz biliriz ancak rahmetli Başgil, tembelliğin insanın karşısına nasıl sinsice çıktığını anlatırken, şöyle der: ’Tembelliğin adı havailiktir. Bir adı gevşeklik, bir adı hoppalık ve züppelik, bir adı uyuşukluk, üşengeçlik, keyfine düşkünlük, tenseverliktir. Tembellik herkesin karşısına her zaman aynı kılıkta çıkmaz. O mesleksiz aktör gibi daima rol değiştirir. Bazen samimi ve iyiliği sever bir dost tavrı alır. Bazen en meşru bir mazeret kılığına girer; hasta olur, yorgun düşer ve herkesi haline acındırır. Bazen tatlı bir dille konuşur ve gönül çeler.’ İşte bizler burada bahsedilen tembellik edebiyatından katiyen uzak durmalıyız. Gerçekten gençlerimizi bekleyen en sinsi tehlikelerden biri, geleceğimizi garanti altına alacak, milletimizi geçmişte ulaştığı ilmin zirvelerine taşıyacak gayretlerden ve çalışmaktan geri durmaktır.”
Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, öğretim görevlileri ve öğrencilerle birlikte toplantı salonuna geçerek öğrencilerle sohbet etti.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr

Tarih: 23.02.2018

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu Açıklaması

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Türkiye, Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın en cömert ülkesi olmuştur.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Türkiye, Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın en cömert ülkesi olmuştur.” dedi.

Çavuşoğlu, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Ana Bilim Dalında, “Gayrimenkul Sektör Seminerleri” açılış dersinde, aklın ve bilimin öncülük ettiği, tarihi değerlerini benimsemiş, uluslararası vizyon sahibi gençler yetiştirmeyi hedefleyen üniversitelerin önemine dikkati çekti.

Kendisinin de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bunun ayrıcalığını her zaman yaşadığını aktardı.

Çavuşoğlu, gayrimenkul yönetimi alanında, Türkiye’nin uluslararası akreditasyonu olan, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne başarılar diledi.

Bu alanda enstitülerin kurulduğunu, dünyanın önde gelen üniversitelerinde lisans ve lisansüstü eğitim programlarının yapıldığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin de bu alanda güçlü bir konuma geldiğini vurguladı.

Çavuşoğlu, inşaat ve gayrimenkul sektörünün son yıllarda Türkiye’nin ekonomik büyümesine önemli bir katkı sağladığına da işaret etti.

Artan konut ihtiyacının yanı sıra gecekondu ve çöküntü alanları ile afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi için geliştirilen projelerin inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin dinamosu olduğunu ifade eden Çavuşoğlu,Türk müteahhitlerinin bu alanda dünya ikincisi olduğunu bildirdi.

İnşaat ve gayrimenkul sektörlerindeki olumlu gelişmelerin ülke ekonomisine daha fazla katma değer kazandırması için imar, vergi, yönetim ve finans alanlarında yeni düzenlemelerin yapılmasına gereksinim bulunduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, “Bir hukukçu olarak, Türk Hukuk Mevzuatını incelediğimde, yüzlerce kanun ve yönetmelikte, hukuk mevzuatımızda bir literatür taraması yaparak gayrimenkul ile ilgili olan tüm kavramları, bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak, mevzuatımızı daha sade ve açık hale getirmeli, yeknesaklığı sağlamalıyız.” diye konuştu.

Bu konuda daha derinlemesine bir akademik araştırma yapılmasının ve taşınmaz hukukuyla ilgili bir üst komisyon oluşturularak gerekli düzenlemelerin yapılmasının önemine işaret eden Hakan Çavuşoğlu, taşınmaz hukuku ile ilgili tüm düzenlemelerin tek bir merkezden bu üst komisyon vasıtasıyla yapılması gerektiğine inandığını dile getirdi.

Çavuşoğlu, taşınmaz hukukunun bu şekilde daha sağlam ve sağlıklı bir zemine oturacağının altını çizdi.

Suriye’deki iç savaş

Suriye’de süren iç savaş nedeniyle 7 senedir büyük bir insanlık dramı yaşandığını dile getiren Çavuşoğlu, Türkiye’de bugün 3,5 milyon Suriyelinin hiçbir etnik ayrım yapılmaksızın yaşadığını anımsattı.

Çavuşoğlu, Suriyeli misafirlerin yeniden evlerine ve yurtlarına yerleşmeleri için iskan ve planlama çalışmalarının yapılması gerektiğini belirtti.

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, “Müntesibi olduğumuz medeniyet bir kardeşlik ve dayanışma medeniyetidir. Bizim inancımızın temelinde sevgi ve kardeşlik bulunur.” dedi.

Türkiye’nin 2017 yılı itibariyle yaş ortalaması 30,5 olan, oldukça genç ve dinamik bir ülke olduğunu aktaran Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

“Bu durum güçlü bir gelecek inşasında, bugün yaş ortalamaları 50’ye dayanmış, giderek yaşlanan ve doğum oranları azalan gelişmiş ülkeler karşısında, ülkemizi oldukça avantajlı bir konuma taşıyor. Fakat bu avantajı gerçek anlamda kullanabilmek, kapsayıcı refah ile sürdürülebilir bir kalkınma inşasından ve çağın gerektirdiği donanımlara sahip olmaktan geçmektedir.”

“TİKA insanlığın umudunu yeşertmektedir”

Kendisine bağlı olan TİKA’nın dünya genelinde yürüttüğü projelerle insanlığın umudunu yeşerttiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, “TİKA’nın Bosna’dan Arakan’a, Afrika ülkelerinden Kolombiya’ya, Özbekistan’a kadar büyük bir coğrafyadaki gerçek ihtiyaçlara cevap veren faaliyetleri, TİKA eliyle yıllık ortalama 2 bin proje yapılması bambaşka bir ufku yansıtmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının faaliyetlerine de değinen Çavuşoğlu, başkanlığın dost eliyle dünyanın dört bir tarafında yaşayan 6 milyon yurttaşı ve akraba topluluklarını kucakladığını bildirdi.

Çavuşoğlu, “Eğitim programlarımız, Türkiye burslarımız ve akademik çalışmaları destekleyen faaliyetler aracılığıyla uluslararası sahada eğitime katkılarımız etkin noktalara yükseldi.” ifadesini kullandı.

“BM’ye üye 193 ülkenin 47’si en az gelişmiş ülke”

“Bugün bir hakikat vardır ki küreselleşen sorunlar geleceğimizi tehdit ediyor.” diyen Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Ekonomik krizler, çevre felaketleri, eşitsizliklerin doğurduğu sosyal hareketler, savaşlara bağlı göçmen ve mülteci krizleri gibi pek çok konuda ‘bize birşey olmaz’ diyen bir ülkeden artık söz edemeyiz.” değerlendirmesini yaptı.

Bugün dünyaya bakıldığında BM’ye üye 193 ülkenin 47’sinin en az gelişmiş ülke olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Yani günlük geliri 2 doların altında olan, kırılgan iktisadi ve siyasi yapıya sahip ülkelerdir. Örneğin, 1,3 milyar nüfus ile dünyanın en zengin kaynaklarına sahip Afrika kıtasında 34 en az gelişmiş ülke bulunmaktadır. Yıllardır bu ülkelerin zengin yer üstü ve altı doğal kaynaklara sahip olduğu halde neden sefalet çektiği ve bir türlü kalkınamadığı sorusu üzerinde samimiyetle durulması gerekmektedir. Az gelişmiş her ülkenin yokluk, sefalet çeken ve cahil bırakılmış halkı, maalesef bir müddet sonra büyük güçlere taşeronluk yapan terör örgütlerinin tuzağına düşmektedir. Bugün küresel bir tehdit olarak görülen terörün, az gelişmişlikle doğal bir ilişki olduğu unutulmamalıdır.”

Türkiye’nin de 1950’den 1990’lı yılların başına kadar geçen sürede her 10 yılda bir derin ekonomik krize, 60’lardan sonra ise her 10 yılda bir askeri darbeler ile siyasi alana müdahalelere maruz kaldığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin kendi içine kapanmaya zorlandığını anlattı.

Çavuşoğlu, şunları söyledi:

“Bugün tablo hızla değişmiştir. Türkiye özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son dönemde küresel refaha ulaşmada samimi bir çaba ortaya koyduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.

Ne mutlu bize ki ülkemiz, geçmiş ile kıyas götürmeyecek şekilde bugün prangalarından tek tek kurtulmakta ve daha istikrarlı bir yola girmiş durumdadır. Siyasi ve ekonomik istikrarın ve kalkınmacı devlet anlayışının getirdiği ivme ile Türkiye, her alanda kendine özgü başarı hikayesini ortaya koymaktadır. Küresel kalkınma iş birliği alanı da bunların başında gelmektedir. Dünya Bankası’na göre üst-orta gelir grubu ülkeler arasında yer alan ve dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi olan ülkemiz, sahip olduğu zenginliği samimiyet ve eşit ortaklık zemininde tüm dünya ile paylaşmaktadır. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren uluslararası kalkınma yardımlarında etkili olmaya başlayan ülkemiz, 2009 yılından bu yana BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından kalkınma işbirliğinde yükselen ülkeler arasında gösterilmektedir.”

Hakan Çavuşoğlu, 1992’de kurulan TİKA’nın 150’nin üzerinde ülkede kalkınma iş birliği faaliyetleri yürüttüğünü aktarırken, 58 ülkede ise 60 TİKA ofisi bulunduğunu bildirdi.

TİKA’nın bugüne kadar 20 binin üzerinde projeyi tamamlamış ve yılda ortalama 2 bin proje gerçekleştirdiğinin altını çizen Çavuşoğlu, projelerin en önemli yanının ise insanın doğumundan ölümüne, hayatın her alanına ve gerçek ihtiyaçlara dokunması olduğunu söyledi.

En cömert ülke

BM mülteci verilerine göre dünyanın en fazla sığınmacı barındıran ülkenin Türkiye olduğunu bildiren Çavuşoğlu, Türkiye’nin 3,5 milyona yaklaşan rakam ile dünyadaki sığınmacıların yüzde 16’sına ev sahipliği yaptığına işaret etti.

“Türkiye, Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın en cömert ülkesi olmuştur.” diyen Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye 2016’da 6 milyar dolar insani yardım gerçekleştirerek, miktar bakımında dünyada ikinci, milli gelire oranla ise dünyada birinci olmuştur. Pek çok gelişmiş ülkeyi geride bırakarak Türkiye’nin bu rakamlara ulaşmasının arkasında birçok hikaye yatmaktadır. Bu hikayelerde Somali’de, Myanmar’da, Filistin’de, Afganistan’da, Şili ve Filipinler gibi dünyanın en uzak Myanmar resmi makamlarınca Arakanlılara yardım yapma yetkisi verilen ilk kuruluş da TİKA olmuştur. Bugün Bangladeş sınırında kamplarda yaşayanlardan 30 bin kişiye günlük sıcak yemek çıkmakta ve çeşitli yardımlar devam etmektedir. Bu ne demektir? Türkiye, önce insan demektedir.

2011 yılında İstanbul’da gerçekleşen En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı’nda, yılda 200 milyon dolar yardım taahhüdü verilmiştir. O yıldan bu yana en az gelişmiş ülkelere yapılan kalkınma yardımı miktarı 1,5 milyar doları aşmıştır. Türkiye’nin bu adımları, daha fazla küresel rol almasını sağlamış ve başta BM Zirveleri olmak üzere, En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı, 2016 yılında İstanbul’da gerçekleşen Dünya İnsani Zirvesi gibi üst düzey uluslararası platformlara ülkemiz ev sahipliği yapar olmuştur.”

Gençlere tavsiyelerde de bulunan Çavuşoğlu, Türkiye’nin yetiştirdiği büyük hukukçulardan Prof. Ali Fuat Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” yapıtında, muvaffak olma yolundaki ilk düşmanın tembellik olduğunu söylediğini anlattı.

Çavuşoğlu, “Tembellik edebiyatından katiyen uzak durmalıyız. Gerçekten gençlerimizi bekleyen en sinsi tehlikelerden biri, geleceğimizi garanti altına alacak, milletimizi geçmişte ulaştığı ilmin zirvelerine taşıyacak gayretlerden ve çalışmaktan geri durmaktır. Çağımızda herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir gerçek var ki, bilgi güçtür. O halde güçlü olmak için, milletinizi, medeniyetinizi, varlığınızı diri ve güçlü tutmak için yapmanız gereken en temel eylem, bilgiye ulaşmaktır.” tavsiyelerinde bulundu.

Hakan Çavuşoğlu, konuşmasının ardından gençlerle çay içip sohbet etti.

Kaynak: https://www.haberler.com

Tarih: 23.02.2018

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu:

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Türkiye, Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın en cömert ülkesi olmuştur.” dedi.

Çavuşoğlu, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Ana Bilim Dalında, “Gayrimenkul Sektör Seminerleri” açılış dersinde, aklın ve bilimin öncülük ettiği, tarihi değerlerini benimsemiş, uluslararası vizyon sahibi gençler yetiştirmeyi hedefleyen üniversitelerin önemine dikkati çekti.

Kendisinin de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bunun ayrıcalığını her zaman yaşadığını aktardı.

Çavuşoğlu, gayrimenkul yönetimi alanında, Türkiye’nin uluslararası akreditasyonu olan, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne başarılar diledi.

Bu alanda enstitülerin kurulduğunu, dünyanın önde gelen üniversitelerinde lisans ve lisansüstü eğitim programlarının yapıldığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin de bu alanda güçlü bir konuma geldiğini vurguladı.

Çavuşoğlu, inşaat ve gayrimenkul sektörünün son yıllarda Türkiye’nin ekonomik büyümesine önemli bir katkı sağladığına da işaret etti.

Artan konut ihtiyacının yanı sıra gecekondu ve çöküntü alanları ile afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi için geliştirilen projelerin inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin dinamosu olduğunu ifade eden Çavuşoğlu,Türk müteahhitlerinin bu alanda dünya ikincisi olduğunu bildirdi.

İnşaat ve gayrimenkul sektörlerindeki olumlu gelişmelerin ülke ekonomisine daha fazla katma değer kazandırması için imar, vergi, yönetim ve finans alanlarında yeni düzenlemelerin yapılmasına gereksinim bulunduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, “Bir hukukçu olarak, Türk Hukuk Mevzuatını incelediğimde, yüzlerce kanun ve yönetmelikte, hukuk mevzuatımızda bir literatür taraması yaparak gayrimenkul ile ilgili olan tüm kavramları, bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak, mevzuatımızı daha sade ve açık hale getirmeli, yeknesaklığı sağlamalıyız.” diye konuştu.

Bu konuda daha derinlemesine bir akademik araştırma yapılmasının ve taşınmaz hukukuyla ilgili bir üst komisyon oluşturularak gerekli düzenlemelerin yapılmasının önemine işaret eden Hakan Çavuşoğlu, taşınmaz hukuku ile ilgili tüm düzenlemelerin tek bir merkezden bu üst komisyon vasıtasıyla yapılması gerektiğine inandığını dile getirdi.

Çavuşoğlu, taşınmaz hukukunun bu şekilde daha sağlam ve sağlıklı bir zemine oturacağının altını çizdi.

– Suriye’deki iç savaş

Suriye’de süren iç savaş nedeniyle 7 senedir büyük bir insanlık dramı yaşandığını dile getiren Çavuşoğlu, Türkiye’de bugün 3,5 milyon Suriyelinin hiçbir etnik ayrım yapılmaksızın yaşadığını anımsattı.

Çavuşoğlu, Suriyeli misafirlerin yeniden evlerine ve yurtlarına yerleşmeleri için iskan ve planlama çalışmalarının yapılması gerektiğini belirtti.

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, “Müntesibi olduğumuz medeniyet bir kardeşlik ve dayanışma medeniyetidir. Bizim inancımızın temelinde sevgi ve kardeşlik bulunur.” dedi.

Türkiye’nin 2017 yılı itibariyle yaş ortalaması 30,5 olan, oldukça genç ve dinamik bir ülke olduğunu aktaran Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

“Bu durum güçlü bir gelecek inşasında, bugün yaş ortalamaları 50’ye dayanmış, giderek yaşlanan ve doğum oranları azalan gelişmiş ülkeler karşısında, ülkemizi oldukça avantajlı bir konuma taşıyor. Fakat bu avantajı gerçek anlamda kullanabilmek, kapsayıcı refah ile sürdürülebilir bir kalkınma inşasından ve çağın gerektirdiği donanımlara sahip olmaktan geçmektedir.”

– “TİKA insanlığın umudunu yeşertmektedir”

Kendisine bağlı olan TİKA’nın dünya genelinde yürüttüğü projelerle insanlığın umudunu yeşerttiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, “TİKA’nın Bosna’dan Arakan’a, Afrika ülkelerinden Kolombiya’ya, Özbekistan’a kadar büyük bir coğrafyadaki gerçek ihtiyaçlara cevap veren faaliyetleri, TİKA eliyle yıllık ortalama 2 bin proje yapılması bambaşka bir ufku yansıtmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının faaliyetlerine de değinen Çavuşoğlu, başkanlığın dost eliyle dünyanın dört bir tarafında yaşayan 6 milyon yurttaşı ve akraba topluluklarını kucakladığını bildirdi.

Çavuşoğlu, “Eğitim programlarımız, Türkiye burslarımız ve akademik çalışmaları destekleyen faaliyetler aracılığıyla uluslararası sahada eğitime katkılarımız etkin noktalara yükseldi.” ifadesini kullandı.

– “BM’ye üye 193 ülkenin 47’si en az gelişmiş ülke”

“Bugün bir hakikat vardır ki küreselleşen sorunlar geleceğimizi tehdit ediyor.” diyen Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Ekonomik krizler, çevre felaketleri, eşitsizliklerin doğurduğu sosyal hareketler, savaşlara bağlı göçmen ve mülteci krizleri gibi pek çok konuda ‘bize birşey olmaz’ diyen bir ülkeden artık söz edemeyiz.” değerlendirmesini yaptı.

Bugün dünyaya bakıldığında BM’ye üye 193 ülkenin 47’sinin en az gelişmiş ülke olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Yani günlük geliri 2 doların altında olan, kırılgan iktisadi ve siyasi yapıya sahip ülkelerdir. Örneğin, 1,3 milyar nüfus ile dünyanın en zengin kaynaklarına sahip Afrika kıtasında 34 en az gelişmiş ülke bulunmaktadır. Yıllardır bu ülkelerin zengin yer üstü ve altı doğal kaynaklara sahip olduğu halde neden sefalet çektiği ve bir türlü kalkınamadığı sorusu üzerinde samimiyetle durulması gerekmektedir. Az gelişmiş her ülkenin yokluk, sefalet çeken ve cahil bırakılmış halkı, maalesef bir müddet sonra büyük güçlere taşeronluk yapan terör örgütlerinin tuzağına düşmektedir. Bugün küresel bir tehdit olarak görülen terörün, az gelişmişlikle doğal bir ilişki olduğu unutulmamalıdır.”

Türkiye’nin de 1950’den 1990’lı yılların başına kadar geçen sürede her 10 yılda bir derin ekonomik krize, 60’lardan sonra ise her 10 yılda bir askeri darbeler ile siyasi alana müdahalelere maruz kaldığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin kendi içine kapanmaya zorlandığını anlattı.

Çavuşoğlu, şunları söyledi:

“Bugün tablo hızla değişmiştir. Türkiye özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son dönemde küresel refaha ulaşmada samimi bir çaba ortaya koyduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.

Ne mutlu bize ki ülkemiz, geçmiş ile kıyas götürmeyecek şekilde bugün prangalarından tek tek kurtulmakta ve daha istikrarlı bir yola girmiş durumdadır. Siyasi ve ekonomik istikrarın ve kalkınmacı devlet anlayışının getirdiği ivme ile Türkiye, her alanda kendine özgü başarı hikayesini ortaya koymaktadır. Küresel kalkınma iş birliği alanı da bunların başında gelmektedir. Dünya Bankası’na göre üst-orta gelir grubu ülkeler arasında yer alan ve dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi olan ülkemiz, sahip olduğu zenginliği samimiyet ve eşit ortaklık zemininde tüm dünya ile paylaşmaktadır. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren uluslararası kalkınma yardımlarında etkili olmaya başlayan ülkemiz, 2009 yılından bu yana BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından kalkınma işbirliğinde yükselen ülkeler arasında gösterilmektedir.”

Hakan Çavuşoğlu, 1992’de kurulan TİKA’nın 150’nin üzerinde ülkede kalkınma iş birliği faaliyetleri yürüttüğünü aktarırken, 58 ülkede ise 60 TİKA ofisi bulunduğunu bildirdi.

TİKA’nın bugüne kadar 20 binin üzerinde projeyi tamamlamış ve yılda ortalama 2 bin proje gerçekleştirdiğinin altını çizen Çavuşoğlu, projelerin en önemli yanının ise insanın doğumundan ölümüne, hayatın her alanına ve gerçek ihtiyaçlara dokunması olduğunu söyledi.

– En cömert ülke

BM mülteci verilerine göre dünyanın en fazla sığınmacı barındıran ülkenin Türkiye olduğunu bildiren Çavuşoğlu, Türkiye’nin 3,5 milyona yaklaşan rakam ile dünyadaki sığınmacıların yüzde 16’sına ev sahipliği yaptığına işaret etti.

“Türkiye, Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın en cömert ülkesi olmuştur.” diyen Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye 2016’da 6 milyar dolar insani yardım gerçekleştirerek, miktar bakımında dünyada ikinci, milli gelire oranla ise dünyada birinci olmuştur. Pek çok gelişmiş ülkeyi geride bırakarak Türkiye’nin bu rakamlara ulaşmasının arkasında birçok hikaye yatmaktadır. Bu hikayelerde Somali’de, Myanmar’da, Filistin’de, Afganistan’da, Şili ve Filipinler gibi dünyanın en uzak Myanmar resmi makamlarınca Arakanlılara yardım yapma yetkisi verilen ilk kuruluş da TİKA olmuştur. Bugün Bangladeş sınırında kamplarda yaşayanlardan 30 bin kişiye günlük sıcak yemek çıkmakta ve çeşitli yardımlar devam etmektedir. Bu ne demektir? Türkiye, önce insan demektedir.

2011 yılında İstanbul’da gerçekleşen En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı’nda, yılda 200 milyon dolar yardım taahhüdü verilmiştir. O yıldan bu yana en az gelişmiş ülkelere yapılan kalkınma yardımı miktarı 1,5 milyar doları aşmıştır. Türkiye’nin bu adımları, daha fazla küresel rol almasını sağlamış ve başta BM Zirveleri olmak üzere, En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı, 2016 yılında İstanbul’da gerçekleşen Dünya İnsani Zirvesi gibi üst düzey uluslararası platformlara ülkemiz ev sahipliği yapar olmuştur.”

Gençlere tavsiyelerde de bulunan Çavuşoğlu, Türkiye’nin yetiştirdiği büyük hukukçulardan Prof. Ali Fuat Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” yapıtında, muvaffak olma yolundaki ilk düşmanın tembellik olduğunu söylediğini anlattı.

Çavuşoğlu, “Tembellik edebiyatından katiyen uzak durmalıyız. Gerçekten gençlerimizi bekleyen en sinsi tehlikelerden biri, geleceğimizi garanti altına alacak, milletimizi geçmişte ulaştığı ilmin zirvelerine taşıyacak gayretlerden ve çalışmaktan geri durmaktır. Çağımızda herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir gerçek var ki, bilgi güçtür. O halde güçlü olmak için, milletinizi, medeniyetinizi, varlığınızı diri ve güçlü tutmak için yapmanız gereken en temel eylem, bilgiye ulaşmaktır.” tavsiyelerinde bulundu.

Hakan Çavuşoğlu, konuşmasının ardından gençlerle çay içip sohbet etti.

Kaynak: http://www.haberturk.com

Tarih: 23.02.2018

Çavuşoğlu, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Sektör Seminerleri açılış dersinde

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Türkiye, Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın en cömert ülkesi olmuştur.” dedi.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Türkiye, Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın en cömert ülkesi olmuştur.” dedi.

Çavuşoğlu, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Ana Bilim Dalında, “Gayrimenkul Sektör Seminerleri” açılış dersinde, aklın ve bilimin öncülük ettiği, tarihi değerlerini benimsemiş, uluslararası vizyon sahibi gençler yetiştirmeyi hedefleyen üniversitelerin önemine dikkati çekti.

Kendisinin de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bunun ayrıcalığını her zaman yaşadığını aktardı.

Çavuşoğlu, gayrimenkul yönetimi alanında, Türkiye’nin uluslararası akreditasyonu olan, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne başarılar diledi.

Bu alanda enstitülerin kurulduğunu, dünyanın önde gelen üniversitelerinde lisans ve lisansüstü eğitim programlarının yapıldığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin de bu alanda güçlü bir konuma geldiğini vurguladı.

Çavuşoğlu, inşaat ve gayrimenkul sektörünün son yıllarda Türkiye’nin ekonomik büyümesine önemli bir katkı sağladığına da işaret etti.

Artan konut ihtiyacının yanı sıra gecekondu ve çöküntü alanları ile afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi için geliştirilen projelerin inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin dinamosu olduğunu ifade eden Çavuşoğlu,Türk müteahhitlerinin bu alanda dünya ikincisi olduğunu bildirdi.

İnşaat ve gayrimenkul sektörlerindeki olumlu gelişmelerin ülke ekonomisine daha fazla katma değer kazandırması için imar, vergi, yönetim ve finans alanlarında yeni düzenlemelerin yapılmasına gereksinim bulunduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, “Bir hukukçu olarak, Türk Hukuk Mevzuatını incelediğimde, yüzlerce kanun ve yönetmelikte, hukuk mevzuatımızda bir literatür taraması yaparak gayrimenkul ile ilgili olan tüm kavramları, bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak, mevzuatımızı daha sade ve açık hale getirmeli, yeknesaklığı sağlamalıyız.” diye konuştu.

Bu konuda daha derinlemesine bir akademik araştırma yapılmasının ve taşınmaz hukukuyla ilgili bir üst komisyon oluşturularak gerekli düzenlemelerin yapılmasının önemine işaret eden Hakan Çavuşoğlu, taşınmaz hukuku ile ilgili tüm düzenlemelerin tek bir merkezden bu üst komisyon vasıtasıyla yapılması gerektiğine inandığını dile getirdi.

Çavuşoğlu, taşınmaz hukukunun bu şekilde daha sağlam ve sağlıklı bir zemine oturacağının altını çizdi.

Suriye’deki iç savaş

Suriye’de süren iç savaş nedeniyle 7 senedir büyük bir insanlık dramı yaşandığını dile getiren Çavuşoğlu, Türkiye’de bugün 3,5 milyon Suriyelinin hiçbir etnik ayrım yapılmaksızın yaşadığını anımsattı.

Çavuşoğlu, Suriyeli misafirlerin yeniden evlerine ve yurtlarına yerleşmeleri için iskan ve planlama çalışmalarının yapılması gerektiğini belirtti.

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, “Müntesibi olduğumuz medeniyet bir kardeşlik ve dayanışma medeniyetidir. Bizim inancımızın temelinde sevgi ve kardeşlik bulunur.” dedi.

Türkiye’nin 2017 yılı itibariyle yaş ortalaması 30,5 olan, oldukça genç ve dinamik bir ülke olduğunu aktaran Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

“Bu durum güçlü bir gelecek inşasında, bugün yaş ortalamaları 50’ye dayanmış, giderek yaşlanan ve doğum oranları azalan gelişmiş ülkeler karşısında, ülkemizi oldukça avantajlı bir konuma taşıyor. Fakat bu avantajı gerçek anlamda kullanabilmek, kapsayıcı refah ile sürdürülebilir bir kalkınma inşasından ve çağın gerektirdiği donanımlara sahip olmaktan geçmektedir.”

“TİKA insanlığın umudunu yeşertmektedir”

Kendisine bağlı olan TİKA’nın dünya genelinde yürüttüğü projelerle insanlığın umudunu yeşerttiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, “TİKA’nın Bosna’dan Arakan’a, Afrika ülkelerinden Kolombiya’ya, Özbekistan’a kadar büyük bir coğrafyadaki gerçek ihtiyaçlara cevap veren faaliyetleri, TİKA eliyle yıllık ortalama 2 bin proje yapılması bambaşka bir ufku yansıtmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının faaliyetlerine de değinen Çavuşoğlu, başkanlığın dost eliyle dünyanın dört bir tarafında yaşayan 6 milyon yurttaşı ve akraba topluluklarını kucakladığını bildirdi.

Çavuşoğlu, “Eğitim programlarımız, Türkiye burslarımız ve akademik çalışmaları destekleyen faaliyetler aracılığıyla uluslararası sahada eğitime katkılarımız etkin noktalara yükseldi.” ifadesini kullandı.

“BM’ye üye 193 ülkenin 47’si en az gelişmiş ülke”

“Bugün bir hakikat vardır ki küreselleşen sorunlar geleceğimizi tehdit ediyor.” diyen Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Ekonomik krizler, çevre felaketleri, eşitsizliklerin doğurduğu sosyal hareketler, savaşlara bağlı göçmen ve mülteci krizleri gibi pek çok konuda ‘bize birşey olmaz’ diyen bir ülkeden artık söz edemeyiz.” değerlendirmesini yaptı.

Bugün dünyaya bakıldığında BM’ye üye 193 ülkenin 47’sinin en az gelişmiş ülke olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Yani günlük geliri 2 doların altında olan, kırılgan iktisadi ve siyasi yapıya sahip ülkelerdir. Örneğin, 1,3 milyar nüfus ile dünyanın en zengin kaynaklarına sahip Afrika kıtasında 34 en az gelişmiş ülke bulunmaktadır. Yıllardır bu ülkelerin zengin yer üstü ve altı doğal kaynaklara sahip olduğu halde neden sefalet çektiği ve bir türlü kalkınamadığı sorusu üzerinde samimiyetle durulması gerekmektedir. Az gelişmiş her ülkenin yokluk, sefalet çeken ve cahil bırakılmış halkı, maalesef bir müddet sonra büyük güçlere taşeronluk yapan terör örgütlerinin tuzağına düşmektedir. Bugün küresel bir tehdit olarak görülen terörün, az gelişmişlikle doğal bir ilişki olduğu unutulmamalıdır.”

Türkiye’nin de 1950’den 1990’lı yılların başına kadar geçen sürede her 10 yılda bir derin ekonomik krize, 60’lardan sonra ise her 10 yılda bir askeri darbeler ile siyasi alana müdahalelere maruz kaldığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin kendi içine kapanmaya zorlandığını anlattı.

Çavuşoğlu, şunları söyledi:

“Bugün tablo hızla değişmiştir. Türkiye özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son dönemde küresel refaha ulaşmada samimi bir çaba ortaya koyduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.

Ne mutlu bize ki ülkemiz, geçmiş ile kıyas götürmeyecek şekilde bugün prangalarından tek tek kurtulmakta ve daha istikrarlı bir yola girmiş durumdadır. Siyasi ve ekonomik istikrarın ve kalkınmacı devlet anlayışının getirdiği ivme ile Türkiye, her alanda kendine özgü başarı hikayesini ortaya koymaktadır. Küresel kalkınma iş birliği alanı da bunların başında gelmektedir. Dünya Bankası’na göre üst-orta gelir grubu ülkeler arasında yer alan ve dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi olan ülkemiz, sahip olduğu zenginliği samimiyet ve eşit ortaklık zemininde tüm dünya ile paylaşmaktadır. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren uluslararası kalkınma yardımlarında etkili olmaya başlayan ülkemiz, 2009 yılından bu yana BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından kalkınma işbirliğinde yükselen ülkeler arasında gösterilmektedir.”

Hakan Çavuşoğlu, 1992’de kurulan TİKA’nın 150’nin üzerinde ülkede kalkınma iş birliği faaliyetleri yürüttüğünü aktarırken, 58 ülkede ise 60 TİKA ofisi bulunduğunu bildirdi.

 TİKA’nın bugüne kadar 20 binin üzerinde projeyi tamamlamış ve yılda ortalama 2 bin proje gerçekleştirdiğinin altını çizen Çavuşoğlu, projelerin en önemli yanının ise insanın doğumundan ölümüne, hayatın her alanına ve gerçek ihtiyaçlara dokunması olduğunu söyledi.

En cömert ülke

BM mülteci verilerine göre dünyanın en fazla sığınmacı barındıran ülkenin Türkiye olduğunu bildiren Çavuşoğlu, Türkiye’nin 3,5 milyona yaklaşan rakam ile dünyadaki sığınmacıların yüzde 16’sına ev sahipliği yaptığına işaret etti.

“Türkiye, Küresel İnsani Yardım Raporuna göre son 2 yıldır insani yardımlarda milli gelire oranla dünyanın en cömert ülkesi olmuştur.” diyen Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye 2016’da 6 milyar dolar insani yardım gerçekleştirerek, miktar bakımında dünyada ikinci, milli gelire oranla ise dünyada birinci olmuştur. Pek çok gelişmiş ülkeyi geride bırakarak Türkiye’nin bu rakamlara ulaşmasının arkasında birçok hikaye yatmaktadır. Bu hikayelerde Somali’de, Myanmar’da, Filistin’de, Afganistan’da, Şili ve Filipinler gibi dünyanın en uzak Myanmar resmi makamlarınca Arakanlılara yardım yapma yetkisi verilen ilk kuruluş da TİKA olmuştur. Bugün Bangladeş sınırında kamplarda yaşayanlardan 30 bin kişiye günlük sıcak yemek çıkmakta ve çeşitli yardımlar devam etmektedir. Bu ne demektir? Türkiye, önce insan demektedir.

2011 yılında İstanbul’da gerçekleşen En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı’nda, yılda 200 milyon dolar yardım taahhüdü verilmiştir. O yıldan bu yana en az gelişmiş ülkelere yapılan kalkınma yardımı miktarı 1,5 milyar doları aşmıştır. Türkiye’nin bu adımları, daha fazla küresel rol almasını sağlamış ve başta BM Zirveleri olmak üzere, En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı, 2016 yılında İstanbul’da gerçekleşen Dünya İnsani Zirvesi gibi üst düzey uluslararası platformlara ülkemiz ev sahipliği yapar olmuştur.”

Gençlere tavsiyelerde de bulunan Çavuşoğlu, Türkiye’nin yetiştirdiği büyük hukukçulardan Prof. Ali Fuat Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” yapıtında, muvaffak olma yolundaki ilk düşmanın tembellik olduğunu söylediğini anlattı.

Çavuşoğlu, “Tembellik edebiyatından katiyen uzak durmalıyız. Gerçekten gençlerimizi bekleyen en sinsi tehlikelerden biri, geleceğimizi garanti altına alacak, milletimizi geçmişte ulaştığı ilmin zirvelerine taşıyacak gayretlerden ve çalışmaktan geri durmaktır. Çağımızda herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir gerçek var ki, bilgi güçtür. O halde güçlü olmak için, milletinizi, medeniyetinizi, varlığınızı diri ve güçlü tutmak için yapmanız gereken en temel eylem, bilgiye ulaşmaktır.” tavsiyelerinde bulundu.

Hakan Çavuşoğlu, konuşmasının ardından gençlerle çay içip sohbet etti.

 

Kaynak: http://www.enpolitik.com

Tarih: 23.02.2018

Yüksek Binalarla Şehri Boğmamak Gerek

Gayrimenkul sektörü temsilcileri ve akademisyenlerle bir araya gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, “ Çok büyük binalarla şehri boğmamak gerekiyor” dedi.

"Yüksek Binalarla Şehri Boğmamak Gerek"

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nın ev sahipliğinde başkentte gerçekleştirilen konferansta; gayrimenkul sektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldiler.

Sabah Gazetesi’nde yer alan habere göre; kentsel dönüşümün ve insan odaklı projelerin masaya yatırıldığı konferansta açıklamalar yapan  Ankara  Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna, kentsel dönüşüm ihtiyacının neden doğduğu, mevcut sıkıntıların çözümü ve yeni sıkıntıların oluşmaması için neler yapılması gerektiği konusunda görüşlerini dile getirdi.

İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar ve İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü de sözlerine ekleyenTuna, “O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise Demetevler Mahallesi’dir. Burası o zamanki İmar ve İskan Bakanlığı’nın hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur…” dedi.

Yüksek bina uyarısı
Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini de sözlerine ekleyen Başkan Tuna ayrıca, ” Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var, vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam, ‘bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim, 10 katlı bina olsun, yarısını alayım’ diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://www.yapi.com.tr

Tarih: 05.02.2018

Bakan Özhaseki: “İnşaat sektörüyle ilgili ciddi adımlar atmamız lazım”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nin 10. yılı nedeniyle…

Bakan Özhaseki: “İnşaat sektörüyle ilgili ciddi adımlar atmamız lazım”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nin 10. yılı nedeniyle düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, yerel yönetimlerin güçlenmesiyle belediye başkanlarının da eğitimli olması gerektiğini ve bu konuda bir takım kriterlerin, bilimsel bir altyapının oluşması gerektiğini söyledi. Gelinen noktada yerel yönetimlerin güçlendiğini ve belediye başkanlarının şehirde bulunan her şeyden sorumlu olduğunu belirten Özhaseki, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda da bulundu.

“İnşaat konusunda hepimizin ciddi düşünmesi gerekiyor ”

Önümüzdeki yıllara damga vuran sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımların geldiğine dikkat çeken Özhaseki, “Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de yılda kaç konut satılmış diye baktım ve 2011 yılında 997 bin konut el değiştirmiş, 2015 yılına geldiğimizde 1 milyon 289 bin konut el değiştirmiş. İnşaat sektörü ile ilgili hepimizin ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor. Yapılması gerekenleri kendi içimizde çalıştık ve şehircilik şurasıyla toplanmamız lazım dedik ve 10 ay sürdü. Birincisi, kentsel dönüşüm bizim birinci gündemimizdi, ikincisi özellikle günümüzde yerel yönetimlerin rolünü çalıştık. Üçüncüsü, göç ve uyum meselesi hakkında kafa yorduk, dördüncüsü kimlik sorunumuz var ve bu konudaki vizyonlarımızı ortaya koymamız lazım. Sonuç bildirgesi hazırlandı ve kendi bakanlığımız içerisinde çıkan sonuçları ilgili bölümlerimizin hepsine havale ettik. Kentsel dönüşüm konusunda ciddi çalışmalar yaptık. Bu yıl içerisindeki meclis çalışma takviminde çıkartmayı düşünüyoruz. İmar denetimleri ile ilgili yasayı değiştiriyoruz. Önceden insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhit ile anlaşmaya çalıyor ve yasa bir de o binayı denetleyecek bir denetim firması lazım diyor. Fakat ev sahibi müteahhide sen yapı denetiminin masrafını ver, ben vermem diyor. O zaman da müteahhit gidip yapı denetim firması ile anlaşıyor. Kim kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir. Bunların hepsini hazırladık. Akıllı kimlikli şehirler nasıl olur, yeşil şehirler nasıl olurun da çalışıldığı bir ortam doğdu” diye konuştu.

Kaynak: http://www.emlaktafark.com

Tarih: 04.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Karadağ:- “Gayrimenkul geliştirme ve gayrimenkul finansmanı yoğunlaştığımız ana alanlardan birisi. Bu alanda kentsel dönüşüm finansmanında gayrimenkul sertifikalarının daha aktif kullanımını öngören bir mevzuat çalışm

ANKARA (AA) – Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, gayrimenkul geliştirme ve gayrimenkul finansmanının, üzerinde yoğunlaştıkları ana alanlardan biri olduğunu belirterek, “Kentsel dönüşüm finansmanında gayrimenkul sertifikaların daha aktif kullanımını öngören bir mevzuat çalışmasını tamamladık.” dedi.

Karadağ, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda, Borsa İstanbul olarak ülkenin ekonomisine, finansmanına ve kalkınmasına sürdürebilir finans desteği vermeye çalıştıklarını söyledi.

Türkiye’de 2016’da yaşanan şokların ve siyasi olayların ekonomide bir yavaşlamaya sebep olduğunu hatırlatan Karadağ, geçen yıl dünyada ilk sıraya yerleşen büyüme performansıyla ülke ekonomisinin çok güçlü bir toparlanma süreci yaşadığını bildirdi.

Karadağ, gayrimenkul sektörünün sağlıklı, sürdürülebilir kentler ve projeler yapabilirse, ekonomik kalkınmaya desteğinin çok daha iyi boyutlara geleceğini anlattı.

Türkiye’nin geçen yılki büyüme performansına bankacılık merkezli fonlamanın katkıda bulunduğuna dikkati çeken Karadağ, şöyle devam etti:

“Bu fonlama darbe teşebbüsünün, terör olaylarının, Rusya krizinin etkilerinin kapatılmasında, yaralarının sarılmasında ve işletmelerin sürekliliğinin sağlanmasında çok ciddi bir toparlama sağlamış oldu. Bankacılık merkezli finansmanda da sınırları ciddi anlamda zorladığımız bir döneme geldik. Artık ne yapmamız lazım? Mevduat kredi oranlarının yüzde 120’leri, 140’ları zorladığı bir alanda artık bankacılık merkezli finansmanla gayrimenkul sektörü dahil, ekonomimizin finansmanını sürdürülebilir kılamayız. Sorunlar yaşamaya başladık. Mali tablolarımızda hem bankacılık hem sektörel hem firma bazında yoğun faiz ödemeleri ve kur riski artık yönetilmez oldu. Ne yapacağız? Tekrar yeni keşifler değil, herkesin yaptığı gibi biz de yoğun olarak sermaye piyasalarına yöneleceğiz. Kendimize göre dizayn edilmiş, zenginleştirilmiş sermaye piyasa ürünleriyle ekonomimizin sürdürülebilir ve uzun dönemli finansmanına katkı vereceğiz.”

Karadağ, Borsa İstanbul olarak gayrimenkul yatırım fonlarını ve gayrimenkul sertifikalarını başarılı bir altyapıyla uygulamaya koyduklarını ve bunu kentsel dönüşümde de uygulayacaklarını, tanıtımda ve geliştirdikleri altyapıyı uygulamada sıkıntılar bulunduğunu söyledi.

Borsa İstanbul’da geçen yıl konut satmaya başladıklarını hatırlatan Karadağ, bunu uzmanlara dahi tam olarak anlatamadıklarını dile getirdi.

Karadağ, ülke insanının en fazla gayrimenkule yatırımda bulunduğunu tespit ettiklerini, Borsa İstanbul aracılığıyla konutları doğrudan tüketiciye sunarak bürokratik işlemlerden arındırdıklarını ve Borsa İstanbul’un bölgenin gayrimenkul borsası haline getirilmesi için altyapı sağladıklarını kaydetti.

Kaynak: http://www.yenihaberden.com

Tarih: 04.02.2018

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna: Bu felaketin habercisidir!

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katıldı.

Kentsel dönüşüm projelerinin masaya yatırıldığı konferansta konuşan Tuna, büyükşehirlerin silüetini değiştiren yüksek binaları eleştirdi. Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Buna dönüşüm denmez, felaketin habercisidir” dedi.

Ankara’da düzenlenen konferansta; gayrimenkul sektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldi. İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü hatırlatan Başkan Tuna, şunları söyledi:

BURALARI APARTMANLARLA DOLDURDULAR

“O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise AnkaraYenimahalle’ de ki Demetevler Mahallesidir. Burası o zamanki İmar İskan Bakanlığı’nın hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.”

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Tuna, kentsel dönüşüme yönelik çözüm önerilerini de, “Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir” diye sıraladı.

Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini belirten Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim,10 katlı bina olsun yarısını alayım diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://www.milligazete.com.tr

Tarih: 03.02.2018

Özhaseki : İmar ve İnşaat Denetlemeler Yasası Değiştiriyoruz

Özhaseki : İmar ve İnşaat Denetlemeler Yasası Değiştiriyoruz

İmar ve İnşaat Denetlemeler Değiştirilecek

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki Ankara’da Ankara Üniversitesi’nde düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda konuştu. Ankara Üniversitesi Emlak Geliştirme ve Yönetimi Bölümü’nün açılmasından dolayı konuşmaya teşekkür ederek başladı.

Anadolu haber ajansına göre Bakan Özhaseki, “Bir milyon 300 bin ev yılda el değiştiriyor, yeniden inşa ediliyor, insanlar satın alıyor, satıyor ya da büyüyor ve bu evleri yenileniyor, O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” ” diye belirtti

Özhaseki, gayrimenkul departmanının kentlerin gelişmesini işaretleyen en önemli unsur olduğunu vurguladı ve özellikle belediye başkanlarının bu konuda eğitim almaları gerektiğini vurguladı.

Bakan Özhaseki, Göreve geldiği zamanda şehrcilikle alakalı çok detaylı bilgiye sahip olmadığını belirterek. Kentleşmeyle ilgili en büyük sorunların planlanmasının geç, sağlıksız ve tanımlanamayan bina yapılmasına dikkat çekti. Özhaseki, “Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son yüz yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 tane deprem var. 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarımız 100 milyar dolar civarında. Bir taraftan şehircilikte sıkıntılarımız var, bir taraftan da deprem ülkesiyiz ve hazırlıklı olmalıyız.” diye belirtti

İnsanlar refah arttıkça konutlarını yenilemek istiyor

Bakan Özhseki, insanların refahı arttıkça konutlarını yenilemek istediklerini belirtti. Özhaseki, “Önümüzdeki yıllara damga vuracak en önemli sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımlar var. Gayrimenkul ve inşaat sektörü bir ülkenin dinamosu olarak kendi kendine harekete geçecek bir iç dinamik olarak önümüzde duruyor. Bizim ülkemiz için bu bir gerçektir.” diye belirtti

Konut satışlarına değinen Özhaseki, Türkiye’de satılan konutlarla ilgili bilgi verdi. Bakan Özhaseki, “2011’de 997 bin konut el değiştirmiş, 2015’e geldiğimizde bir milyon 289 bin. Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.”açıklamasında bulundu

“İnşaat denetimi ile ilgili yasayı değiştiriyoruz”


Yeniden inşa işleri hakkında da bilgi veren Özhaseki şunları söyledi: “İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz. Eskiden nasıl oluyordu, insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhitle anlaşmaya çalışırlar ve yasa diyor ki o müteahhitin yaptığı binayı denetleyecek bir denetim firması lazım. Fakat ev sahibi, genellikle müteahhite ‘sen yapı denetim masrafını ver. Benden para isteme’ diyor. Müteahhit gidiyor, yapı denetim firmasıyla anlaşıyor. Kendini denetleyecek adamı pazarlıkla belirliyor. Şimdi kim kimi parayla tutup da kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir ki, böyle bir şey olabilir mi? Ahbap – çavuş ilişkisi başlıyor. Biz ne kadar denetlersek denetleyelim, müthiş bir yanlışlık da burada var. Binanın kalitesini kontrol etme noktasında hele ki deprem ülkesi olduğumuz bir yerde bu zaafımızın da giderilmesi lazım. Bunların hepsinin ortadan kalkacağı yasaları hazırladık.”diye belirtti.

“İnşaat sektöründe çok iyiyiz”

Bakan Özhaseki, gayrimenkul sektörünün Türkiye’nin 250 sektörünü bu gelişme ile etkilediğini ve istihdamın yüzde 7’sini oluşturduğunu belirtti ve dönüşüm çalışmalarıyla istihdamın yüzde 10 olabilecek bir paya ulaşabileceğini düşündüklerini belirtti.

“İnşaat sektöründe çok iyiyiz. Yayınlanan dergilerden takip ediyoruz. İlk 250 en büyük dev kuruluş arasında 40-50 arasında Türk firması var. Bu müthiş bir başarı. Dünya ikincisiyiz bu konuda. 1980’li yılların sonunda Libya’da aldığımız bir işle başlamışız ama bugün geldiğimiz noktada dünya ikincisiyiz ve gittikçe de büyüyoruz. “ifadelerini kullandı

Kaynak: https://www.emlakdanismanlari.com

Tarih: 03.02.2018

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme Ve Yönetimi Konferansı'na Katıldı

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme Ve Yönetimi Konferansı'na Katıldı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı.
Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nın ev sahipliğinde Başkent’te düzenlenen konferansta; gayrimenkul sektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldi. Kentsel dönüşümün ve insan odaklı projelerin masaya yatırıldığı konferansta konuşan Başkan Tuna, kentsel dönüşüm ihtiyacının neden doğduğu, mevcut sıkıntıların çözümü ve yeni sıkıntıların oluşmaması için neler yapılması gerektiği konusunda görüşlerini paylaştı.

Köyden kente göç sorunu ve gecekondulaşma
Büyük kentlerde gecekondulaşma sorununun 70’li yıllarda köylerden kentlere göçün başlamasıyla ivme kazanmaya başladığını belirten Tuna, “Bu göçlerin nedeni kasaba ve köylerdeki yaşam standartlarının şehirlerdeki gibi sağlanmamasıdır. İnsanlar şehirlere göç etmek zorunda kaldı. Şehir planlamalarında hesaplanamayan nüfus hareketleri ise şehirlerde ciddi sorunlar oluşturdu” dedi.

“Apartman gecekonduda Demetevler örnektir”
İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü hatırlatan Tuna, şunları söyledi:
“O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise Ankara Yenimahalle’deki Demetevler Mahallesidir. Burası o zamanki İmar İskan Bakanlığının hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.”
Köyden kente göçü rakamlarla anlatan Tuna, 70’li yıllarda yüzde 30 olan şehir nüfusunun köyden kentlere olan göç dalgası nedeniyle bugün yüzde 92’ler seviyesine çıktığını söyledi. Tuna, çok hızlı gelişen bu süreç nedeniyle belediyelerin de bunun altından kalkamadığına dikkat çekti. Çarpık ve plansız yapılaşan alanların çıkarılan kanunlarla yeniden yapılandırıldığını vurgulayan Tuna, “Önümüzdeki süreçlerde yeni sıkıntıların oluşmaması için dikkat edilmesi gereken şeyler var. Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir” diye konuştu.

Kentsel dönüşümde Sincan modeli
Sincan Belediye Başkanlığı döneminde Sincan Saraycık bölgesi ile Sincan Küçük Sanayi Bölgesi’nde tüm tarafların görüşlerini alarak ortak bir proje gerçekleştirdiklerini anlatan Tuna, “Bu alanlarda yaptığımız dönüşüm çalışmalarında Ankara Üniversitesi işbirliğinde öncelikli olarak bölgedeki demografik yapıyı araştırdık. Bölgedeki hak sahipleri tespit ettik. Orada yaşayan insanların aynı yerde yaşamalarına imkan sağlayacak, yeni düzenli yapılaşmalar nasıl olmalıyı akademik çalışma yaparak projelendirdik. Projeler tamamlandığında, insanlarımız daha sağlıklı yapılarda, yine o bölgede yaşama imkanı bulacaklar. Yeni yapılaşmadan dolayı yeni nüfus da gelmiş olacak. Tabi bunların bir koordinasyon içinde düşünülerek yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor”
Kentsel dönüşümlerin sadece binaları yenilemek, yeni yollar açmak şeklinde düşünülmesi halinde yeni sorunların devam edeceğinin altını çizen Tuna, planlama yaparken sosyal ve ekonomik boyutlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Tuna, kentsel dönüşüm projelerinin, hak sahipleri, yerel yöneticiler ve üniversiteler başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte yapılmasının da önemini vurguladı. Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini belirten Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim, 10 katlı bina olsun yarısını alayım diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr

Tarih: 03.02.2018

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katıldı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı.

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katıldı

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nın ev sahipliğinde Başkent’te düzenlenen konferansta; gayrimenkul sektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldi. Kentsel dönüşümün ve insan odaklı projelerin masaya yatırıldığı konferansta konuşan Başkan Tuna, kentsel dönüşüm ihtiyacının neden doğduğu, mevcut sıkıntıların çözümü ve yeni sıkıntıların oluşmaması için neler yapılması gerektiği konusunda görüşlerini paylaştı.

Köyden kente göç sorunu ve gecekondulaşma

Büyük kentlerde gecekondulaşma sorununun 70’li yıllarda köylerden kentlere göçün başlamasıyla ivme kazanmaya başladığını belirten Tuna, “Bu göçlerin nedeni kasaba ve köylerdeki yaşam standartlarının şehirlerdeki gibi sağlanmamasıdır. İnsanlar şehirlere göç etmek zorunda kaldı. Şehir planlamalarında hesaplanamayan nüfus hareketleri ise şehirlerde ciddi sorunlar oluşturdu” dedi.

“Apartman gecekonduda Demetevler örnektir”

İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü hatırlatan Tuna, şunları söyledi:

“O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise Ankara Yenimahalle’deki Demetevler Mahallesidir. Burası o zamanki İmar İskan Bakanlığının hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.”

Köyden kente göçü rakamlarla anlatan Tuna, 70’li yıllarda yüzde 30 olan şehir nüfusunun köyden kentlere olan göç dalgası nedeniyle bugün yüzde 92’ler seviyesine çıktığını söyledi. Tuna, çok hızlı gelişen bu süreç nedeniyle belediyelerin de bunun altından kalkamadığına dikkat çekti. Çarpık ve plansız yapılaşan alanların çıkarılan kanunlarla yeniden yapılandırıldığını vurgulayan Tuna, “Önümüzdeki süreçlerde yeni sıkıntıların oluşmaması için dikkat edilmesi gereken şeyler var. Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir” diye konuştu.

Kentsel dönüşümde Sincan modeli

Sincan Belediye Başkanlığı döneminde Sincan Saraycık bölgesi ile Sincan Küçük Sanayi Bölgesi’nde tüm tarafların görüşlerini alarak ortak bir proje gerçekleştirdiklerini anlatan Tuna, “Bu alanlarda yaptığımız dönüşüm çalışmalarında Ankara Üniversitesi işbirliğinde öncelikli olarak bölgedeki demografik yapıyı araştırdık. Bölgedeki hak sahipleri tespit ettik. Orada yaşayan insanların aynı yerde yaşamalarına imkan sağlayacak, yeni düzenli yapılaşmalar nasıl olmalıyı akademik çalışma yaparak projelendirdik. Projeler tamamlandığında, insanlarımız daha sağlıklı yapılarda, yine o bölgede yaşama imkanı bulacaklar. Yeni yapılaşmadan dolayı yeni nüfus da gelmiş olacak. Tabi bunların bir koordinasyon içinde düşünülerek yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor”

Kentsel dönüşümlerin sadece binaları yenilemek, yeni yollar açmak şeklinde düşünülmesi halinde yeni sorunların devam edeceğinin altını çizen Tuna, planlama yaparken sosyal ve ekonomik boyutlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Tuna, kentsel dönüşüm projelerinin, hak sahipleri, yerel yöneticiler ve üniversiteler başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte yapılmasının da önemini vurguladı. Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini belirten Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim, 10 katlı bina olsun yarısını alayım diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://www.iha.com.tr

Tarih: 03.02.2018

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansına katıldı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı.

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansına katıldı

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nın ev sahipliğinde Başkent’te düzenlenen konferansta; gayrimenkul sektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldi. Kentsel dönüşümün ve insan odaklı projelerin masaya yatırıldığı konferansta konuşan Başkan Tuna, kentsel dönüşüm ihtiyacının neden doğduğu, mevcut sıkıntıların çözümü ve yeni sıkıntıların oluşmaması için neler yapılması gerektiği konusunda görüşlerini paylaştı.

Köyden kente göç sorunu ve gecekondulaşma
Büyük kentlerde gecekondulaşma sorununun 70’li yıllarda köylerden kentlere göçün başlamasıyla ivme kazanmaya başladığını belirten Tuna, “Bu göçlerin nedeni kasaba ve köylerdeki yaşam standartlarının şehirlerdeki gibi sağlanmamasıdır. İnsanlar şehirlere göç etmek zorunda kaldı. Şehir planlamalarında hesaplanamayan nüfus hareketleri ise şehirlerde ciddi sorunlar oluşturdu” dedi.

“Apartman gecekonduda Demetevler örnektir”
İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü hatırlatan Tuna, şunları söyledi:
“O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise Ankara Yenimahalle’deki Demetevler Mahallesidir. Burası o zamanki İmar İskan Bakanlığının hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.”
Köyden kente göçü rakamlarla anlatan Tuna, 70’li yıllarda yüzde 30 olan şehir nüfusunun köyden kentlere olan göç dalgası nedeniyle bugün yüzde 92’ler seviyesine çıktığını söyledi. Tuna, çok hızlı gelişen bu süreç nedeniyle belediyelerin de bunun altından kalkamadığına dikkat çekti. Çarpık ve plansız yapılaşan alanların çıkarılan kanunlarla yeniden yapılandırıldığını vurgulayan Tuna, “Önümüzdeki süreçlerde yeni sıkıntıların oluşmaması için dikkat edilmesi gereken şeyler var. Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir” diye konuştu.

Kentsel dönüşümde Sincan modeli
Sincan Belediye Başkanlığı döneminde Sincan Saraycık bölgesi ile Sincan Küçük Sanayi Bölgesi’nde tüm tarafların görüşlerini alarak ortak bir proje gerçekleştirdiklerini anlatan Tuna, “Bu alanlarda yaptığımız dönüşüm çalışmalarında Ankara Üniversitesi işbirliğinde öncelikli olarak bölgedeki demografik yapıyı araştırdık. Bölgedeki hak sahipleri tespit ettik. Orada yaşayan insanların aynı yerde yaşamalarına imkan sağlayacak, yeni düzenli yapılaşmalar nasıl olmalıyı akademik çalışma yaparak projelendirdik. Projeler tamamlandığında, insanlarımız daha sağlıklı yapılarda, yine o bölgede yaşama imkanı bulacaklar. Yeni yapılaşmadan dolayı yeni nüfus da gelmiş olacak. Tabi bunların bir koordinasyon içinde düşünülerek yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor”
Kentsel dönüşümlerin sadece binaları yenilemek, yeni yollar açmak şeklinde düşünülmesi halinde yeni sorunların devam edeceğinin altını çizen Tuna, planlama yaparken sosyal ve ekonomik boyutlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Tuna, kentsel dönüşüm projelerinin, hak sahipleri, yerel yöneticiler ve üniversiteler başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte yapılmasının da önemini vurguladı. Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini belirten Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim, 10 katlı bina olsun yarısını alayım diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://www.gazetem07.com

Tarih: 03.02.2018

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme Ve Yönetimi Konferansı'na Katıldı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı.

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nın ev sahipliğinde Başkent’te düzenlenen konferansta; gayrimenkulsektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldi. Kentsel dönüşümün ve insan odaklı projelerin masaya yatırıldığı konferansta konuşan Başkan Tuna, kentsel dönüşüm ihtiyacının neden doğduğu, mevcut sıkıntıların çözümü ve yeni sıkıntıların oluşmaması için neler yapılması gerektiği konusunda görüşlerini paylaştı.

Köyden kente göç sorunu ve gecekondulaşma

Büyük kentlerde gecekondulaşma sorununun 70’li yıllarda köylerden kentlere göçün başlamasıyla ivme kazanmaya başladığını belirten Tuna, “Bu göçlerin nedeni kasaba ve köylerdeki yaşam standartlarının şehirlerdeki gibi sağlanmamasıdır. İnsanlar şehirlere göç etmek zorunda kaldı. Şehir planlamalarında hesaplanamayan nüfus hareketleri ise şehirlerde ciddi sorunlar oluşturdu” dedi.

“Apartman gecekonduda Demetevler örnektir”

İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü hatırlatan Tuna, şunları söyledi:

“O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise Ankara Yenimahalle’deki Demetevler Mahallesidir. Burası o zamanki İmar İskan Bakanlığının hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.”

Köyden kente göçü rakamlarla anlatan Tuna, 70’li yıllarda yüzde 30 olan şehir nüfusunun köyden kentlere olan göç dalgası nedeniyle bugün yüzde 92’ler seviyesine çıktığını söyledi.

Tuna, çok hızlı gelişen bu süreç nedeniyle belediyelerin de bunun altından kalkamadığına dikkat çekti. Çarpık ve plansız yapılaşan alanların çıkarılan kanunlarla yeniden yapılandırıldığını vurgulayan Tuna, “Önümüzdeki süreçlerde yeni sıkıntıların oluşmaması için dikkat edilmesi gereken şeyler var. Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir” diye konuştu.

Kentsel dönüşümde Sincan modeli

Sincan Belediye Başkanlığı döneminde Sincan Saraycık bölgesi ile Sincan Küçük Sanayi Bölgesi’nde tüm tarafların görüşlerini alarak ortak bir proje gerçekleştirdiklerini anlatan Tuna, “Bu alanlarda yaptığımız dönüşüm çalışmalarında Ankara Üniversitesi işbirliğinde öncelikli olarak bölgedeki demografik yapıyı araştırdık. Bölgedeki hak sahipleri tespit ettik. Orada yaşayan insanların aynı yerde yaşamalarına imkan sağlayacak, yeni düzenli yapılaşmalar nasıl olmalıyı akademik çalışma yaparak projelendirdik. Projeler tamamlandığında, insanlarımız daha sağlıklı yapılarda, yine o bölgede yaşama imkanı bulacaklar. Yeni yapılaşmadan dolayı yeni nüfus da gelmiş olacak. Tabi bunların bir koordinasyon içinde düşünülerek yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor”

Kentsel dönüşümlerin sadece binaları yenilemek, yeni yollar açmak şeklinde düşünülmesi halinde yeni sorunların devam edeceğinin altını çizen Tuna, planlama yaparken sosyal ve ekonomik boyutlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.

Tuna, kentsel dönüşüm projelerinin, hak sahipleri, yerel yöneticiler ve üniversiteler başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte yapılmasının da önemini vurguladı. Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini belirten Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim, 10 katlı bina olsun yarısını alayım diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://beyazgazete.com

Tarih: 03.02.2018

Mustafa Tuna: Bu felaketin habercisidir!

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katıldı.

Mustafa Tuna: Bu felaketin habercisidir!

Kentsel dönüşüm projelerinin masaya yatırıldığı konferansta konuşan Tuna, büyükşehirlerin silüetini değiştiren yüksek binaları eleştirdi. Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Buna dönüşüm denmez, felaketin habercisidir” dedi.

Ankara’da düzenlenen konferansta; gayrimenkul sektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldi. İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü hatırlatan Başkan Tuna, şunları söyledi:

BURALARI APARTMANLARLA DOLDURDULAR

“O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise Ankara Yenimahalle’ de ki Demetevler Mahallesidir. Burası o zamanki İmar İskan Bakanlığı’nın hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.”

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Tuna, kentsel dönüşüme yönelik çözüm önerilerini de, “Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir” diye sıraladı.

Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini belirten Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim,10 katlı bina olsun yarısını alayım diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://www.yeniakit.com.tr

Tarih: 03.02.2018

Tuna: Demetevler iskansız binalarla dolu

Demetevler bölgesinin 70’li yıllarda inşa edilen ‘apartman gecekondu’larla dolu olduğunu belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, “Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok sayılmamalı. Rant esas olmamalı” dedi.

Tuna: Demetevler iskansız binalarla dolu

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor” dedi. Demetevler bölgesinin 1970’li yıllarda İmar İskan Bakanlığı’nın hatası sonucu oluştuğunu kaydeden Tuna, “Tabiri caizse buralar apartman gecekondular ile doldurulmuştur” diye konuştu. Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı tarafından düzenlenen, ‘Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katılan Tuna, kentsel dönüşüm ihtiyacının neden doğduğu, mevcut sıkıntıların çözümü ve yeni sıkıntıların oluşmaması için neler yapılması gerektiği konusunda görüşlerini paylaştı. Büyük kentlerde gecekondulaşma sorunun 70’li yıllarda köylerden kentlere göçün başlamasıyla ivme kazanmaya başladığını belirten Tuna özetle şunları söyledi:

BAKANLIĞIN HATASI

APARTMAN GECEKONDULAR

Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla dolu. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buralar ‘apartman gecekondular’ ile doldurulmuş. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.

FELAKETİN HABERCİSİ

Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit ‘yüzde 50 vereyim, 10 katlı bina olsun yarısını alayım’ diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı.”

İNSANLAR YOK FARZ EDİLMEMELİ

Tuna, kentsel dönüşüme yönelik çözüm önerilerini de sıraladı:
“Önümüzdeki süreçlerde yeni sıkıntıların oluşmaması için dikkat edilmesi gereken şeyler var. Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemeli. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir. Sincan Belediye Başkanlığı yaptığım dönemde Saraycık ile Sincan Küçük Sanayi Bölgesi’nde tüm tarafların görüşlerini alarak ortak bir proje gerçekleştirdik.”

BAKAN ÖZHASEKİ: DEMETEVLER DÖNÜŞMELİ

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Tarih: 03.02.2018

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı'na katıldı

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı'na katıldı

Başkan Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katıldı

ANKARA (İHA) – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı.
Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nın ev sahipliğinde Başkent’te düzenlenen konferansta; gayrimenkul sektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldi. Kentsel dönüşümün ve insan odaklı projelerin masaya yatırıldığı konferansta konuşan Başkan Tuna, kentsel dönüşüm ihtiyacının neden doğduğu, mevcut sıkıntıların çözümü ve yeni sıkıntıların oluşmaması için neler yapılması gerektiği konusunda görüşlerini paylaştı.

Köyden kente göç sorunu ve gecekondulaşma
Büyük kentlerde gecekondulaşma sorununun 70’li yıllarda köylerden kentlere göçün başlamasıyla ivme kazanmaya başladığını belirten Tuna, “Bu göçlerin nedeni kasaba ve köylerdeki yaşam standartlarının şehirlerdeki gibi sağlanmamasıdır. İnsanlar şehirlere göç etmek zorunda kaldı. Şehir planlamalarında hesaplanamayan nüfus hareketleri ise şehirlerde ciddi sorunlar oluşturdu” dedi.

“Apartman gecekonduda Demetevler örnektir”
İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü hatırlatan Tuna, şunları söyledi:
“O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise Ankara Yenimahalle’deki Demetevler Mahallesidir. Burası o zamanki İmar İskan Bakanlığının hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.”
Köyden kente göçü rakamlarla anlatan Tuna, 70’li yıllarda yüzde 30 olan şehir nüfusunun köyden kentlere olan göç dalgası nedeniyle bugün yüzde 92’ler seviyesine çıktığını söyledi. Tuna, çok hızlı gelişen bu süreç nedeniyle belediyelerin de bunun altından kalkamadığına dikkat çekti. Çarpık ve plansız yapılaşan alanların çıkarılan kanunlarla yeniden yapılandırıldığını vurgulayan Tuna, “Önümüzdeki süreçlerde yeni sıkıntıların oluşmaması için dikkat edilmesi gereken şeyler var. Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir” diye konuştu.

Kentsel dönüşümde Sincan modeli
Sincan Belediye Başkanlığı döneminde Sincan Saraycık bölgesi ile Sincan Küçük Sanayi Bölgesi’nde tüm tarafların görüşlerini alarak ortak bir proje gerçekleştirdiklerini anlatan Tuna, “Bu alanlarda yaptığımız dönüşüm çalışmalarında Ankara Üniversitesi işbirliğinde öncelikli olarak bölgedeki demografik yapıyı araştırdık. Bölgedeki hak sahipleri tespit ettik. Orada yaşayan insanların aynı yerde yaşamalarına imkan sağlayacak, yeni düzenli yapılaşmalar nasıl olmalıyı akademik çalışma yaparak projelendirdik. Projeler tamamlandığında, insanlarımız daha sağlıklı yapılarda, yine o bölgede yaşama imkanı bulacaklar. Yeni yapılaşmadan dolayı yeni nüfus da gelmiş olacak. Tabi bunların bir koordinasyon içinde düşünülerek yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor”
Kentsel dönüşümlerin sadece binaları yenilemek, yeni yollar açmak şeklinde düşünülmesi halinde yeni sorunların devam edeceğinin altını çizen Tuna, planlama yaparken sosyal ve ekonomik boyutlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Tuna, kentsel dönüşüm projelerinin, hak sahipleri, yerel yöneticiler ve üniversiteler başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte yapılmasının da önemini vurguladı. Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini belirten Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim, 10 katlı bina olsun yarısını alayım diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://www.haberturk.com

Tarih: 03.02.2018

Mustafa Tuna: Bu felaketin habercisidir!

 Mustafa Tuna: Bu felaketin habercisidir!

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, büyükşehirlerin silüetini değiştiren yüksek binaları da eleştirdi. Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Buna dönüşüm denmez, felaketin habercisidir” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katıldı. Kentsel dönüşüm projelerinin masaya yatırıldığı konferansta konuşan Tuna, büyükşehirlerin silüetini değiştiren yüksek binaları da eleştirdi. Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Buna dönüşüm denmez, felaketin habercisidir” dedi.

Ankara’da düzenlenen konferansta; gayrimenkul sektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldi. İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü hatırlatan Başkan Tuna, şunları söyledi:

BURALARI APARTMANLARLA DOLDURDULAR: “O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise Ankara Yenimahalle’ de ki Demetevler Mahallesidir. Burası o zamanki İmar İskan Bakanlığı’nın hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.”

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Tuna, kentsel dönüşüme yönelik çözüm önerilerini de “Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir”diye sıraladı.

Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini belirten Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim,10 katlı bina olsun yarısını alayım diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://www.internethaber.com

Tarih: 03.02.2018

Mustafa Tuna’dan ‘rant’ eleştirisi

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’na katıldı.

Mustafa Tuna’dan ‘rant’ eleştirisi

Kentsel dönüşüm projelerinin masaya yatırıldığı konferansta konuşan Tuna, büyükşehirlerin silüetini değiştiren yüksek binaları da eleştirdi. Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Buna dönüşüm denmez, felaketin habercisidir” dedi.

Ankara’da düzenlenen konferansta; gayrimenkul sektöründe hizmet veren sektör temsilcileri ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen bir araya geldi. İmar ve dönüşüm projelerinin yıllar önce İmar İskan Bakanlığı aracılığıyla tek elden yürütüldüğünü hatırlatan Başkan Tuna, şunları söyledi:

“O yıllarda tüm ülkenin imar çalışmaları bakanlık aracılığıyla yapılıyordu. Bakanlık, neye karar verirse şehirlerde o uygulanırdı. Bunun en bariz örneği ise Ankara Yenimahalle’ de ki Demetevler Mahallesidir. Burası o zamanki İmar İskan Bakanlığı’nın hatasından oluşmuştur. O zamanlar o bölgenin gelişmesi gerekli görülmediği için imar verilmemiştir. Ankara’ya göç edenler ise konut ihtiyaçlarını buradan sağlamışlardır. Vatandaşlar elinde ne kadar demir varsa o kadar da kat çıkmış. Şimdi Demetevler bölgesi 8 katlı, 10 katlı, 12 katlı ruhsatsız, iskansız binalarla doludur. Arsası da kendine ait değil üstelik. Tabiri caizse buraları apartman gecekondular ile doldurulmuştur. 70’li yılların en önemli hadiselerden biri budur.”

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Tuna, kentsel dönüşüme yönelik çözüm önerilerini de “Olay sadece fiziki yapıların düzeltilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Bunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da ele alınması gerekir. Kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanlar yok farz edilmemeli. O bölgede yaşayan insanların da hayatlarını normal şartlarda idame ettirecekleri konutlara sahip olmaları gerekir” diye sıraladı.

Kentsel dönüşüm projelerinde üretilecek konutların çevreye uygun ve çok yüksek olmaması gerektiğini belirten Tuna, “Çok yüksek binalarla şehri boğmamak gerekiyor. Örneğin bir binada risk var vatandaşlar yıkılmasını istiyor. Tamam bu binayı yıkayım ama müteahhit yüzde 50 vereyim,10 katlı bina olsun yarısını alayım diyor. Şimdi buna dönüşüm denmez, bu başka bir felaketin habercisidir. Bu bir dönüşüm olmaz. Tüm bunları değerlendirerek, o çevreye uygun yapılaşmaların planlaması gerekiyor. Rant esas olmamalı” dedi.

Kaynak: http://www.patronlardunyasi.com

Tarih: 03.02.2018

70 Ülkeden Sektör Yöneticisi, Türkiye’de Buluştu

Adalet Ve Kalkınma Partisi Kırklareli Selahattin Minsolmaz, ICREDM 2018 Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansına katıldı.

“70 Ülkeden Sektör Yöneticisi, Türkiye’de Buluştu”

ICREDM 2018 Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı, 70 Ülkeden sektör yöneticisi ve akademisyenin katılımıyla, Ankara Üniversitesinde yapıldı.

Vekil Selahattin Minsolmaz, açıklamasında: “70 Ülkeden sektör yöneticisi ve akademisyenin katılımıyla, Ankara Üniversitesi tarafından Türkiye’de ilk olarak yapılan; ICREDM 2018 Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansında Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sn Mehmet Özhaseki ile birlikteyiz.” Dedi

Vekil Minsolmaz açıklamasının devamında: “ Türkiye Ak Parti hükümeti ile her geçen gün gelişiyor ve büyüyüyor. Bugün burada olmak hepimiz için gurur verici. Ak Parti içinde ki milet ve vatan sevgisiyle ülkesini her geçen gün geliştirmeye ve kalkındırmaya devam edecek. Ülkemiz bu zamana kadar bir çok vatandaşa kucak açtı. Hükümetimizin her zaman vatandaşından aldığı destek ile zalimin karşısında dimdik durdu. Var olsun Ak Parti.” dedi

Kaynak: http://www.kirklareligazetesi.com.tr

Tarih: 03.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı 2018

57279-2018-02-02-21_02_25-international-conference-on-real-estate-development-and-management-2018-1-3-fe.png

Kuruluşunun 10. yılını kutlayan Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı (eski adıyla Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı) 2007 yılında kurulmuş, ardından 26 Ağustos 2014 tarihinde Uygulamalı Bilimler Fakültesi kurulmuş ve Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü yapılandırılarak 2016-2017 eğitim-öğretim yılında ilk lisans programı öğrencileri almıştır.

3 Şubat 2018 tarihinde kuruluşunun 10’uncu yılı tamamlayacak olan bölümün söz konusu dönemde gayrimenkul geliştirme ve yönetimi lisans ve lisansüstü programlarının tamamı açılmış, araştırma ve uygulama programları oluşturulmuş ve önemli ölçüde akademik yapılanma tamamlanmıştır. Diğer yandan Fakülte Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü dört yıl süren yoğun çalışmanın ardından tezli ve tezsiz yüksek lisans programlarının 2014 yılından itibaren dünyanın gayrimenkul, çevre ve yapım yönetimi alanındaki tepe meslek, eğitim ve akreditasyon kurumu olan Royal Institution of Chartered Surveyors (RICS- Lisanslı Değerleme Uzmanları Kraliyet Kurumu) tarafından uluslararası akreditasyonu tamamlanmış ülkemizin ilk ve tek akademik birimi olmuştur. Halen Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü akreditasyon sürecinde (peer evaluation & accreditation) olup, 2018 yılı içinde bütün lisans ve lisansüstü eğitim programlarının akreditasyonu tamamlanmış olacaktır.

Sektörde hep daha ilerisini ve iyisini düşünerek hareket etmeyi seçen ve bu alanda aktivitelere imza atan kurumlarla işbirliği MGC Legal için hep heyecan verici olmuştur. Biz de her zaman “Ne yapılabilir?” sorusuyla kendini geliştirmekten ve karşıdan öğrenebilecekleriyizle mutlu olan bir ekip olarak böylesine güzel bir organizasyonda yer almaktan gurur duyuyoruz.

 

Av. Mustafa GÜNEŞ konuşmasını yapıyor.

Değerli katılımcılar ile toplu fotoğraf çekimi.

Kaynak: http://www.mgc.com.tr

Tarih: 02.02.2018

Bakan Özhaseki Aklımızla alay mı ediyorsunuz?

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesinde “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Özhaseki, yerel yönetimlerin güçlenmesiyle belediye başkanlarının da eğitimli olması gerektiğini ve bu konuda bir takım kriterlerin, bilimsel bir altyapının oluşması gerektiğini söyledi. Gelinen noktada yerel yönetimlerin güçlendiğini ve belediye başkanlarının şehirde bulunan her şeyden sorumlu olduğunu belirten Özhaseki, “Her işi yapabilir ama iki şeyi yapamaz; para basamaz, adam asamaz” diye konuştu. Dünyanın en eski yerleşim yerlerine sahip olduğumuzu ve yaşadığımız coğrafyada onlarca kavmin yaşadığını, onlarca medeniyetin kurulduğunu ifade eden Özhaseki, “Şehirlerimizi bazen sadece dönüşüm içindeki taş ve topraktan ibaret gören, fiziksel bir yapı olarak gören anlayış yanlış bir anlayıştır. Şehirler canlı organizmalardır. Bu yaşayan şehirlerin aynı insan gibi bakıma, yenilenmeye ihtiyacı var. Ayrıca kendi içerisinde bir hiyerarşisi var. Günümüzde şehirlerin müthiş bir rekabeti ile karşı karşıyayız. Bu rekabette geri kalmamak lazım. Yerel yöneticilerin eğitilmesi ve ufuklarının geliştirilmesi üniversitelerin işidir. Üniversite elbette her şey değildir ancak insanın ufkunu açmada en önemli organlardır. Belediyecilik anlayışı geç okunduğu için bir takım badirelerden geçmişiz ve burada ortaya çıkan yapı stokumuzun istediğimiz kadar ideal olmadığını söyleyebiliriz. Sağlıksız yapılaşmamız var ve bunun dönüşümü gerekiyor. Şehirler insanların aynasıdır. Şehirlere dışarıdan baktığınız zaman orada yaşayan insanların inançlarını, yaşam biçimlerini, kendi aralarındaki ilişkileri açığa çıkar. Bu bizim için bir fırsat olabilir. Önümüzde bir de deprem gerçeği var. Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son 100 yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 deprem var. Bunlar çok ciddi rakamlar. Bugünlerde İzmir ve çevresinde deprem haberlerini alıyoruz. 4 küsür şiddetinde oluyor, fazla can kaybı olmuyor. Sevindirici ama 6 ve üzerinde yıkıcı deprem diyebileceğimiz depremlerin sayısı son 100 yıl içerisinde 56 tane ve 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarlar ise 100 milyar dolarlar civarında. İnsanların refahı da gittikçe artıyor. İnsanlar sürekli konut değiştirmek istiyorlar. Herkes biraz daha iyiye, biraz daha lükse çıkma peşinde. Parayı bulunca eş değiştirmemek lazım. O zaman yanlışlıklar başlıyor, o tehlikeli. Onun dışındakiler masumane. O masumane işi devam ettirmek lazım” açıklamasını yaptı.

“Şehirleri yoğunlaştırıyoruz ve yaşanmaz hale getiriyoruz” Önümüzdeki yıllara damga vuran sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımların geldiğine dikkat çeken Özhaseki, “Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de yılda kaç konut satılmış diye baktım ve 2011 yılında 997 bin konut el değiştirmiş, 2015 yılına geldiğimizde 1 milyon 289 bin konut el değiştirmiş. İnşaat sektörü ile ilgili hepimizin ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor. Yapılması gerekenleri kendi içimizde çalıştık ve şehircilik şurasıyla toplanmamız lazım dedik ve 10 ay sürdü. Birincisi, kentsel dönüşüm bizim birinci gündemimizdi, ikincisi özellikle günümüzde yerel yönetimlerin rolünü çalıştık. Üçüncüsü, göç ve uyum meselesi hakkında kafa yorduk, dördüncüsü kimlik sorunumuz var ve bu konudaki vizyonlarımızı ortaya koymamız lazım. Sonuç bildirgesi hazırlandı ve kendi bakanlığımız içerisinde çıkan sonuçları ilgili bölümlerimizin hepsine havale ettik. Kentsel dönüşüm ile ilgili şöyle bir mantık vardı. Kentsel dönüşüm yapacağımız yeri alıyoruz, mahallede iki olan yoğunluğu 5’e çıkartıyoruz. Orada konutları çoğaltıyoruz ama yollar aynı yollar, yeşil alanı arttırmıyoruz. Yoğunlaştırıyoruz ve yaşanmaz hale getiriyoruz. Bina bazlı dönüşümden alan bazlı dönüşüme geçilmesinin esas olduğu konusu ile ilgili hazırlıklarımızı yaptık ve kendi içimizdeki teşvik mekanizmasını bu düşündüğümüz yolda kullanacağız. Bu konuda ciddi çalışmalar yaptık. Bu yıl içerisindeki meclis çalışma takviminde çıkartmayı düşünüyoruz. İmar denetimleri ile ilgili yasayı değiştiriyoruz. Önceden insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhit ile anlaşmaya çalıyor ve yasa bir de o binayı denetleyecek bir denetim firması lazım diyor. Fakat ev sahibi müteahhide sen yapı denetiminin masrafını ver, ben vermem diyor. O zaman da müteahhit gidip yapı denetim firması ile anlaşıyor. Kim kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir. Müthiş bir yanlışlıkta burada var. Bu zaafımızın giderilmesi lazım. Bunların hepsini hazırladık. Akıllı kimlikli şehirler nasıl olur, yeşil şehirler nasıl olurun da çalışıldığı bir ortam doğdu” diye konuştu.

“DEAŞ ile mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor” Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Özhaseki, zor bir coğrafyada yer aldığımızı ve bu coğrafyanın etrafının ateş çemberi olduğunu belirterek şunları söyledi: “Krizlere karşı çok dayanıklı bir ülkeyiz. Bizim son 2-3 yılda yaşadığımız krizleri, sıkıntıları, belaları Avrupa’da herhangi bir ülke yaşasaydı ne olurdu? PKK gibi 40 yıldır eli silahlı, dışarıdan destek alan cani bir örgütle uğraşsalardı ne olurdu? Ülkemiz bu beladan temizlendi. Şimdi FETÖ diye bir başka bela ortaya çıktı. 40 yıldır çok yumuşak bir üslup, gülen bir yüzle herkese yaklaşmışlar, hizmet eri olduğunu söylemişler ve herkeste inanmış. Fakat sinsice bir hareketle özellikle Türkiye’nin ordusuna, güvenlik güçlerine, yargısına, idare mekanizmalarına özel adam yetiştirerek ve oralarda millete hizmet etme amacı olan insanlardan ziyade inandıkları yerlere hizmet edebilmeyi birinci planda tutan, beynini satmış insanların bulunduğu bir ortam ve bir gece çıkıp ihtilal yapıyor. Türkiye’de insanlar sokağa döküldü ve bu insanlar ölüm pahasına geleceğine, istikbaline sahip çıktı. Avrupa’da bazı dostlar bunu anlamakta güçlük çektiler. Geçmiş olsun mesajları birkaç gün sonra gelmeye başladı. Bunlar da benim sitemlerim. Avrupa Birliği değerlerine ne oldu. DEAŞ ile mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Şimdi bir taraftan PKK ile, bir taraftan DEAŞ ile, bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız ve bu arada ülkenizde kalkınmayı sağlayacak, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Krizlere karşı adeta aşılır hale geldik.”

“Terör örgütlerini şımartmak yerine Türkiye’nin yanında olun” Avrupa’ya da seslenen Özhaseki, “Bir ülkede mültecilere su verene belediye ceza kesiyor. 30-40 kişiyi ülkesine alma konusunda tartışan ülkeler, Türkiye’nin de halini anlayın, içinde bulunduğu ortamı görün. Burada Türkiye olmasaydı 3.5 milyon yerine 5 milyon, 7 milyon insan Avrupa’ya doğru aksaydı ne yapacaksınız onu bir görün. Ara ara Türkiye konusunda konuşurken ve karar verirken, bu terör örgütlerini yanında olmak, onları şımartmak yerine Türkiye Cumhuriyeti ve devletinin yanında olun. Bu bizim için önemli” ifadelerini kullandı.

“Aklımızla alay mı ediyorsunuz?” Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, konuşmasını şöyle sürdürdü: “PKK terör örgütü müdür? Evet. Çocukları katledecek kadar cani mi? Cani. Sapık bir ideolojinin peşinde mi? Evet. Bunun ismini değiştirerek kocaman bir ülke buna nasıl arka çıkabilir. PKK değil de ismine ABC de. Ne fark ediyor böyle olunca. Aklımızla mı alay ediyorsunuz. Sonra da diyeceksiniz ki biz buraya insanlık getireceğiz, demokrasi getireceğiz. Gittiğiniz hangi ülkede getirdiniz bu demokrasiyi, hangi ülkede insan haklarını geliştirdiniz. Bunları sorgulayan bir Türkiye’yi kimse kınamasın. Yutkunup yutkunup oturamayız. ABD büyüğümüz yaptı haklıdır diye boynumuzu bükemeyiz. İnsanlık bu değil. Bu konuda biz çok net tavırlıyız ve net tavırlı olmaya devam edeceğiz.”

Kaynak: http://www.haber33.com.tr

Tarih: 02.02.2018

Gayrimenkule meraklı bir toplumuz

Ankara Üniversitesi (A.Ü) Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü 10’uncu kuruluş yılında, Türkiye’de gayrimenkul sektörünün gelişimine katkı sağlayabilmek, sektörde yaşanan sorunları tartışarak çözüm önerileri geliştirmek ve sektörün her kesiminden paydaşı bir araya getirerek günümüz ve geleceğe yönelik değerlendirmelerde bulunulmasını sağlamak amacıyla Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı düzenliyor. Dün başlayan konferans 3 Şubat’ta sona erecek

Konferansın açılışında konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, gayrimenkulün Türk insanı için önemine dikkat çekerek, “Biz, babadan atadan gayrimenkule meraklıyız. Bu nedenle bugün bu konferans da önem teşkil ediyor.” dedi. Şehirlerin ilgi ve bakım istediğini dile getiren Özhaseki, “Sağlıksız yapılaşmamız var mı evet var. Ancak bunun dönüştürülmesi gerekiyor. Bir de bizim şehirlerimiz için deprem gerçeği var. İşte tüm bunları göz önünde bulundurarak şehirleşme, inşaat sektörü ve gayrimenkul yatırımlarını yapmamız gerek.” şeklinde konuştu. Gayrimenkul sektörünün ciddi bir şekilde geliştiğini belirten Özhaseki, bu sektörün yaklaşık 250 sektörü de etkileyeceğini ve geliştireceğini vurguladı.

ŞEHİRLERİN DE RUHU VAR

A.Ü. Rektörü Erkan İbiş de, konferansın konusunun gayrimenkul olduğunu belirterek, “Gayrimenkul yatırımı bizim memlekette herkesin yaptığı ya da yapmak istediği bir yatırım olduğunu söyledi. İbiş, “Gayrimenkuller kentler için önemlidir. Bunun yanında her kentin kendine özgü bir ruhu var. Biz yaşadığımız kentle özdeşleşebiliyor muyuz ona bakıyorum. Bu özdeşleşme ve sağlıklı bir kentleşme eğitimle, bilimle, kültürle yoğrulduğunda güzel olur.” dedi. İbiş, konferansta çok çeşitli konuşmaların tartışmalar yapılacağını ve bu tartışmaların da kentlilik bilincine ışık tutacağını belirterek, Kentlilik bilincini sabırla eğitimle bütünleştirerek gerçekleştirmek gerekiyor.” diye konuştu. A.Ü Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, Türkiye’de konut yapımına dikkat çekerek, “Bir taraftan kentsel dönüşümü diğer taraftan finans ve yatırımsal alanları tartışıyoruz. Bugün de bu konferansta gayrimenkule dair çok şey tartışacağız. Bu konulardan biri de imar. İmar konusunu da olması gerektiği haliyle burada tartışacağız.” dedi. Merih Asansör Kahire’de ATO’dan kongre turizmi atağı

GAYRİMENKUL FİNANSMANI

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ da, gayrimenkul geliştirme ve gayrimenkul finansmanının, üzerinde yoğunlaştıkları ana alanlardan biri olduğunu belirterek, “Kentsel dönüşüm finansmanında gayrimenkul sertifikaların daha aktif kullanımını öngören bir mevzuat çalışmasını tamamladık.” dedi. Karadağ, Borsa İstanbul olarak ülkenin ekonomisine, finansmanına ve kalkınmasına sürdürebilir finans desteği vermeye çalıştıklarını söyledi. Türkiye’de 2016’da yaşanan şokların ve siyasi olayların ekonomide bir yavaşlamaya sebep olduğunu hatırlatan Karadağ, geçen yıl dünyada ilk sıraya yerleşen büyüme performansıyla ülke ekonomisinin çok güçlü bir toparlanma süreci yaşadığını bildirdi. Karadağ, gayrimenkul sektörünün sağlıklı, sürdürülebilir kentler ve projeler yapabilirse, ekonomik kalkınmaya desteğinin çok daha iyi boyutlara geleceğini anlattı. Türkiye’nin geçen yılki büyüme performansına bankacılık merkezli fonlamanın katkıda bulunduğuna dikkati çeken Karadağ, şöyle devam etti: “Bu fonlama darbe teşebbüsünün, terör olaylarının, Rusya krizinin etkilerinin kapatılmasında, yaralarının sarılmasında ve işletmelerin sürekliliğinin sağlanmasında çok ciddi bir toparlama sağlamış oldu. Bankacılık merkezli finansmanda da sınırları ciddi anlamda zorladığımız bir döneme geldik. Artık ne yapmamız lazım? Mevduat kredi oranlarının yüzde 120’leri, 140’ları zorladığı bir alanda artık bankacılık merkezli finansmanla gayrimenkul sektörü dahil, ekonomimizin finansmanını sürdürülebilir kılamayız. Sorunlar yaşamaya başladık. Mali tablolarımızda hem bankacılık hem sektörel hem firma bazında yoğun faiz ödemeleri ve kur riski artık yönetilmez oldu. Ne yapacağız? Tekrar yeni keşifler değil, herkesin yaptığı gibi biz de yoğun olarak sermaye piyasalarına yöneleceğiz. Kendimize göre dizayn edilmiş, zenginleştirilmiş sermaye piyasa ürünleriyle ekonomimizin sürdürülebilir ve uzun dönemli finansmanına katkı vereceğiz.” Karadağ, Borsa İstanbul olarak gayrimenkul yatırım fonlarını ve gayrimenkul sertifikalarını başarılı bir altyapıyla uygulamaya koyduklarını ve bunu kentsel dönüşümde de uygulayacaklarını, tanıtımda ve geliştirdikleri altyapıyı uygulamada sıkıntılar bulunduğunu söyledi. Borsa İstanbul’da geçen yıl konut satmaya başladıklarını hatırlatan Karadağ, bunu uzmanlara dahi tam olarak anlatamadıklarını dile getirdi. Karadağ, ülke insanının en fazla gayrimenkule yatırımda bulunduğunu tespit ettiklerini, Borsa İstanbul aracılığıyla konutları doğrudan tüketiciye sunarak bürokratik işlemlerden arındırdıklarını ve Borsa İstanbul’un bölgenin gayrimenkul borsası haline getirilmesi için altyapı sağladıklarını kaydetti.

Kaynak: http://www.baskentgazete.com.tr

Tarih: 02.02.2018

Bakan Özhaseki açıkladı: İmar denetim yasası değişiyor

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, imar denetimi yasasının değişeceğini bildirdi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Özhaseki imar denetiminde mevcut yasada bazı aksaklıklar olduğunu ve imar denetim yasasında değişikliğe gidileceğini kamuoyuna duyurdu.

İmar denetimiyle ilgili tüm aksaklıkların düzeltileceğine vurgu yapan Özhaseki imar denetimi ile ilgili yasanın değiştirileceğini bildirdi.

Özhaseki, imara ilişkin çalışmaların bu yıl Meclis takvimi içerisinde çıkarılmasını düşündüklerini ifade ederek şu açıklamalarda bulundu:

“İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz. Eskiden nasıl oluyordu, insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhitle anlaşmaya çalışırlar ve yasa diyor ki o müteahhidin yaptığı binayı denetleyecek bir denetim firması lazım. Fakat ev sahibi, genellikle müteahhide ‘sen yapı denetim masrafını ver. Benden para isteme’ diyor. Müteahhit gidiyor, yapı denetim firmasıyla anlaşıyor.

Kendini denetleyecek adamı pazarlıkla belirliyor. Şimdi kim kimi parayla tutup da kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir ki, böyle bir şey olabilir mi? Ahbap – çavuş ilişkisi başlıyor. Biz ne kadar denetlersek denetleyelim, müthiş bir yanlışlık da burada var. Binanın kalitesini kontrol etme noktasında hele ki deprem ülkesi olduğumuz bir yerde bu zaafımızın da giderilmesi lazım. Bunların hepsinin ortadan kalkacağı yasaları hazırladık.”

Kaynak: https://www.konuthaberi.com

Tarih: 02.02.2018

ÖZHASEKİ: CİDDİ ADIMLAR ATMAMIZ LAZIM

Bakan Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı. Bakan, buradaki konuşmasında inşaat sektörü ile ilgili ciddi adımlar atmaları gerektiğini söyledi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nin 10. yılı nedeniyle düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, yerel yönetimlerin güçlenmesiyle belediye başkanlarının da eğitimli olması gerektiğini ve bu konuda bir takım kriterlerin, bilimsel bir altyapının oluşması gerektiğini söyledi.

Gelinen noktada yerel yönetimlerin güçlendiğini ve belediye başkanlarının şehirde bulunan her şeyden sorumlu olduğunu belirten Özhaseki, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda da bulundu.

Önümüzdeki yıllara damga vuran sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımların geldiğine dikkat çeken Özhaseki, “Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de yılda kaç konut satılmış diye baktım ve 2011 yılında 997 bin konut el değiştirmiş, 2015 yılına geldiğimizde 1 milyon 289 bin konut el değiştirmiş. İnşaat sektörü ile ilgili hepimizin ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor. Yapılması gerekenleri kendi içimizde çalıştık ve şehircilik şurasıyla toplanmamız lazım dedik ve 10 ay sürdü. Birincisi, kentsel dönüşüm bizim birinci gündemimizdi, ikincisi özellikle günümüzde yerel yönetimlerin rolünü çalıştık. Üçüncüsü, göç ve uyum meselesi hakkında kafa yorduk, dördüncüsü kimlik sorunumuz var ve bu konudaki vizyonlarımızı ortaya koymamız lazım. Sonuç bildirgesi hazırlandı ve kendi bakanlığımız içerisinde çıkan sonuçları ilgili bölümlerimizin hepsine havale ettik. Kentsel dönüşüm konusunda ciddi çalışmalar yaptık. Bu yıl içerisindeki meclis çalışma takviminde çıkartmayı düşünüyoruz. İmar denetimleri ile ilgili yasayı değiştiriyoruz. Önceden insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhit ile anlaşmaya çalıyor ve yasa bir de o binayı denetleyecek bir denetim firması lazım diyor. Fakat ev sahibi müteahhide sen yapı denetiminin masrafını ver, ben vermem diyor. O zaman da müteahhit gidip yapı denetim firması ile anlaşıyor. Kim kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir. Bunların hepsini hazırladık. Akıllı kimlikli şehirler nasıl olur, yeşil şehirler nasıl olurun da çalışıldığı bir ortam doğdu” diye konuştu.

“AVRUPA BİRLİĞİ DEĞERLERİNE NE OLDU?”

Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Özhaseki, aynı zamanda Türkiye’nin zor bir coğrafyada bulunduğunu belirtti.

Son yıllarda yaşananlar düşünüldüğünde Türkiye’nin krizlere karşı çok dayanıklı bir ülke olduğunu dile getiren Bakan Özhaseki, “Bizim son 2-3 yılda yaşadığımız krizleri, sıkıntıları Avrupa’da herhangi bir ülke yaşasaydı ne olurdu? PKK gibi 40 yıldır eli silahlı, dışarıdan destek alan cani bir örgütle uğraşsalardı ne olurdu? Ülkemiz bu beladan temizlendi. Şimdi FETÖ diye bir başka bela ortaya çıktı. Fakat sinsice bir hareketle özellikle Türkiye’nin ordusuna, güvenlik güçlerine, yargısına, idare mekanizmalarına özel adam yetiştirerek ve oralarda millete hizmet etme amacı olan insanlardan ziyade inandıkları yerlere hizmet edebilmeyi birinci planda tutan, beynini satmış insanların bulunduğu bir ortam ve bir gece çıkıp ihtilal yapıyor. Türkiye’de insanlar sokağa döküldü ve bu insanlar ölüm pahasına geleceğine, istikbaline sahip çıktı. Avrupa’da bazı dostlar bunu anlamakta güçlük çektiler. Geçmiş olsun mesajları birkaç gün sonra gelmeye başladı. Bunlar da benim sitemlerim. Avrupa Birliği değerlerine ne oldu. DEAŞ ile mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Şimdi bir taraftan PKK ile bir taraftan DEAŞ ile bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız ve bu arada ülkenizde kalkınmayı sağlayacak, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Krizlere karşı adeta aşılır hale geldik” açıklamalarında bulundu.

Kaynak: http://www.kayseriehaber.com

Tarih: 02.02.2018

BAKAN MEHMET ÖZHASEKİ: İLİMİZDEKİ KİMLİKSİZ YAPILAŞMA BİZİ RAHATSIZ EDİYOR

-Salondaki katılımcılar -Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki nin kürsüdeki konuşması ANKARA – Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Wyndham Ankara Otel de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı nda konuştu.

Bakan Mehmet Özhaseki, Wyndham Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda söz aldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, özellikle 1950’li yıllardan sonra meydana gelen göç dalgasının ardından yaşanan gelişmelerle sağlıksız ve kimliksiz şehirlerin oluştuğunu söyledi.

Kaynak: https://ankarakenthaber.com

Tarih: 01.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki: ‘Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor’ – ‘İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz’ –

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak, bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.
Özhaseki, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’ndaki konuşmasına, Ankara Üniversitesinde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü açılmasından dolayı teşekkür ederek başladı.

Gayrimenkul bölümünün, şehirlerin gelişmesine damga vuracak en önemli bölüm olduğunu belirten Özhaseki, özellikle belediye başkanlarının bu konuda eğitimli olması gerektiğini ifade etti.

Şehirlerde belediye başkanlarının, siyasi partilerin, “seçimi kazandıranın kim olacağı”na göre seçildiğini anlatan Özhaseki, kendisinin de bu şekilde seçildiğini ve göreve geldiğinde şehirciliği bilmediğini söyledi.

Şehircilik konusunda en büyük sorunların planlamanın geç yapılması, sağlıksız ve kimliksiz yapılaşma olduğuna dikkati çeken Özhaseki, bu sorunların çözümü noktasında bakanlık bünyesinde çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Sağlıksız yapılaşmalara karşı dönüşümün ve kimlikleşmenin gerekliliğine vurgu yapan Özhaseki, “Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son yüz yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 tane deprem var. 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarımız 100 milyar dolar civarında. Bir taraftan şehircilikte sıkıntılarımız var, bir taraftan da deprem ülkesiyiz ve hazırlıklı olmalıyız.” diye konuştu.

İnsanların refahı arttıkça konut değiştirmek istediğine işaret eden Bakan Özhaseki, “Önümüzdeki yıllara damga vuracak en önemli sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımlar var. Gayrimenkul ve inşaat sektörü bir ülkenin dinamosu olarak kendi kendine harekete geçecek bir iç dinamik olarak önümüzde duruyor. Bizim ülkemiz için bu bir gerçektir.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’de satılan konutlara ilişkin bilgi veren Özhaseki, “2011’de 997 bin konut el değiştirmiş, 2015’e geldiğimizde bir milyon 289 bin. Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin geçen yıl Şehircilik Şurası’nı topladıklarını hatırlatan Özhaseki, şura sonuçlarıyla ilgili yasa hazırlıkları ve yönetmeliklere ilişkin düzenlemeleri hayata geçireceklerini ifade etti.

– “İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz”

Özhaseki, imara ilişkin çalışmaların bu yıl Meclis takvimi içerisinde çıkarılmasını düşündüklerini aktararak, şöyle konuştu:

“İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz. Eskiden nasıl oluyordu, insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhitle anlaşmaya çalışırlar ve yasa diyor ki o müteahhitin yaptığı binayı denetleyecek bir denetim firması lazım. Fakat ev sahibi, genellikle müteahhite ‘sen yapı denetim masrafını ver. Benden para isteme’ diyor. Müteahhit gidiyor, yapı denetim firmasıyla anlaşıyor. Kendini denetleyecek adamı pazarlıkla belirliyor. Şimdi kim kimi parayla tutup da kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir ki, böyle bir şey olabilir mi? Ahbap – çavuş ilişkisi başlıyor. Biz ne kadar denetlersek denetleyelim, müthiş bir yanlışlık da burada var. Binanın kalitesini kontrol etme noktasında hele ki deprem ülkesi olduğumuz bir yerde bu zaafımızın da giderilmesi lazım. Bunların hepsinin ortadan kalkacağı yasaları hazırladık.”

– “İnşaat sektöründe çok iyiyiz”

Bu yasaların ileriye doğru etkilerinin görülmeye başlanacağına dikkati çeken Özhaseki, örnek olarak “Şehir 2023” adı altında uydu kentler yapacaklarını, bunun için de birkaç şehrin talip olduğunu anlattı. “Düşündüğümüz ideal kent neyse uygulamaya çalışacağız.” diyen Özhaseki, burada kooperatiflere de teşvikler olacağını dile getirdi.

Mehmet Özhaseki, gayrimenkul sektörünün gelişimiyle ülke içerisindeki 250 sektörü etkilediğini ve istihdamında yüzde 7’sini oluşturduğuna işaret ederek, önümüzdeki yıl dönüşüm çalışmalarıyla istihdamda yüzde 10 paya ulaşılacağını düşündüklerini aktardı.

Ülke içerisinde ve ülke dışındaki inşaat firmalarının başarılı olduğunu vurgulayan Özhaseki, “İnşaat sektöründe çok iyiyiz. Yayınlanan dergilerden takip ediyoruz. İlk 250 en büyük dev kuruluş arasında 40-50 arasında Türk firması var. Bu müthiş bir başarı. Dünya ikincisiyiz bu konuda. 1980’li yılların sonunda Libya’da aldığımız bir işle başlamışız ama bugün geldiğimiz noktada dünya ikincisiyiz ve gittikçe de büyüyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “Müthiş bir güven adasıyız”

Türkiye’nin güvenli bir ülke olup olmadığına ilişkin de görüşlerini dile getiren Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, “Zor bir coğrafyadayız, bunu biliyoruz. Bulunduğumuz coğrafyanın etrafı ateş çemberi. Avrupa’daki dostların, hiç kimsenin etrafında böyle bir tehlike yok ama yıllardır bu belalarla uğraştığımız halde müthiş bir güven adasıyız. Hayatımızı devam ettiriyoruz. Büyümeye devam ediyoruz. İstikrarımız da yerinde.” diye konuştu.

Bakan Özhaseki, Türkiye’nin krizlere de çok dayanıklı olduğunu aktararak, “Bizim yaşadığımız son 2-3 yıl içindeki krizleri, sıkıntıları, belaları rastgele Avrupa’da herhangi bir ülke yaşasaydı ne olurdu? Herkes elini vicdanına koysun düşünsün. PKK gibi 40 yıldır eli silahlı cani bir örgütle uğraşsalardı ne olurdu? Dışarıdan, dost bildiğimiz ülkelerden destek alan üstelik.” ifadelerini kullandı.

Özhaseki, daha sonra FETÖ’nün ortaya çıktığını ve 15 Temmuz’da yaşananları hatırlattı.

Suriye’de yaşananlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özhaseki, burasıyla geçmişte tarihi bağları olmayan ülkelerin bile Suriye’de “DEAŞ’la mücadele için bulunduğunu” söylediklerini belirtti. Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“DEAŞ kim peki? Emin olun proje, uydurulmuş bir örgüt. DEAŞ’la mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Resmen savaşıyoruz ve yok ediyoruz. Şimdi bir taraftan PKK ile savaşacaksınız, bir taraftan DEAŞ’la, bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız. Bu arada da ülkenizde de kalkınmayı sağlayacaksınız, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Kolay işler değil. Krizlere karşı adeta aşılı hale geldik.”

Özhaseki, bir sene sonra bu belaların konuşulmayacağını, mücadelenin sonuna gelindiğini aktararak, Türkiye’de hukuki olarak da herkesin hakkını mahkemede arayabildiğini, ülkenin tüm yaşananlara ve 3,5 milyon Suriyeliyi misafir etmesine rağmen ekonomisini düzenli bir şekilde devam ettirdiğini söyledi.

Avrupalıların Suriyelilerin kendilerine gelmesinden korktuklarının altını çizen Özhaseki, bu ülkelere şöyle seslendi:

“10, 20, 100, 500 kişiyi alma konusunda tartışan ülkeler, Türkiye’nin halini de anlayın lütfen. İçinde bulunduğu ortamı, coğrafyayı bir görün. Burada Türkiye olmasaydı eğer 3,5 milyon yerine 5-7 milyon insan Avrupa’ya doğru aksaydı ne yapacaktınız, onu bir görün. Lütfen ara ara da Türkiye konusunda karar verirken ve konuşurken terör örgütlerinin yanında olmak ve onları şımartmak yerine Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin yanında olun. Bu bizim için önemli. Bu kötülüklerin altından biz berabere kalkacağız.”

PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kaydeden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun ismini değiştirerek, kocaman bir ülke, Amerika nasıl arka çıkabilir. PKK deme de ‘ABC’ de, ‘VYZ’ de. Ne fark ediyor, böyle olunca? Aklımızla mı alay ediyorsunuz. Sonra da dönüp diyeceksiniz ki biz buraya insanlık, demokrasi getireceğiz. Güzel de gittiğiniz nereye, getirdiniz şimdiye kadar bu demokrasiyi, hangi ülkede insan haklarını geliştirdiniz. Bela çıktı, kan çıktı, bölünme, kavga çıktı. Bütün bunları da sorgulayacağız. Bunları sorgulayan bir ülkeyi de kimse kınamasın. Yutkunup, yutkunup oturamayız. Ve yahutta ‘ABD büyüğümüz, yapıyor haklıdır’ diyerek, boynumuzu bükemeyiz. İnsanlık bu değil. Herkesin bildiği doğruyu söylemesi lazım. Teröre karşı da herkesin aynı cephede olması lazım.”

– “Hiç kaygı duymuyorum”

Özhaseki, Batılı ülkelerin Türkiye’ye güvenle gelmelerini isteyerek, kendi çocuklarının güvenle geç saatlerde dahi yürüyüş yapabildiğini ifade etti. Özhaseki, “Ben kendim kaygı duymuyorum ki üstelik bakan olduğum halde. Güneydoğu’da birçok işler yapıp, her gün de PKK’dan tehditler alan birisi olarak söylüyorum. Hiç kaygı duymuyorum. Emin olun kaygı duyacak da bir şey yok. Biz terörü böyle yeneriz, bir olarak yeneriz. Bir yerde terör varsa hepimiz karşı olmalıyız. O ülkenin legal güçlerinin yanında olmalıyız ki terörü yok edelim.” değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de bölümün önemini dile getirerek, kent politikalarının hukuka ve o kentin yerel özellikleri ile lokal karakterine de uygun olması gerektiğini vurguladı.

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş de Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne ilişkin bilgi vererek, gayrimenkul sektöründe şu anda bir kriz bulgusuna rastlanmadığını kaydetti.

Konuşmaların ardından Bakan Özhaseki, katılımcılara plaket takdimi ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programa, Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul A.Ş. Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Himmet Karadağ da katıldı.

Konferans, 10 oturum halinde 3 gün sürecek.

Kaynak: https://www.timeturk.com

Tarih: 01.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki: “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım at

ANKARA (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak, bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Özhaseki, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’ndaki konuşmasına, Ankara Üniversitesinde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü açılmasından dolayı teşekkür ederek başladı.

Gayrimenkul bölümünün, şehirlerin gelişmesine damga vuracak en önemli bölüm olduğunu belirten Özhaseki, özellikle belediye başkanlarının bu konuda eğitimli olması gerektiğini ifade etti.

Şehirlerde belediye başkanlarının, siyasi partilerin, “seçimi kazandıranın kim olacağı”na göre seçildiğini anlatan Özhaseki, kendisinin de bu şekilde seçildiğini ve göreve geldiğinde şehirciliği bilmediğini söyledi.

Şehircilik konusunda en büyük sorunların planlamanın geç yapılması, sağlıksız ve kimliksiz yapılaşma olduğuna dikkati çeken Özhaseki, bu sorunların çözümü noktasında bakanlık bünyesinde çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Sağlıksız yapılaşmalara karşı dönüşümün ve kimlikleşmenin gerekliliğine vurgu yapan Özhaseki, “Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son yüz yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 tane deprem var. 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarımız 100 milyar dolar civarında. Bir taraftan şehircilikte sıkıntılarımız var, bir taraftan da deprem ülkesiyiz ve hazırlıklı olmalıyız.” diye konuştu.

İnsanların refahı arttıkça konut değiştirmek istediğine işaret eden Bakan Özhaseki, “Önümüzdeki yıllara damga vuracak en önemli sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımlar var. Gayrimenkul ve inşaat sektörü bir ülkenin dinamosu olarak kendi kendine harekete geçecek bir iç dinamik olarak önümüzde duruyor. Bizim ülkemiz için bu bir gerçektir.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’de satılan konutlara ilişkin bilgi veren Özhaseki, “2011’de 997 bin konut el değiştirmiş, 2015’e geldiğimizde bir milyon 289 bin. Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin geçen yıl Şehircilik Şurası’nı topladıklarını hatırlatan Özhaseki, şura sonuçlarıyla ilgili yasa hazırlıkları ve yönetmeliklere ilişkin düzenlemeleri hayata geçireceklerini ifade etti.

– “İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz”

Özhaseki, imara ilişkin çalışmaların bu yıl Meclis takvimi içerisinde çıkarılmasını düşündüklerini aktararak, şöyle konuştu:

“İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz. Eskiden nasıl oluyordu, insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhitle anlaşmaya çalışırlar ve yasa diyor ki o müteahhitin yaptığı binayı denetleyecek bir denetim firması lazım. Fakat ev sahibi, genellikle müteahhite ‘sen yapı denetim masrafını ver. Benden para isteme’ diyor. Müteahhit gidiyor, yapı denetim firmasıyla anlaşıyor. Kendini denetleyecek adamı pazarlıkla belirliyor. Şimdi kim kimi parayla tutup da kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir ki, böyle bir şey olabilir mi? Ahbap – çavuş ilişkisi başlıyor. Biz ne kadar denetlersek denetleyelim, müthiş bir yanlışlık da burada var. Binanın kalitesini kontrol etme noktasında hele ki deprem ülkesi olduğumuz bir yerde bu zaafımızın da giderilmesi lazım. Bunların hepsinin ortadan kalkacağı yasaları hazırladık.”

– “İnşaat sektöründe çok iyiyiz”

Bu yasaların ileriye doğru etkilerinin görülmeye başlanacağına dikkati çeken Özhaseki, örnek olarak “Şehir 2023” adı altında uydu kentler yapacaklarını, bunun için de birkaç şehrin talip olduğunu anlattı. “Düşündüğümüz ideal kent neyse uygulamaya çalışacağız.” diyen Özhaseki, burada kooperatiflere de teşvikler olacağını dile getirdi.

Mehmet Özhaseki, gayrimenkul sektörünün gelişimiyle ülke içerisindeki 250 sektörü etkilediğini ve istihdamında yüzde 7’sini oluşturduğuna işaret ederek, önümüzdeki yıl dönüşüm çalışmalarıyla istihdamda yüzde 10 paya ulaşılacağını düşündüklerini aktardı.

Ülke içerisinde ve ülke dışındaki inşaat firmalarının başarılı olduğunu vurgulayan Özhaseki, “İnşaat sektöründe çok iyiyiz. Yayınlanan dergilerden takip ediyoruz. İlk 250 en büyük dev kuruluş arasında 40-50 arasında Türk firması var. Bu müthiş bir başarı. Dünya ikincisiyiz bu konuda. 1980’li yılların sonunda Libya’da aldığımız bir işle başlamışız ama bugün geldiğimiz noktada dünya ikincisiyiz ve gittikçe de büyüyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “Müthiş bir güven adasıyız”

Türkiye’nin güvenli bir ülke olup olmadığına ilişkin de görüşlerini dile getiren Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, “Zor bir coğrafyadayız, bunu biliyoruz. Bulunduğumuz coğrafyanın etrafı ateş çemberi. Avrupa’daki dostların, hiç kimsenin etrafında böyle bir tehlike yok ama yıllardır bu belalarla uğraştığımız halde müthiş bir güven adasıyız. Hayatımızı devam ettiriyoruz. Büyümeye devam ediyoruz. İstikrarımız da yerinde.” diye konuştu.

Bakan Özhaseki, Türkiye’nin krizlere de çok dayanıklı olduğunu aktararak, “Bizim yaşadığımız son 2-3 yıl içindeki krizleri, sıkıntıları, belaları rastgele Avrupa’da herhangi bir ülke yaşasaydı ne olurdu? Herkes elini vicdanına koysun düşünsün. PKK gibi 40 yıldır eli silahlı cani bir örgütle uğraşsalardı ne olurdu? Dışarıdan, dost bildiğimiz ülkelerden destek alan üstelik.” ifadelerini kullandı.

Özhaseki, daha sonra FETÖ’nün ortaya çıktığını ve 15 Temmuz’da yaşananları hatırlattı.

Suriye’de yaşananlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özhaseki, burasıyla geçmişte tarihi bağları olmayan ülkelerin bile Suriye’de “DEAŞ’la mücadele için bulunduğunu” söylediklerini belirtti. Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“DEAŞ kim peki? Emin olun proje, uydurulmuş bir örgüt. DEAŞ’la mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Resmen savaşıyoruz ve yok ediyoruz. Şimdi bir taraftan PKK ile savaşacaksınız, bir taraftan DEAŞ’la, bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız. Bu arada da ülkenizde de kalkınmayı sağlayacaksınız, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Kolay işler değil. Krizlere karşı adeta aşılı hale geldik.”

Özhaseki, bir sene sonra bu belaların konuşulmayacağını, mücadelenin sonuna gelindiğini aktararak, Türkiye’de hukuki olarak da herkesin hakkını mahkemede arayabildiğini, ülkenin tüm yaşananlara ve 3,5 milyon Suriyeliyi misafir etmesine rağmen ekonomisini düzenli bir şekilde devam ettirdiğini söyledi.

Avrupalıların Suriyelilerin kendilerine gelmesinden korktuklarının altını çizen Özhaseki, bu ülkelere şöyle seslendi:

“10, 20, 100, 500 kişiyi alma konusunda tartışan ülkeler, Türkiye’nin halini de anlayın lütfen. İçinde bulunduğu ortamı, coğrafyayı bir görün. Burada Türkiye olmasaydı eğer 3,5 milyon yerine 5-7 milyon insan Avrupa’ya doğru aksaydı ne yapacaktınız, onu bir görün. Lütfen ara ara da Türkiye konusunda karar verirken ve konuşurken terör örgütlerinin yanında olmak ve onları şımartmak yerine Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin yanında olun. Bu bizim için önemli. Bu kötülüklerin altından biz berabere kalkacağız.”

PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kaydeden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun ismini değiştirerek, kocaman bir ülke, Amerika nasıl arka çıkabilir. PKK deme de ‘ABC’ de, ‘VYZ’ de. Ne fark ediyor, böyle olunca? Aklımızla mı alay ediyorsunuz. Sonra da dönüp diyeceksiniz ki biz buraya insanlık, demokrasi getireceğiz. Güzel de gittiğiniz nereye, getirdiniz şimdiye kadar bu demokrasiyi, hangi ülkede insan haklarını geliştirdiniz. Bela çıktı, kan çıktı, bölünme, kavga çıktı. Bütün bunları da sorgulayacağız. Bunları sorgulayan bir ülkeyi de kimse kınamasın. Yutkunup, yutkunup oturamayız. Ve yahutta ‘ABD büyüğümüz, yapıyor haklıdır’ diyerek, boynumuzu bükemeyiz. İnsanlık bu değil. Herkesin bildiği doğruyu söylemesi lazım. Teröre karşı da herkesin aynı cephede olması lazım.”

– “Hiç kaygı duymuyorum”

Özhaseki, Batılı ülkelerin Türkiye’ye güvenle gelmelerini isteyerek, kendi çocuklarının güvenle geç saatlerde dahi yürüyüş yapabildiğini ifade etti. Özhaseki, “Ben kendim kaygı duymuyorum ki üstelik bakan olduğum halde. Güneydoğu’da birçok işler yapıp, her gün de PKK’dan tehditler alan birisi olarak söylüyorum. Hiç kaygı duymuyorum. Emin olun kaygı duyacak da bir şey yok. Biz terörü böyle yeneriz, bir olarak yeneriz. Bir yerde terör varsa hepimiz karşı olmalıyız. O ülkenin legal güçlerinin yanında olmalıyız ki terörü yok edelim.” değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de bölümün önemini dile getirerek, kent politikalarının hukuka ve o kentin yerel özellikleri ile lokal karakterine de uygun olması gerektiğini vurguladı.

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş de Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne ilişkin bilgi vererek, gayrimenkul sektöründe şu anda bir kriz bulgusuna rastlanmadığını kaydetti.

Konuşmaların ardından Bakan Özhaseki, katılımcılara plaket takdimi ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programa, Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul A.Ş. Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Himmet Karadağ da katıldı.

Konferans, 10 oturum halinde 3 gün sürecek.

Kaynak: https://www.pusulahaber.com.tr

Tarih: 01.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki: “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım at

ANKARA (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak, bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Özhaseki, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’ndaki konuşmasına, Ankara Üniversitesinde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü açılmasından dolayı teşekkür ederek başladı.

Gayrimenkul bölümünün, şehirlerin gelişmesine damga vuracak en önemli bölüm olduğunu belirten Özhaseki, özellikle belediye başkanlarının bu konuda eğitimli olması gerektiğini ifade etti.

Şehirlerde belediye başkanlarının, siyasi partilerin, “seçimi kazandıranın kim olacağı”na göre seçildiğini anlatan Özhaseki, kendisinin de bu şekilde seçildiğini ve göreve geldiğinde şehirciliği bilmediğini söyledi.

Şehircilik konusunda en büyük sorunların planlamanın geç yapılması, sağlıksız ve kimliksiz yapılaşma olduğuna dikkati çeken Özhaseki, bu sorunların çözümü noktasında bakanlık bünyesinde çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Sağlıksız yapılaşmalara karşı dönüşümün ve kimlikleşmenin gerekliliğine vurgu yapan Özhaseki, “Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son yüz yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 tane deprem var. 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarımız 100 milyar dolar civarında. Bir taraftan şehircilikte sıkıntılarımız var, bir taraftan da deprem ülkesiyiz ve hazırlıklı olmalıyız.” diye konuştu.

İnsanların refahı arttıkça konut değiştirmek istediğine işaret eden Bakan Özhaseki, “Önümüzdeki yıllara damga vuracak en önemli sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımlar var. Gayrimenkul ve inşaat sektörü bir ülkenin dinamosu olarak kendi kendine harekete geçecek bir iç dinamik olarak önümüzde duruyor. Bizim ülkemiz için bu bir gerçektir.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’de satılan konutlara ilişkin bilgi veren Özhaseki, “2011’de 997 bin konut el değiştirmiş, 2015’e geldiğimizde bir milyon 289 bin. Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin geçen yıl Şehircilik Şurası’nı topladıklarını hatırlatan Özhaseki, şura sonuçlarıyla ilgili yasa hazırlıkları ve yönetmeliklere ilişkin düzenlemeleri hayata geçireceklerini ifade etti.

– “İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz”

Özhaseki, imara ilişkin çalışmaların bu yıl Meclis takvimi içerisinde çıkarılmasını düşündüklerini aktararak, şöyle konuştu:

“İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz. Eskiden nasıl oluyordu, insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhitle anlaşmaya çalışırlar ve yasa diyor ki o müteahhitin yaptığı binayı denetleyecek bir denetim firması lazım. Fakat ev sahibi, genellikle müteahhite ‘sen yapı denetim masrafını ver. Benden para isteme’ diyor. Müteahhit gidiyor, yapı denetim firmasıyla anlaşıyor. Kendini denetleyecek adamı pazarlıkla belirliyor. Şimdi kim kimi parayla tutup da kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir ki, böyle bir şey olabilir mi? Ahbap – çavuş ilişkisi başlıyor. Biz ne kadar denetlersek denetleyelim, müthiş bir yanlışlık da burada var. Binanın kalitesini kontrol etme noktasında hele ki deprem ülkesi olduğumuz bir yerde bu zaafımızın da giderilmesi lazım. Bunların hepsinin ortadan kalkacağı yasaları hazırladık.”

– “İnşaat sektöründe çok iyiyiz”

Bu yasaların ileriye doğru etkilerinin görülmeye başlanacağına dikkati çeken Özhaseki, örnek olarak “Şehir 2023” adı altında uydu kentler yapacaklarını, bunun için de birkaç şehrin talip olduğunu anlattı. “Düşündüğümüz ideal kent neyse uygulamaya çalışacağız.” diyen Özhaseki, burada kooperatiflere de teşvikler olacağını dile getirdi.

Mehmet Özhaseki, gayrimenkul sektörünün gelişimiyle ülke içerisindeki 250 sektörü etkilediğini ve istihdamında yüzde 7’sini oluşturduğuna işaret ederek, önümüzdeki yıl dönüşüm çalışmalarıyla istihdamda yüzde 10 paya ulaşılacağını düşündüklerini aktardı.

Ülke içerisinde ve ülke dışındaki inşaat firmalarının başarılı olduğunu vurgulayan Özhaseki, “İnşaat sektöründe çok iyiyiz. Yayınlanan dergilerden takip ediyoruz. İlk 250 en büyük dev kuruluş arasında 40-50 arasında Türk firması var. Bu müthiş bir başarı. Dünya ikincisiyiz bu konuda. 1980’li yılların sonunda Libya’da aldığımız bir işle başlamışız ama bugün geldiğimiz noktada dünya ikincisiyiz ve gittikçe de büyüyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “Müthiş bir güven adasıyız”

Türkiye’nin güvenli bir ülke olup olmadığına ilişkin de görüşlerini dile getiren Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, “Zor bir coğrafyadayız, bunu biliyoruz. Bulunduğumuz coğrafyanın etrafı ateş çemberi. Avrupa’daki dostların, hiç kimsenin etrafında böyle bir tehlike yok ama yıllardır bu belalarla uğraştığımız halde müthiş bir güven adasıyız. Hayatımızı devam ettiriyoruz. Büyümeye devam ediyoruz. İstikrarımız da yerinde.” diye konuştu.

Bakan Özhaseki, Türkiye’nin krizlere de çok dayanıklı olduğunu aktararak, “Bizim yaşadığımız son 2-3 yıl içindeki krizleri, sıkıntıları, belaları rastgele Avrupa’da herhangi bir ülke yaşasaydı ne olurdu? Herkes elini vicdanına koysun düşünsün. PKK gibi 40 yıldır eli silahlı cani bir örgütle uğraşsalardı ne olurdu? Dışarıdan, dost bildiğimiz ülkelerden destek alan üstelik.” ifadelerini kullandı.

Özhaseki, daha sonra FETÖ’nün ortaya çıktığını ve 15 Temmuz’da yaşananları hatırlattı.

Suriye’de yaşananlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özhaseki, burasıyla geçmişte tarihi bağları olmayan ülkelerin bile Suriye’de “DEAŞ’la mücadele için bulunduğunu” söylediklerini belirtti. Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“DEAŞ kim peki? Emin olun proje, uydurulmuş bir örgüt. DEAŞ’la mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Resmen savaşıyoruz ve yok ediyoruz. Şimdi bir taraftan PKK ile savaşacaksınız, bir taraftan DEAŞ’la, bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız. Bu arada da ülkenizde de kalkınmayı sağlayacaksınız, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Kolay işler değil. Krizlere karşı adeta aşılı hale geldik.”

Özhaseki, bir sene sonra bu belaların konuşulmayacağını, mücadelenin sonuna gelindiğini aktararak, Türkiye’de hukuki olarak da herkesin hakkını mahkemede arayabildiğini, ülkenin tüm yaşananlara ve 3,5 milyon Suriyeliyi misafir etmesine rağmen ekonomisini düzenli bir şekilde devam ettirdiğini söyledi.

Avrupalıların Suriyelilerin kendilerine gelmesinden korktuklarının altını çizen Özhaseki, bu ülkelere şöyle seslendi:

“10, 20, 100, 500 kişiyi alma konusunda tartışan ülkeler, Türkiye’nin halini de anlayın lütfen. İçinde bulunduğu ortamı, coğrafyayı bir görün. Burada Türkiye olmasaydı eğer 3,5 milyon yerine 5-7 milyon insan Avrupa’ya doğru aksaydı ne yapacaktınız, onu bir görün. Lütfen ara ara da Türkiye konusunda karar verirken ve konuşurken terör örgütlerinin yanında olmak ve onları şımartmak yerine Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin yanında olun. Bu bizim için önemli. Bu kötülüklerin altından biz berabere kalkacağız.”

PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kaydeden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun ismini değiştirerek, kocaman bir ülke, Amerika nasıl arka çıkabilir. PKK deme de ‘ABC’ de, ‘VYZ’ de. Ne fark ediyor, böyle olunca? Aklımızla mı alay ediyorsunuz. Sonra da dönüp diyeceksiniz ki biz buraya insanlık, demokrasi getireceğiz. Güzel de gittiğiniz nereye, getirdiniz şimdiye kadar bu demokrasiyi, hangi ülkede insan haklarını geliştirdiniz. Bela çıktı, kan çıktı, bölünme, kavga çıktı. Bütün bunları da sorgulayacağız. Bunları sorgulayan bir ülkeyi de kimse kınamasın. Yutkunup, yutkunup oturamayız. Ve yahutta ‘ABD büyüğümüz, yapıyor haklıdır’ diyerek, boynumuzu bükemeyiz. İnsanlık bu değil. Herkesin bildiği doğruyu söylemesi lazım. Teröre karşı da herkesin aynı cephede olması lazım.”

– “Hiç kaygı duymuyorum”

Özhaseki, Batılı ülkelerin Türkiye’ye güvenle gelmelerini isteyerek, kendi çocuklarının güvenle geç saatlerde dahi yürüyüş yapabildiğini ifade etti. Özhaseki, “Ben kendim kaygı duymuyorum ki üstelik bakan olduğum halde. Güneydoğu’da birçok işler yapıp, her gün de PKK’dan tehditler alan birisi olarak söylüyorum. Hiç kaygı duymuyorum. Emin olun kaygı duyacak da bir şey yok. Biz terörü böyle yeneriz, bir olarak yeneriz. Bir yerde terör varsa hepimiz karşı olmalıyız. O ülkenin legal güçlerinin yanında olmalıyız ki terörü yok edelim.” değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de bölümün önemini dile getirerek, kent politikalarının hukuka ve o kentin yerel özellikleri ile lokal karakterine de uygun olması gerektiğini vurguladı.

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş de Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne ilişkin bilgi vererek, gayrimenkul sektöründe şu anda bir kriz bulgusuna rastlanmadığını kaydetti.

Konuşmaların ardından Bakan Özhaseki, katılımcılara plaket takdimi ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programa, Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul A.Ş. Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Himmet Karadağ da katıldı.

Konferans, 10 oturum halinde 3 gün sürecek.

Kaynak: http://www.memleket.com.tr

Tarih: 01.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme Ve Yönetimi Konferansı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki: “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım at

ANKARA (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak, bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.Özhaseki, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’ndaki konuşmasına, Ankara Üniversitesinde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü açılmasından dolayı teşekkür ederek başladı.Gayrimenkul bölümünün, şehirlerin gelişmesine damga vuracak en önemli bölüm olduğunu belirten Özhaseki, özellikle belediye başkanlarının bu konuda eğitimli olması gerektiğini ifade etti.Şehirlerde belediye başkanlarının, siyasi partilerin, “seçimi kazandıranın kim olacağı”na göre seçildiğini anlatan Özhaseki, kendisinin de bu şekilde seçildiğini ve göreve geldiğinde şehirciliği bilmediğini söyledi.Şehircilik konusunda en büyük sorunların planlamanın geç yapılması, sağlıksız ve kimliksiz yapılaşma olduğuna dikkati çeken Özhaseki, bu sorunların çözümü noktasında bakanlık bünyesinde çalışmalar yaptıklarını belirtti.Sağlıksız yapılaşmalara karşı dönüşümün ve kimlikleşmenin gerekliliğine vurgu yapan Özhaseki, “Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son yüz yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 tane deprem var. 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarımız 100 milyar dolar civarında. Bir taraftan şehircilikte sıkıntılarımız var, bir taraftan da deprem ülkesiyiz ve hazırlıklı olmalıyız.” diye konuştu.İnsanların refahı arttıkça konut değiştirmek istediğine işaret eden Bakan Özhaseki, “Önümüzdeki yıllara damga vuracak en önemli sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımlar var. Gayrimenkul ve inşaat sektörü bir ülkenin dinamosu olarak kendi kendine harekete geçecek bir iç dinamik olarak önümüzde duruyor. Bizim ülkemiz için bu bir gerçektir.” değerlendirmesini yaptı.Türkiye’de satılan konutlara ilişkin bilgi veren Özhaseki, “2011’de 997 bin konut el değiştirmiş, 2015’e geldiğimizde bir milyon 289 bin. Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.Bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin geçen yıl Şehircilik Şurası’nı topladıklarını hatırlatan Özhaseki, şura sonuçlarıyla ilgili yasa hazırlıkları ve yönetmeliklere ilişkin düzenlemeleri hayata geçireceklerini ifade etti.- “İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz”Özhaseki, imara ilişkin çalışmaların bu yıl Meclis takvimi içerisinde çıkarılmasını düşündüklerini aktararak, şöyle konuştu:”İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz. Eskiden nasıl oluyordu, insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhitle anlaşmaya çalışırlar ve yasa diyor ki o müteahhitin yaptığı binayı denetleyecek bir denetim firması lazım. Fakat ev sahibi, genellikle müteahhite ‘sen yapı denetim masrafını ver. Benden para isteme’ diyor. Müteahhit gidiyor, yapı denetim firmasıyla anlaşıyor. Kendini denetleyecek adamı pazarlıkla belirliyor. Şimdi kim kimi parayla tutup da kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir ki, böyle bir şey olabilir mi? Ahbap – çavuş ilişkisi başlıyor. Biz ne kadar denetlersek denetleyelim, müthiş bir yanlışlık da burada var. Binanın kalitesini kontrol etme noktasında hele ki deprem ülkesi olduğumuz bir yerde bu zaafımızın da giderilmesi lazım. Bunların hepsinin ortadan kalkacağı yasaları hazırladık.”- “İnşaat sektöründe çok iyiyiz”Bu yasaların ileriye doğru etkilerinin görülmeye başlanacağına dikkati çeken Özhaseki, örnek olarak “Şehir 2023” adı altında uydu kentler yapacaklarını, bunun için de birkaç şehrin talip olduğunu anlattı. “Düşündüğümüz ideal kent neyse uygulamaya çalışacağız.” diyen Özhaseki, burada kooperatiflere de teşvikler olacağını dile getirdi.Mehmet Özhaseki, gayrimenkul sektörünün gelişimiyle ülke içerisindeki 250 sektörü etkilediğini ve istihdamında yüzde 7’sini oluşturduğuna işaret ederek, önümüzdeki yıl dönüşüm çalışmalarıyla istihdamda yüzde 10 paya ulaşılacağını düşündüklerini aktardı.Ülke içerisinde ve ülke dışındaki inşaat firmalarının başarılı olduğunu vurgulayan Özhaseki, “İnşaat sektöründe çok iyiyiz. Yayınlanan dergilerden takip ediyoruz. İlk 250 en büyük dev kuruluş arasında 40-50 arasında Türk firması var. Bu müthiş bir başarı. Dünya ikincisiyiz bu konuda. 1980’li yılların sonunda Libya’da aldığımız bir işle başlamışız ama bugün geldiğimiz noktada dünya ikincisiyiz ve gittikçe de büyüyoruz.” ifadelerini kullandı.- “Müthiş bir güven adasıyız”Türkiye’nin güvenli bir ülke olup olmadığına ilişkin de görüşlerini dile getiren Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, “Zor bir coğrafyadayız, bunu biliyoruz. Bulunduğumuz coğrafyanın etrafı ateş çemberi. Avrupa’daki dostların, hiç kimsenin etrafında böyle bir tehlike yok ama yıllardır bu belalarla uğraştığımız halde müthiş bir güven adasıyız. Hayatımızı devam ettiriyoruz. Büyümeye devam ediyoruz. İstikrarımız da yerinde.” diye konuştu.Bakan Özhaseki, Türkiye’nin krizlere de çok dayanıklı olduğunu aktararak, “Bizim yaşadığımız son 2-3 yıl içindeki krizleri, sıkıntıları, belaları rastgele Avrupa’da herhangi bir ülke yaşasaydı ne olurdu? Herkes elini vicdanına koysun düşünsün. PKK gibi 40 yıldır eli silahlı cani bir örgütle uğraşsalardı ne olurdu? Dışarıdan, dost bildiğimiz ülkelerden destek alan üstelik.” ifadelerini kullandı.Özhaseki, daha sonra FETÖ’nün ortaya çıktığını ve 15 Temmuz’da yaşananları hatırlattı.Suriye’de yaşananlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özhaseki, burasıyla geçmişte tarihi bağları olmayan ülkelerin bile Suriye’de “DEAŞ’la mücadele için bulunduğunu” söylediklerini belirtti. Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:”DEAŞ kim peki? Emin olun proje, uydurulmuş bir örgüt. DEAŞ’la mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Resmen savaşıyoruz ve yok ediyoruz. Şimdi bir taraftan PKK ile savaşacaksınız, bir taraftan DEAŞ’la, bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız. Bu arada da ülkenizde de kalkınmayı sağlayacaksınız, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Kolay işler değil. Krizlere karşı adeta aşılı hale geldik.”Özhaseki, bir sene sonra bu belaların konuşulmayacağını, mücadelenin sonuna gelindiğini aktararak, Türkiye’de hukuki olarak da herkesin hakkını mahkemede arayabildiğini, ülkenin tüm yaşananlara ve 3,5 milyon Suriyeliyi misafir etmesine rağmen ekonomisini düzenli bir şekilde devam ettirdiğini söyledi.Avrupalıların Suriyelilerin kendilerine gelmesinden korktuklarının altını çizen Özhaseki, bu ülkelere şöyle seslendi:”10, 20, 100, 500 kişiyi alma konusunda tartışan ülkeler, Türkiye’nin halini de anlayın lütfen. İçinde bulunduğu ortamı, coğrafyayı bir görün. Burada Türkiye olmasaydı eğer 3,5 milyon yerine 5-7 milyon insan Avrupa’ya doğru aksaydı ne yapacaktınız, onu bir görün. Lütfen ara ara da Türkiye konusunda karar verirken ve konuşurken terör örgütlerinin yanında olmak ve onları şımartmak yerine Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin yanında olun. Bu bizim için önemli. Bu kötülüklerin altından biz berabere kalkacağız.”PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kaydeden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:”Bunun ismini değiştirerek, kocaman bir ülke, Amerika nasıl arka çıkabilir. PKK deme de ‘ABC’ de, ‘VYZ’ de. Ne fark ediyor, böyle olunca? Aklımızla mı alay ediyorsunuz. Sonra da dönüp diyeceksiniz ki biz buraya insanlık, demokrasi getireceğiz. Güzel de gittiğiniz nereye, getirdiniz şimdiye kadar bu demokrasiyi, hangi ülkede insan haklarını geliştirdiniz. Bela çıktı, kan çıktı, bölünme, kavga çıktı. Bütün bunları da sorgulayacağız. Bunları sorgulayan bir ülkeyi de kimse kınamasın. Yutkunup, yutkunup oturamayız. Ve yahutta ‘ABD büyüğümüz, yapıyor haklıdır’ diyerek, boynumuzu bükemeyiz. İnsanlık bu değil. Herkesin bildiği doğruyu söylemesi lazım. Teröre karşı da herkesin aynı cephede olması lazım.”- “Hiç kaygı duymuyorum”Özhaseki, Batılı ülkelerin Türkiye’ye güvenle gelmelerini isteyerek, kendi çocuklarının güvenle geç saatlerde dahi yürüyüş yapabildiğini ifade etti. Özhaseki, “Ben kendim kaygı duymuyorum ki üstelik bakan olduğum halde. Güneydoğu’da birçok işler yapıp, her gün de PKK’dan tehditler alan birisi olarak söylüyorum. Hiç kaygı duymuyorum. Emin olun kaygı duyacak da bir şey yok. Biz terörü böyle yeneriz, bir olarak yeneriz. Bir yerde terör varsa hepimiz karşı olmalıyız. O ülkenin legal güçlerinin yanında olmalıyız ki terörü yok edelim.” değerlendirmesinde bulundu.Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de bölümün önemini dile getirerek, kent politikalarının hukuka ve o kentin yerel özellikleri ile lokal karakterine de uygun olması gerektiğini vurguladı. Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş de Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne ilişkin bilgi vererek, gayrimenkul sektöründe şu anda bir kriz bulgusuna rastlanmadığını kaydetti.Konuşmaların ardından Bakan Özhaseki, katılımcılara plaket takdimi ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.Programa, Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul A.Ş. Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Himmet Karadağ da katıldı.Konferans, 10 oturum halinde 3 gün sürecek.

Kaynak: http://www.konyaninsesi.com.tr

Tarih: 01.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak, bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Özhaseki, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’ndaki konuşmasına, Ankara Üniversitesinde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü açılmasından dolayı teşekkür ederek başladı.

Gayrimenkul bölümünün, şehirlerin gelişmesine damga vuracak en önemli bölüm olduğunu belirten Özhaseki, özellikle belediye başkanlarının bu konuda eğitimli olması gerektiğini ifade etti.

Şehirlerde belediye başkanlarının, siyasi partilerin, “seçimi kazandıranın kim olacağı”na göre seçildiğini anlatan Özhaseki, kendisinin de bu şekilde seçildiğini ve göreve geldiğinde şehirciliği bilmediğini söyledi.

Şehircilik konusunda en büyük sorunların planlamanın geç yapılması, sağlıksız ve kimliksiz yapılaşma olduğuna dikkati çeken Özhaseki, bu sorunların çözümü noktasında bakanlık bünyesinde çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Sağlıksız yapılaşmalara karşı dönüşümün ve kimlikleşmenin gerekliliğine vurgu yapan Özhaseki, “Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son yüz yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 tane deprem var. 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarımız 100 milyar dolar civarında. Bir taraftan şehircilikte sıkıntılarımız var, bir taraftan da deprem ülkesiyiz ve hazırlıklı olmalıyız.” diye konuştu.

İnsanların refahı arttıkça konut değiştirmek istediğine işaret eden Bakan Özhaseki, “Önümüzdeki yıllara damga vuracak en önemli sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımlar var. Gayrimenkul ve inşaat sektörü bir ülkenin dinamosu olarak kendi kendine harekete geçecek bir iç dinamik olarak önümüzde duruyor. Bizim ülkemiz için bu bir gerçektir.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’de satılan konutlara ilişkin bilgi veren Özhaseki, “2011’de 997 bin konut el değiştirmiş, 2015’e geldiğimizde bir milyon 289 bin. Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin geçen yıl Şehircilik Şurası’nı topladıklarını hatırlatan Özhaseki, şura sonuçlarıyla ilgili yasa hazırlıkları ve yönetmeliklere ilişkin düzenlemeleri hayata geçireceklerini ifade etti.

“İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz”

Özhaseki, imara ilişkin çalışmaların bu yıl Meclis takvimi içerisinde çıkarılmasını düşündüklerini aktararak, şöyle konuştu:

“İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz. Eskiden nasıl oluyordu, insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhitle anlaşmaya çalışırlar ve yasa diyor ki o müteahhitin yaptığı binayı denetleyecek bir denetim firması lazım. Fakat ev sahibi, genellikle müteahhite ‘sen yapı denetim masrafını ver. Benden para isteme’ diyor. Müteahhit gidiyor, yapı denetim firmasıyla anlaşıyor. Kendini denetleyecek adamı pazarlıkla belirliyor. Şimdi kim kimi parayla tutup da kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir ki, böyle bir şey olabilir mi? Ahbap – çavuş ilişkisi başlıyor. Biz ne kadar denetlersek denetleyelim, müthiş bir yanlışlık da burada var. Binanın kalitesini kontrol etme noktasında hele ki deprem ülkesi olduğumuz bir yerde bu zaafımızın da giderilmesi lazım. Bunların hepsinin ortadan kalkacağı yasaları hazırladık.”

“İnşaat sektöründe çok iyiyiz”

Bu yasaların ileriye doğru etkilerinin görülmeye başlanacağına dikkati çeken Özhaseki, örnek olarak “Şehir 2023” adı altında uydu kentler yapacaklarını, bunun için de birkaç şehrin talip olduğunu anlattı. “Düşündüğümüz ideal kent neyse uygulamaya çalışacağız.” diyen Özhaseki, burada kooperatiflere de teşvikler olacağını dile getirdi.

Mehmet Özhaseki, gayrimenkul sektörünün gelişimiyle ülke içerisindeki 250 sektörü etkilediğini ve istihdamında yüzde 7’sini oluşturduğuna işaret ederek, önümüzdeki yıl dönüşüm çalışmalarıyla istihdamda yüzde 10 paya ulaşılacağını düşündüklerini aktardı.

Ülke içerisinde ve ülke dışındaki inşaat firmalarının başarılı olduğunu vurgulayan Özhaseki, “İnşaat sektöründe çok iyiyiz. Yayınlanan dergilerden takip ediyoruz. İlk 250 en büyük dev kuruluş arasında 40-50 arasında Türk firması var. Bu müthiş bir başarı. Dünya ikincisiyiz bu konuda. 1980’li yılların sonunda Libya’da aldığımız bir işle başlamışız ama bugün geldiğimiz noktada dünya ikincisiyiz ve gittikçe de büyüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Müthiş bir güven adasıyız”

Türkiye’nin güvenli bir ülke olup olmadığına ilişkin de görüşlerini dile getiren Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, “Zor bir coğrafyadayız, bunu biliyoruz. Bulunduğumuz coğrafyanın etrafı ateş çemberi. Avrupa’daki dostların, hiç kimsenin etrafında böyle bir tehlike yok ama yıllardır bu belalarla uğraştığımız halde müthiş bir güven adasıyız. Hayatımızı devam ettiriyoruz. Büyümeye devam ediyoruz. İstikrarımız da yerinde.” diye konuştu.

Bakan Özhaseki, Türkiye’nin krizlere de çok dayanıklı olduğunu aktararak, “Bizim yaşadığımız son 2-3 yıl içindeki krizleri, sıkıntıları, belaları rastgele Avrupa’da herhangi bir ülke yaşasaydı ne olurdu? Herkes elini vicdanına koysun düşünsün. PKK gibi 40 yıldır eli silahlı cani bir örgütle uğraşsalardı ne olurdu? Dışarıdan, dost bildiğimiz ülkelerden destek alan üstelik.” ifadelerini kullandı.

Özhaseki, daha sonra FETÖ’nün ortaya çıktığını ve 15 Temmuz’da yaşananları hatırlattı.

Suriye’de yaşananlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özhaseki, burasıyla geçmişte tarihi bağları olmayan ülkelerin bile Suriye’de “DEAŞ’la mücadele için bulunduğunu” söylediklerini belirtti. Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“DEAŞ kim peki? Emin olun proje, uydurulmuş bir örgüt. DEAŞ’la mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Resmen savaşıyoruz ve yok ediyoruz. Şimdi bir taraftan PKK ile savaşacaksınız, bir taraftan DEAŞ’la, bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız. Bu arada da ülkenizde de kalkınmayı sağlayacaksınız, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Kolay işler değil. Krizlere karşı adeta aşılı hale geldik.”

Özhaseki, bir sene sonra bu belaların konuşulmayacağını, mücadelenin sonuna gelindiğini aktararak, Türkiye’de hukuki olarak da herkesin hakkını mahkemede arayabildiğini, ülkenin tüm yaşananlara ve 3,5 milyon Suriyeliyi misafir etmesine rağmen ekonomisini düzenli bir şekilde devam ettirdiğini söyledi.

Avrupalıların Suriyelilerin kendilerine gelmesinden korktuklarının altını çizen Özhaseki, bu ülkelere şöyle seslendi:

“10, 20, 100, 500 kişiyi alma konusunda tartışan ülkeler, Türkiye’nin halini de anlayın lütfen. İçinde bulunduğu ortamı, coğrafyayı bir görün. Burada Türkiye olmasaydı eğer 3,5 milyon yerine 5-7 milyon insan Avrupa’ya doğru aksaydı ne yapacaktınız, onu bir görün. Lütfen ara ara da Türkiye konusunda karar verirken ve konuşurken terör örgütlerinin yanında olmak ve onları şımartmak yerine Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin yanında olun. Bu bizim için önemli. Bu kötülüklerin altından biz berabere kalkacağız.”

PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kaydeden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun ismini değiştirerek, kocaman bir ülke, Amerika nasıl arka çıkabilir. PKK deme de ‘ABC’ de, ‘VYZ’ de. Ne fark ediyor, böyle olunca? Aklımızla mı alay ediyorsunuz. Sonra da dönüp diyeceksiniz ki biz buraya insanlık, demokrasi getireceğiz. Güzel de gittiğiniz nereye, getirdiniz şimdiye kadar bu demokrasiyi, hangi ülkede insan haklarını geliştirdiniz. Bela çıktı, kan çıktı, bölünme, kavga çıktı. Bütün bunları da sorgulayacağız. Bunları sorgulayan bir ülkeyi de kimse kınamasın. Yutkunup, yutkunup oturamayız. ve yahutta ‘ABD büyüğümüz, yapıyor haklıdır’ diyerek, boynumuzu bükemeyiz. İnsanlık bu değil. Herkesin bildiği doğruyu söylemesi lazım. Teröre karşı da herkesin aynı cephede olması lazım.”

“Hiç kaygı duymuyorum”

Özhaseki, Batılı ülkelerin Türkiye’ye güvenle gelmelerini isteyerek, kendi çocuklarının güvenle geç saatlerde dahi yürüyüş yapabildiğini ifade etti. Özhaseki, “Ben kendim kaygı duymuyorum ki üstelik bakan olduğum halde. Güneydoğu’da birçok işler yapıp, her gün de PKK’dan tehditler alan birisi olarak söylüyorum. Hiç kaygı duymuyorum. Emin olun kaygı duyacak da bir şey yok. Biz terörü böyle yeneriz, bir olarak yeneriz. Bir yerde terör varsa hepimiz karşı olmalıyız. O ülkenin legal güçlerinin yanında olmalıyız ki terörü yok edelim.” değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de bölümün önemini dile getirerek, kent politikalarının hukuka ve o kentin yerel özellikleri ile lokal karakterine de uygun olması gerektiğini vurguladı.

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş de Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne ilişkin bilgi vererek, gayrimenkul sektöründe şu anda bir kriz bulgusuna rastlanmadığını kaydetti.

Konuşmaların ardından Bakan Özhaseki, katılımcılara plaket takdimi ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programa, Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul A.Ş. Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Himmet Karadağ da katıldı.

Konferans, 10 oturum halinde 3 gün sürecek.

Kaynak: https://www.haberler.com

Tarih: 01.02.2018

İmar denetimiyle ilgili yasa değişiyor!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda imar denetimiyle ilgili yasayı değiştireceklerini açıkladı.

İmar denetimiyle ilgili yasa değişiyor!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda konuşma yaptı. Bakan Özhaseki, Ankara Üniversitesi’nde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü açılmasından dolayı teşekkür ederek başladı.

Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre, Bakan Özhaseki, “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak, bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Özhaseki gayrimenkul bölümünün, şehirlerin gelişmesine damga vuracak en önemli bölüm olduğunu hatta özellikle belediye başkanlarının bu konuda eğitimli olması gerektiğinibn altını çizdi.

Göreve geldiğinde şehirciliği bilmediğini söyleyen Bakan Özheseki, şehircilik konusunda en büyük sorunların planlamanın geç yapılması, sağlıksız ve kimliksiz yapılaşma olduğuna dikkati çekti. Özhaseki, “Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son yüz yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 tane deprem var. 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarımız 100 milyar dolar civarında. Bir taraftan şehircilikte sıkıntılarımız var, bir taraftan da deprem ülkesiyiz ve hazırlıklı olmalıyız.” dedi.

İnsanların refahı arttıkça konut değiştirmek istiyor

Bakan Özhseki, insanların refahının arttıkça konut değiştirmek istediklerini söyledi. Özhaseki, “Önümüzdeki yıllara damga vuracak en önemli sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımlar var. Gayrimenkul ve inşaat sektörü bir ülkenin dinamosu olarak kendi kendine harekete geçecek bir iç dinamik olarak önümüzde duruyor. Bizim ülkemiz için bu bir gerçektir.” açıklamasında bulundu.

Konut satış rakamlarına değinen Özhaseki, Türkiye’de satılan konutlara ilişkin bilgi verdi. Özhaseki, “2011’de 997 bin konut el değiştirmiş, 2015’e geldiğimizde bir milyon 289 bin. Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz”

İmar çalışmaları hakkında da bilgi veren Özhaseki, şöyle konuştu: “İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz. Eskiden nasıl oluyordu, insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhitle anlaşmaya çalışırlar ve yasa diyor ki o müteahhitin yaptığı binayı denetleyecek bir denetim firması lazım. Fakat ev sahibi, genellikle müteahhite ‘sen yapı denetim masrafını ver. Benden para isteme’ diyor. Müteahhit gidiyor, yapı denetim firmasıyla anlaşıyor. Kendini denetleyecek adamı pazarlıkla belirliyor. Şimdi kim kimi parayla tutup da kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir ki, böyle bir şey olabilir mi? Ahbap – çavuş ilişkisi başlıyor. Biz ne kadar denetlersek denetleyelim, müthiş bir yanlışlık da burada var. Binanın kalitesini kontrol etme noktasında hele ki deprem ülkesi olduğumuz bir yerde bu zaafımızın da giderilmesi lazım. Bunların hepsinin ortadan kalkacağı yasaları hazırladık.”

“İnşaat sektöründe çok iyiyiz”

Bakan Özhaseki, gayrimenkul sektörünün gelişimiyle Trükiye içerisindeki 250 sektörü etkilediğini ve istihdamında yüzde 7’sini oluşturduğuna işaret ederek, önümüzdeki yıl dönüşüm çalışmalarıyla istihdamda yüzde 10 paya ulaşılacağını düşündüklerini söyledi.

Türk inşaat firmalarının başarılı olduğunu söyleyen Özhaseki, “İnşaat sektöründe çok iyiyiz. Yayınlanan dergilerden takip ediyoruz. İlk 250 en büyük dev kuruluş arasında 40-50 arasında Türk firması var. Bu müthiş bir başarı. Dünya ikincisiyiz bu konuda. 1980’li yılların sonunda Libya’da aldığımız bir işle başlamışız ama bugün geldiğimiz noktada dünya ikincisiyiz ve gittikçe de büyüyoruz.” dedi.

Kaynak: https://emlakkulisi.com

Tarih: 01.02.2018

Özhaseki: Şehirleri yoğunlaştırıyoruz ve yaşanmaz hale

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “PKK değil de ismine ABC de. Ne fark ediyor böyle olunca. Aklımızla mı alay ediyorsunuz? Sonra da diyeceksiniz ki, ‘biz buraya insanlık getireceğiz, demokrasi getireceğiz.’ Gittiğiniz hangi ülkede getirdiniz bu demokrasiyi, hangi ülkede insan haklarını geliştirdiniz?” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesinde “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Özhaseki, yerel yönetimlerin güçlenmesiyle belediye başkanlarının da eğitimli olması gerektiğini ve bu konuda bir takım kriterlerin, bilimsel bir altyapının oluşması gerektiğini söyledi. Gelinen noktada yerel yönetimlerin güçlendiğini ve belediye başkanlarının şehirde bulunan her şeyden sorumlu olduğunu belirten Özhaseki, “Her işi yapabilir ama iki şeyi yapamaz; para basamaz, adam asamaz” diye konuştu.

Dünyanın en eski yerleşim yerlerine sahip olduğumuzu ve yaşadığımız coğrafyada onlarca kavmin yaşadığını, onlarca medeniyetin kurulduğunu ifade eden Özhaseki, “Şehirlerimizi bazen sadece dönüşüm içindeki taş ve topraktan ibaret gören, fiziksel bir yapı olarak gören anlayış yanlış bir anlayıştır. Şehirler canlı organizmalardır. Bu yaşayan şehirlerin aynı insan gibi bakıma, yenilenmeye ihtiyacı var. Ayrıca kendi içerisinde bir hiyerarşisi var. Günümüzde şehirlerin müthiş bir rekabeti ile karşı karşıyayız. Bu rekabette geri kalmamak lazım. Yerel yöneticilerin eğitilmesi ve ufuklarının geliştirilmesi üniversitelerin işidir. Üniversite elbette her şey değildir ancak insanın ufkunu açmada en önemli organlardır. Belediyecilik anlayışı geç okunduğu için bir takım badirelerden geçmişiz ve burada ortaya çıkan yapı stokumuzun istediğimiz kadar ideal olmadığını söyleyebiliriz. Sağlıksız yapılaşmamız var ve bunun dönüşümü gerekiyor. Şehirler insanların aynasıdır. Şehirlere dışarıdan baktığınız zaman orada yaşayan insanların inançlarını, yaşam biçimlerini, kendi aralarındaki ilişkileri açığa çıkar. Bu bizim için bir fırsat olabilir. Önümüzde bir de deprem gerçeği var. Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son 100 yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 deprem var. Bunlar çok ciddi rakamlar. Bugünlerde İzmir ve çevresinde deprem haberlerini alıyoruz. 4 küsür şiddetinde oluyor, fazla can kaybı olmuyor. Sevindirici ama 6 ve üzerinde yıkıcı deprem diyebileceğimiz depremlerin sayısı son 100 yıl içerisinde 56 tane ve 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarlar ise 100 milyar dolarlar civarında. İnsanların refahı da gittikçe artıyor. İnsanlar sürekli konut değiştirmek istiyorlar. Herkes biraz daha iyiye, biraz daha lükse çıkma peşinde. Parayı bulunca eş değiştirmemek lazım. O zaman yanlışlıklar başlıyor, o tehlikeli. Onun dışındakiler masumane. O masumane işi devam ettirmek lazım” açıklamasını yaptı.

“Şehirleri yoğunlaştırıyoruz ve yaşanmaz hale getiriyoruz”
Önümüzdeki yıllara damga vuran sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımların geldiğine dikkat çeken Özhaseki, “Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de yılda kaç konut satılmış diye baktım ve 2011 yılında 997 bin konut el değiştirmiş, 2015 yılına geldiğimizde 1 milyon 289 bin konut el değiştirmiş. İnşaat sektörü ile ilgili hepimizin ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor. Yapılması gerekenleri kendi içimizde çalıştık ve şehircilik şurasıyla toplanmamız lazım dedik ve 10 ay sürdü. Birincisi, kentsel dönüşüm bizim birinci gündemimizdi, ikincisi özellikle günümüzde yerel yönetimlerin rolünü çalıştık. Üçüncüsü, göç ve uyum meselesi hakkında kafa yorduk, dördüncüsü kimlik sorunumuz var ve bu konudaki vizyonlarımızı ortaya koymamız lazım. Sonuç bildirgesi hazırlandı ve kendi bakanlığımız içerisinde çıkan sonuçları ilgili bölümlerimizin hepsine havale ettik. Kentsel dönüşüm ile ilgili şöyle bir mantık vardı. Kentsel dönüşüm yapacağımız yeri alıyoruz, mahallede iki olan yoğunluğu 5’e çıkartıyoruz. Orada konutları çoğaltıyoruz ama yollar aynı yollar, yeşil alanı arttırmıyoruz. Yoğunlaştırıyoruz ve yaşanmaz hale getiriyoruz. Bina bazlı dönüşümden alan bazlı dönüşüme geçilmesinin esas olduğu konusu ile ilgili hazırlıklarımızı yaptık ve kendi içimizdeki teşvik mekanizmasını bu düşündüğümüz yolda kullanacağız. Bu konuda ciddi çalışmalar yaptık. Bu yıl içerisindeki meclis çalışma takviminde çıkartmayı düşünüyoruz. İmar denetimleri ile ilgili yasayı değiştiriyoruz. Önceden insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhit ile anlaşmaya çalıyor ve yasa bir de o binayı denetleyecek bir denetim firması lazım diyor. Fakat ev sahibi müteahhide sen yapı denetiminin masrafını ver, ben vermem diyor. O zaman da müteahhit gidip yapı denetim firması ile anlaşıyor. Kim kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir. Müthiş bir yanlışlıkta burada var. Bu zaafımızın giderilmesi lazım. Bunların hepsini hazırladık. Akıllı kimlikli şehirler nasıl olur, yeşil şehirler nasıl olurun da çalışıldığı bir ortam doğdu” diye konuştu.

“DEAŞ ile mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor”
Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Özhaseki, zor bir coğrafyada yer aldığımızı ve bu coğrafyanın etrafının ateş çemberi olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Krizlere karşı çok dayanıklı bir ülkeyiz. Bizim son 2-3 yılda yaşadığımız krizleri, sıkıntıları, belaları Avrupa’da herhangi bir ülke yaşasaydı ne olurdu? PKK gibi 40 yıldır eli silahlı, dışarıdan destek alan cani bir örgütle uğraşsalardı ne olurdu? Ülkemiz bu beladan temizlendi. Şimdi FETÖ diye bir başka bela ortaya çıktı. 40 yıldır çok yumuşak bir üslup, gülen bir yüzle herkese yaklaşmışlar, hizmet eri olduğunu söylemişler ve herkeste inanmış. Fakat sinsice bir hareketle özellikle Türkiye’nin ordusuna, güvenlik güçlerine, yargısına, idare mekanizmalarına özel adam yetiştirerek ve oralarda millete hizmet etme amacı olan insanlardan ziyade inandıkları yerlere hizmet edebilmeyi birinci planda tutan, beynini satmış insanların bulunduğu bir ortam ve bir gece çıkıp ihtilal yapıyor. Türkiye’de insanlar sokağa döküldü ve bu insanlar ölüm pahasına geleceğine, istikbaline sahip çıktı. Avrupa’da bazı dostlar bunu anlamakta güçlük çektiler. Geçmiş olsun mesajları birkaç gün sonra gelmeye başladı. Bunlar da benim sitemlerim. Avrupa Birliği değerlerine ne oldu. DEAŞ ile mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Şimdi bir taraftan PKK ile, bir taraftan DEAŞ ile, bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız ve bu arada ülkenizde kalkınmayı sağlayacak, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Krizlere karşı adeta aşılır hale geldik.”

“Terör örgütlerini şımartmak yerine Türkiye’nin yanında olun”
Avrupa’ya da seslenen Özhaseki, “Bir ülkede mültecilere su verene belediye ceza kesiyor. 30-40 kişiyi ülkesine alma konusunda tartışan ülkeler, Türkiye’nin de halini anlayın, içinde bulunduğu ortamı görün. Burada Türkiye olmasaydı 3.5 milyon yerine 5 milyon, 7 milyon insan Avrupa’ya doğru aksaydı ne yapacaksınız onu bir görün. Ara ara Türkiye konusunda konuşurken ve karar verirken, bu terör örgütlerini yanında olmak, onları şımartmak yerine Türkiye Cumhuriyeti ve devletinin yanında olun. Bu bizim için önemli” ifadelerini kullandı.

“Aklımızla alay mı ediyorsunuz?”
Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“PKK terör örgütü müdür? Evet. Çocukları katledecek kadar cani mi? Cani. Sapık bir ideolojinin peşinde mi? Evet. Bunun ismini değiştirerek kocaman bir ülke buna nasıl arka çıkabilir. PKK değil de ismine ABC de. Ne fark ediyor böyle olunca. Aklımızla mı alay ediyorsunuz. Sonra da diyeceksiniz ki biz buraya insanlık getireceğiz, demokrasi getireceğiz. Gittiğiniz hangi ülkede getirdiniz bu demokrasiyi, hangi ülkede insan haklarını geliştirdiniz. Bunları sorgulayan bir Türkiye’yi kimse kınamasın. Yutkunup yutkunup oturamayız. ABD büyüğümüz yaptı haklıdır diye boynumuzu bükemeyiz. İnsanlık bu değil. Bu konuda biz çok net tavırlıyız ve net tavırlı olmaya devam edeceğiz.”

Kaynak: http://www.meclishaberajansi.com

Tarih: 01.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, gayrimenkul geliştirme ve gayrimenkul finansmanının, üzerinde yoğunlaştıkları ana alanlardan biri olduğunu belirterek, “Kentsel dönüşüm finansmanında gayrimenkul sertifikaların daha aktif kullanımını öngören bir mevzuat çalışmasını tamamladık.

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, gayrimenkul geliştirme ve gayrimenkul finansmanının, üzerinde yoğunlaştıkları ana alanlardan biri olduğunu belirterek, “Kentsel dönüşüm finansmanında gayrimenkul sertifikaların daha aktif kullanımını öngören bir mevzuat çalışmasını tamamladık.” dedi.

Karadağ, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda, Borsa İstanbul olarak ülkenin ekonomisine, finansmanına ve kalkınmasına sürdürebilir finans desteği vermeye çalıştıklarını söyledi.

Türkiye’de 2016’da yaşanan şokların ve siyasi olayların ekonomide bir yavaşlamaya sebep olduğunu hatırlatan Karadağ, geçen yıl dünyada ilk sıraya yerleşen büyüme performansıyla ülke ekonomisinin çok güçlü bir toparlanma süreci yaşadığını bildirdi.

Karadağ, gayrimenkul sektörünün sağlıklı, sürdürülebilir kentler ve projeler yapabilirse, ekonomik kalkınmaya desteğinin çok daha iyi boyutlara geleceğini anlattı.

Türkiye’nin geçen yılki büyüme performansına bankacılık merkezli fonlamanın katkıda bulunduğuna dikkati çeken Karadağ, şöyle devam etti:

“Bu fonlama darbe teşebbüsünün, terör olaylarının, Rusya krizinin etkilerinin kapatılmasında, yaralarının sarılmasında ve işletmelerin sürekliliğinin sağlanmasında çok ciddi bir toparlama sağlamış oldu. Bankacılık merkezli finansmanda da sınırları ciddi anlamda zorladığımız bir döneme geldik. Artık ne yapmamız lazım? Mevduat kredi oranlarının yüzde 120’leri, 140’ları zorladığı bir alanda artık bankacılık merkezli finansmanla gayrimenkul sektörü dahil, ekonomimizin finansmanını sürdürülebilir kılamayız. Sorunlar yaşamaya başladık. Mali tablolarımızda hem bankacılık hem sektörel hem firma bazında yoğun faiz ödemeleri ve kur riski artık yönetilmez oldu. Ne yapacağız? Tekrar yeni keşifler değil, herkesin yaptığı gibi biz de yoğun olarak sermaye piyasalarına yöneleceğiz. Kendimize göre dizayn edilmiş, zenginleştirilmiş sermaye piyasa ürünleriyle ekonomimizin sürdürülebilir ve uzun dönemli finansmanına katkı vereceğiz.”

Karadağ, Borsa İstanbul olarak gayrimenkul yatırım fonlarını ve gayrimenkul sertifikalarını başarılı bir altyapıyla uygulamaya koyduklarını ve bunu kentsel dönüşümde de uygulayacaklarını, tanıtımda ve geliştirdikleri altyapıyı uygulamada sıkıntılar bulunduğunu söyledi.

Borsa İstanbul’da geçen yıl konut satmaya başladıklarını hatırlatan Karadağ, bunu uzmanlara dahi tam olarak anlatamadıklarını dile getirdi.

Karadağ, ülke insanının en fazla gayrimenkule yatırımda bulunduğunu tespit ettiklerini, Borsa İstanbul aracılığıyla konutları doğrudan tüketiciye sunarak bürokratik işlemlerden arındırdıklarını ve Borsa İstanbul’un bölgenin gayrimenkul borsası haline getirilmesi için altyapı sağladıklarını kaydetti.

Kaynak: https://www.sondakika.com

Tarih: 01.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

ANKARA (AA) – Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, gayrimenkul geliştirme ve gayrimenkul finansmanının, üzerinde yoğunlaştıkları ana alanlardan biri olduğunu belirterek, “Kentsel dönüşüm finansmanında gayrimenkul sertifikaların daha aktif kullanımını öngören bir mevzuat çalışmasını tamamladık.” dedi.

Karadağ, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda, Borsa İstanbul olarak ülkenin ekonomisine, finansmanına ve kalkınmasına sürdürebilir finans desteği vermeye çalıştıklarını söyledi.

Türkiye’de 2016’da yaşanan şokların ve siyasi olayların ekonomide bir yavaşlamaya sebep olduğunu hatırlatan Karadağ, geçen yıl dünyada ilk sıraya yerleşen büyüme performansıyla ülke ekonomisinin çok güçlü bir toparlanma süreci yaşadığını bildirdi.

Karadağ, gayrimenkul sektörünün sağlıklı, sürdürülebilir kentler ve projeler yapabilirse, ekonomik kalkınmaya desteğinin çok daha iyi boyutlara geleceğini anlattı.

Türkiye’nin geçen yılki büyüme performansına bankacılık merkezli fonlamanın katkıda bulunduğuna dikkati çeken Karadağ, şöyle devam etti:

“Bu fonlama darbe teşebbüsünün, terör olaylarının, Rusya krizinin etkilerinin kapatılmasında, yaralarının sarılmasında ve işletmelerin sürekliliğinin sağlanmasında çok ciddi bir toparlama sağlamış oldu. Bankacılık merkezli finansmanda da sınırları ciddi anlamda zorladığımız bir döneme geldik. Artık ne yapmamız lazım? Mevduat kredi oranlarının yüzde 120’leri, 140’ları zorladığı bir alanda artık bankacılık merkezli finansmanla gayrimenkul sektörü dahil, ekonomimizin finansmanını sürdürülebilir kılamayız. Sorunlar yaşamaya başladık. Mali tablolarımızda hem bankacılık hem sektörel hem firma bazında yoğun faiz ödemeleri ve kur riski artık yönetilmez oldu. Ne yapacağız? Tekrar yeni keşifler değil, herkesin yaptığı gibi biz de yoğun olarak sermaye piyasalarına yöneleceğiz. Kendimize göre dizayn edilmiş, zenginleştirilmiş sermaye piyasa ürünleriyle ekonomimizin sürdürülebilir ve uzun dönemli finansmanına katkı vereceğiz.”

Karadağ, Borsa İstanbul olarak gayrimenkul yatırım fonlarını ve gayrimenkul sertifikalarını başarılı bir altyapıyla uygulamaya koyduklarını ve bunu kentsel dönüşümde de uygulayacaklarını, tanıtımda ve geliştirdikleri altyapıyı uygulamada sıkıntılar bulunduğunu söyledi.

Borsa İstanbul’da geçen yıl konut satmaya başladıklarını hatırlatan Karadağ, bunu uzmanlara dahi tam olarak anlatamadıklarını dile getirdi.

Karadağ, ülke insanının en fazla gayrimenkule yatırımda bulunduğunu tespit ettiklerini, Borsa İstanbul aracılığıyla konutları doğrudan tüketiciye sunarak bürokratik işlemlerden arındırdıklarını ve Borsa İstanbul’un bölgenin gayrimenkul borsası haline getirilmesi için altyapı sağladıklarını kaydetti.

Kaynak: http://www.memleket.com.tr

Tarih: 01.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, gayrimenkul geliştirme ve gayrimenkul finansmanının, üzerinde yoğunlaştıkları ana alanlardan biri olduğunu belirterek, “Kentsel dönüşüm finansmanında gayrimenkul sertifikaların daha aktif kullanımını öngören bir mevzuat çalışmasını tamamladık.

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, gayrimenkul geliştirme ve gayrimenkul finansmanının, üzerinde yoğunlaştıkları ana alanlardan biri olduğunu belirterek, “Kentsel dönüşüm finansmanında gayrimenkul sertifikaların daha aktif kullanımını öngören bir mevzuat çalışmasını tamamladık.” dedi.

Karadağ, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda, Borsa İstanbul olarak ülkenin ekonomisine, finansmanına ve kalkınmasına sürdürebilir finans desteği vermeye çalıştıklarını söyledi.

Türkiye’de 2016’da yaşanan şokların ve siyasi olayların ekonomide bir yavaşlamaya sebep olduğunu hatırlatan Karadağ, geçen yıl dünyada ilk sıraya yerleşen büyüme performansıyla ülke ekonomisinin çok güçlü bir toparlanma süreci yaşadığını bildirdi.

Karadağ, gayrimenkul sektörünün sağlıklı, sürdürülebilir kentler ve projeler yapabilirse, ekonomik kalkınmaya desteğinin çok daha iyi boyutlara geleceğini anlattı.

Türkiye’nin geçen yılki büyüme performansına bankacılık merkezli fonlamanın katkıda bulunduğuna dikkati çeken Karadağ, şöyle devam etti:

“Bu fonlama darbe teşebbüsünün, terör olaylarının, Rusya krizinin etkilerinin kapatılmasında, yaralarının sarılmasında ve işletmelerin sürekliliğinin sağlanmasında çok ciddi bir toparlama sağlamış oldu. Bankacılık merkezli finansmanda da sınırları ciddi anlamda zorladığımız bir döneme geldik. Artık ne yapmamız lazım? Mevduat kredi oranlarının yüzde 120’leri, 140’ları zorladığı bir alanda artık bankacılık merkezli finansmanla gayrimenkul sektörü dahil, ekonomimizin finansmanını sürdürülebilir kılamayız. Sorunlar yaşamaya başladık. Mali tablolarımızda hem bankacılık hem sektörel hem firma bazında yoğun faiz ödemeleri ve kur riski artık yönetilmez oldu. Ne yapacağız? Tekrar yeni keşifler değil, herkesin yaptığı gibi biz de yoğun olarak sermaye piyasalarına yöneleceğiz. Kendimize göre dizayn edilmiş, zenginleştirilmiş sermaye piyasa ürünleriyle ekonomimizin sürdürülebilir ve uzun dönemli finansmanına katkı vereceğiz.”

Karadağ, Borsa İstanbul olarak gayrimenkul yatırım fonlarını ve gayrimenkul sertifikalarını başarılı bir altyapıyla uygulamaya koyduklarını ve bunu kentsel dönüşümde de uygulayacaklarını, tanıtımda ve geliştirdikleri altyapıyı uygulamada sıkıntılar bulunduğunu söyledi.

Borsa İstanbul’da geçen yıl konut satmaya başladıklarını hatırlatan Karadağ, bunu uzmanlara dahi tam olarak anlatamadıklarını dile getirdi.

Karadağ, ülke insanının en fazla gayrimenkule yatırımda bulunduğunu tespit ettiklerini, Borsa İstanbul aracılığıyla konutları doğrudan tüketiciye sunarak bürokratik işlemlerden arındırdıklarını ve Borsa İstanbul’un bölgenin gayrimenkul borsası haline getirilmesi için altyapı sağladıklarını kaydetti.

Kaynak: https://www.haberler.com

Tarih: 01.02.2018

Bakan Özhaseki: “İnşaat Sektörüyle İlgili Ciddi Adımlar Atmamız Lazım”

Bakan Özhaseki: “İnşaat Sektörüyle İlgili Ciddi Adımlar Atmamız Lazım”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen “Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı”na katıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nin 10. yılı nedeniyle düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, yerel yönetimlerin güçlenmesiyle belediye başkanlarının da eğitimli olması gerektiğini ve bu konuda bir takım kriterlerin, bilimsel bir altyapının oluşması gerektiğini söyledi. Gelinen noktada yerel yönetimlerin güçlendiğini ve belediye başkanlarının şehirde bulunan her şeyden sorumlu olduğunu belirten Özhaseki, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda da bulundu.

“İNŞAAT KONUSUNDA HEPİMİZİN CİDDİ DÜŞÜNMESİ GEREKİYOR”

Önümüzdeki yıllara damga vuran sektörlerin başında inşaat, gayrimenkul ve bununla ilgili yatırımların geldiğine dikkat çeken Özhaseki, “Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de yılda kaç konut satılmış diye baktım ve 2011 yılında 997 bin konut el değiştirmiş, 2015 yılına geldiğimizde 1 milyon 289 bin konut el değiştirmiş. İnşaat sektörü ile ilgili hepimizin ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor. Yapılması gerekenleri kendi içimizde çalıştık ve şehircilik şurasıyla toplanmamız lazım dedik ve 10 ay sürdü. Birincisi, kentsel dönüşüm bizim birinci gündemimizdi, ikincisi özellikle günümüzde yerel yönetimlerin rolünü çalıştık. Üçüncüsü, göç ve uyum meselesi hakkında kafa yorduk, dördüncüsü kimlik sorunumuz var ve bu konudaki vizyonlarımızı ortaya koymamız lazım. Sonuç bildirgesi hazırlandı ve kendi bakanlığımız içerisinde çıkan sonuçları ilgili bölümlerimizin hepsine havale ettik. Kentsel dönüşüm konusunda ciddi çalışmalar yaptık. Bu yıl içerisindeki meclis çalışma takviminde çıkartmayı düşünüyoruz. İmar denetimleri ile ilgili yasayı değiştiriyoruz. Önceden insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhit ile anlaşmaya çalıyor ve yasa bir de o binayı denetleyecek bir denetim firması lazım diyor. Fakat ev sahibi müteahhide sen yapı denetiminin masrafını ver, ben vermem diyor. O zaman da müteahhit gidip yapı denetim firması ile anlaşıyor. Kim kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir. Bunların hepsini hazırladık. Akıllı kimlikli şehirler nasıl olur, yeşil şehirler nasıl olurun da çalışıldığı bir ortam doğdu” diye konuştu.

“AVRUPA BİRLİĞİ DEĞERLERİNE NE OLDU?”

Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Özhaseki, aynı zamanda Türkiye’nin zor bir coğrafyada bulunduğunu belirtti. Son yıllarda yaşananlar düşünüldüğünde Türkiye’nin krizlere karşı çok dayanıklı bir ülke olduğunu dile getiren Bakan Özhaseki, “Bizim son 2-3 yılda yaşadığımız krizleri, sıkıntıları Avrupa’da herhangi bir ülke yaşasaydı ne olurdu? PKK gibi 40 yıldır eli silahlı, dışarıdan destek alan cani bir örgütle uğraşsalardı ne olurdu? Ülkemiz bu beladan temizlendi. Şimdi FETÖ diye bir başka bela ortaya çıktı. Fakat sinsice bir hareketle özellikle Türkiye’nin ordusuna, güvenlik güçlerine, yargısına, idare mekanizmalarına özel adam yetiştirerek ve oralarda millet için çalışma amacı olan insanlardan ziyade emir aldıkları yerlere hizmet etmeyi birinci planda tutan, beynini satmış insanların bulunduğu bir ortam ve bir gece çıkıp ihtilal yapmaya kalkıyor. Türkiye’de insanlar sokağa döküldü ve bu insanlar ölüm pahasına geleceğine, istikbaline sahip çıktı. Avrupa’da bazı dostlar bunu anlamakta güçlük çektiler. Geçmiş olsun mesajları birkaç gün sonra gelmeye başladı. Bunlar da benim sitemlerim. Avrupa Birliği değerlerine ne oldu. DEAŞ ile mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Şimdi bir taraftan PKK ile bir taraftan DEAŞ ile, bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız ve bu arada ülkenizde kalkınmayı sağlayacak, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Krizlere karşı adeta aşılır hale geldik” açıklamalarında bulundu.

Kaynak: http://www.csb.gov.tr

Tarih: 01.02.2018

Ülke insanı en çok gayrimenkule yatırım yapıyor

borsa istanbul

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda önemli açıklamalarda bulundu.

Karadağ, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı‘nda, Borsa İstanbul olarak ülkenin ekonomisine, finansmanına ve kalkınmasına sürdürebilir finans desteği vermeye çalıştıklarını söyledi.

Türkiye’de 2016’da yaşanan şokların ve siyasi olayların ekonomide bir yavaşlamaya sebep olduğunu hatırlatan Karadağ, geçen yıl dünyada ilk sıraya yerleşen büyüme performansıyla ülke ekonomisinin çok güçlü bir toparlanma süreci yaşadığını bildirdi.

Karadağ, gayrimenkul sektörünün sağlıklı, sürdürülebilir kentler ve projeler yapabilirse, ekonomik kalkınmaya desteğinin çok daha iyi boyutlara geleceğini anlattı.

Türkiye’nin geçen yılki büyüme performansına bankacılık merkezli fonlamanın katkıda bulunduğuna dikkati çeken Karadağ, şöyle devam etti:

“Bu fonlama darbe teşebbüsünün, terör olaylarının, Rusya krizinin etkilerinin kapatılmasında, yaralarının sarılmasında ve işletmelerin sürekliliğinin sağlanmasında çok ciddi bir toparlama sağlamış oldu. Bankacılık merkezli finansmanda da sınırları ciddi anlamda zorladığımız bir döneme geldik. Artık ne yapmamız lazım? Mevduat kredi oranlarının yüzde 120’leri, 140’ları zorladığı bir alanda artık bankacılık merkezli finansmanla gayrimenkul sektörü dahil, ekonomimizin finansmanını sürdürülebilir kılamayız. Sorunlar yaşamaya başladık. Mali tablolarımızda hem bankacılık hem sektörel hem firma bazında yoğun faiz ödemeleri ve kur riski artık yönetilmez oldu. Ne yapacağız? Tekrar yeni keşifler değil, herkesin yaptığı gibi biz de yoğun olarak sermaye piyasalarına yöneleceğiz. Kendimize göre dizayn edilmiş, zenginleştirilmiş sermaye piyasa ürünleriyle ekonomimizin sürdürülebilir ve uzun dönemli finansmanına katkı vereceğiz.”

Karadağ, Borsa İstanbul olarak gayrimenkul yatırım fonlarını ve gayrimenkul sertifikalarını başarılı bir altyapıyla uygulamaya koyduklarını ve bunu kentsel dönüşümde de uygulayacaklarını, tanıtımda ve geliştirdikleri altyapıyı uygulamada sıkıntılar bulunduğunu söyledi.

Borsa İstanbul’da geçen yıl konut satmaya başladıklarını hatırlatan Karadağ, bunu uzmanlara dahi tam olarak anlatamadıklarını dile getirdi.

Karadağ, ülke insanının en fazla gayrimenkule yatırımda bulunduğunu tespit ettiklerini, Borsa İstanbul aracılığıyla konutları doğrudan tüketiciye sunarak bürokratik işlemlerden arındırdıklarını ve Borsa İstanbul’un bölgenin gayrimenkul borsası haline getirilmesi için altyapı sağladıklarını kaydetti.

Kaynak: https://www.emlaktasondakika.com

Tarih: 01.02.2018

Bakan Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda Konuştu
Bakan Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda Konuştu

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara Üniversitesi Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda konuştu.

Kaynak: http://www.gayrimenkulhaber.com

Tarih: 01.02.2018

Ülke İnsanı En Çok Gayrimenkule Yatırım Yapıyor

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, ülke insanının en çok gayrimenkule yatırım yaptığını belirterek ülke ekonomisine dair açıklamalarda bulundu. Borsa İstanbul aracılığıyla konutları doğrudan tüketiciye sunarak bürokratik işlemlerden arındırdıklarını da sözlerine ekledi.

Ülke İnsanı En Çok Gayrimenkule Yatırım Yapıyor

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, Ankara Üniversitesi tarafından Wyndham Ankara Otel’de düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı’nda bazı değerlendirmelerde bulundu. Karadağ, gayrimenkul sektörünün sağlıklı, sürdürülebilir kentler ve projeler yapabilirse, ekonomik kalkınmaya desteğinin çok daha iyi boyutlara geleceğini belirtti.

Türkiye’nin geçen yılki büyüme performansına bankacılık merkezli fonlamanın katkıda bulunduğuna dikkati çeken Karadağ, şöyle devam etti: “Bu fonlama darbe teşebbüsünün, terör olaylarının, Rusya krizinin etkilerinin kapatılmasında, yaralarının sarılmasında ve işletmelerin sürekliliğinin sağlanmasında çok ciddi bir toparlama sağlamış oldu. Bankacılık merkezli finansmanda da sınırları ciddi anlamda zorladığımız bir döneme geldik. Artık ne yapmamız lazım? Mevduat kredi oranlarının yüzde 120’leri, 140’ları zorladığı bir alanda artık bankacılık merkezli finansmanla gayrimenkul sektörü dahil, ekonomimizin finansmanını sürdürülebilir kılamayız. Sorunlar yaşamaya başladık. Mali tablolarımızda hem bankacılık hem sektörel hem firma bazında yoğun faiz ödemeleri ve kur riski artık yönetilmez oldu. Ne yapacağız? Tekrar yeni keşifler değil, herkesin yaptığı gibi biz de yoğun olarak sermaye piyasalarına yöneleceğiz. Kendimize göre dizayn edilmiş, zenginleştirilmiş sermaye piyasa ürünleriyle ekonomimizin sürdürülebilir ve uzun dönemli finansmanına katkı vereceğiz.”

Karadağ, ülke insanının en fazla gayrimenkule yatırımda bulunduğunu tespit ettiklerini, Borsa İstanbul aracılığıyla konutları doğrudan tüketiciye sunarak bürokratik işlemlerden arındırdıklarını ve Borsa İstanbul’un bölgenin gayrimenkul borsası haline getirilmesi için altyapı sağladıklarını kaydetti.

Kaynak: https://www.projedefirsat.com

Tarih: 01.02.2018

Uluslararası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Konferansı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki: “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor” – “İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz” – “Türkiye olmasaydı eğer 3,5 milyon yerine 5-7 milyon insan Avrupa’ya doğru aksaydı ne yapacaktınız?”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak, bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Gayrimenkul bölümünün, şehirlerin gelişmesine damga vuracak en önemli bölüm olduğunu belirten Özhaseki, özellikle belediye başkanlarının bu konuda eğitimli olması gerektiğini ifade etti.

Şehirlerde belediye başkanlarının, siyasi partilerin, “seçimi kazandıranın kim olacağı”na göre seçildiğini anlatan Özhaseki, kendisinin de bu şekilde seçildiğini ve göreve geldiğinde şehirciliği bilmediğini söyledi.

Şehircilik konusunda en büyük sorunların planlamanın geç yapılması, sağlıksız ve kimliksiz yapılaşma olduğuna dikkati çeken Özhaseki, bu sorunların çözümü noktasında bakanlık bünyesinde çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Sağlıksız yapılaşmalara karşı dönüşümün ve kimlikleşmenin gerekliliğine vurgu yapan Özhaseki, “Ülke olarak deprem kuşağındayız. Son yüz yıl içerisinde bu ülkede 6 ve üzerinde 56 tane deprem var. 83 bin insanımızı kaybetmişiz. Maddi hasarımız 100 milyar dolar civarında. Bir taraftan şehircilikte sıkıntılarımız var, bir taraftan da deprem ülkesiyiz ve hazırlıklı olmalıyız.” diye konuştu.

Türkiye’de satılan konutlara ilişkin bilgi veren Özhaseki, “2011’de 997 bin konut el değiştirmiş, 2015’e geldiğimizde bir milyon 289 bin. Yılda bir milyon 300 bin konut el değiştiriyor. Ya yeniden yapılıyor, ya insanlar alıyor, satıyor ya da daha büyüğüne çıkarak bunu yeniliyor. O zaman inşaat sektörüyle ilgili hepimizin ciddi ciddi düşünmesi ve adım atması gerekiyor.” dedi.

Bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin geçen yıl Şehircilik Şurası’nı topladıklarını hatırlatan Özhaseki, şura sonuçlarıyla ilgili yasa hazırlıkları ve yönetmeliklere ilişkin düzenlemeleri hayata geçireceklerini ifade etti.

Özhaseki, imara ilişkin çalışmaların bu yıl Meclis takvimi içerisinde çıkarılmasını düşündüklerini aktararak, şöyle konuştu:

“İmar denetimleriyle ilgili biraz daha sıkı tutmamız gerektiğini anladık. İmar denetimiyle ilgili yasayı değiştiriyoruz. Eskiden nasıl oluyordu, insanlar kendi konutlarını değiştirecekleri zaman bir müteahhitle anlaşmaya çalışırlar ve yasa diyor ki o müteahhitin yaptığı binayı denetleyecek bir denetim firması lazım. Fakat ev sahibi, genellikle müteahhite ‘sen yapı denetim masrafını ver. Benden para isteme’ diyor. Müteahhit gidiyor,yapı denetim firmasıyla anlaşıyor. Kendini denetleyecek adamı pazarlıkla belirliyor. Şimdi kim kimi parayla tutup da kendisini denetlemesini hakkıyla bekleyebilir ki, böyle bir şey olabilir mi? Ahbap – çavuş ilişkisi başlıyor. Biz ne kadar denetlersek denetleyelim, müthiş bir yanlışlık da burada var. Binanın kalitesini kontrol etme noktasında hele ki deprem ülkesi olduğumuz bir yerde bu zaafımızın da giderilmesi lazım. Bunların hepsinin ortadan kalkacağı yasaları hazırladık.”

– “İnşaat sektöründe çok iyiyiz”

Bu yasaların ileriye doğru etkilerinin görülmeye başlanacağına dikkati çeken Özhaseki, örnek olarak “Şehir 2023” adı altında uydu kentler yapacaklarını, bunun için de birkaç şehrin talip olduğunu anlattı. “Düşündüğümüz ideal kent neyse uygulamaya çalışacağız.” diyen Özhaseki, burada kooperatiflere de teşvikler olacağını dile getirdi.

Ülke içerisinde ve ülke dışındaki inşaat firmalarının başarılı olduğunuvurgulayan Özhaseki, “İnşaat sektöründe çok iyiyiz. Yayınlanan dergilerden takip ediyoruz. İlk 250 en büyük dev kuruluş arasında 40-50 arasında Türk firması var. Bu müthiş bir başarı. Dünya ikincisiyiz bu konuda. 1980’li yılların sonunda Libya’da aldığımız bir işle başlamışız ama bugün geldiğimiz noktada dünya ikincisiyiz ve gittikçe de büyüyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “Müthiş bir güven adasıyız”

Türkiye’nin güvenli bir ülke olup olmadığına ilişkin de görüşlerini dile getiren Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, “Zor bir coğrafyadayız, bunu biliyoruz. Bulunduğumuz coğrafyanın etrafı ateş çemberi. Avrupa’daki dostların, hiç kimsenin etrafında böyle bir tehlike yok ama yıllardır bu belalarla uğraştığımız halde müthiş bir güven adasıyız. Hayatımızı devam ettiriyoruz. Büyümeye devam ediyoruz. İstikrarımız da yerinde.” diye konuştu.

Özhaseki, daha sonra FETÖ’nün ortaya çıktığını ve 15 Temmuz’da yaşananları hatırlattı.

Suriye’de yaşananlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özhaseki, burasıyla geçmişte tarihi bağları olmayan ülkelerin bile Suriye’de “DEAŞ’la mücadele için bulunduğunu” söylediklerini belirtti. Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“DEAŞ kim peki? Emin olun proje, uydurulmuş bir örgüt. DEAŞ’la mücadelenin en önemli ayağını Türkiye oluşturuyor. Resmen savaşıyoruz ve yok ediyoruz. Şimdi bir taraftan PKK ile savaşacaksınız, bir taraftan DEAŞ’la, bir taraftan FETÖ ile savaşacaksınız. Bu arada da ülkenizde de kalkınmayı sağlayacaksınız, içeriye bu kötülükleri bulaştırmayacaksınız. Kolay işler değil. Krizlere karşı adeta aşılı hale geldik.”

Avrupalıların Suriyelilerin kendilerine gelmesinden korktuklarının altını çizen Özhaseki, bu ülkelere şöyle seslendi:

“10, 20, 100, 500 kişiyi alma konusunda tartışan ülkeler, Türkiye’nin halini de anlayın lütfen. İçinde bulunduğu ortamı, coğrafyayı bir görün. Burada Türkiye olmasaydı eğer 3,5 milyon yerine 5-7 milyon insan Avrupa’ya doğru aksaydı ne yapacaktınız, onu bir görün. Lütfen ara ara da Türkiye konusunda karar verirken ve konuşurken terör örgütlerinin yanında olmak ve onları şımartmak yerine Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin yanında olun. Bu bizim için önemli. Bu kötülüklerin altından biz berabere kalkacağız.”

PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kaydeden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun ismini değiştirerek, kocaman bir ülke, Amerika nasıl arka çıkabilir. PKK deme de ‘ABC’ de, ‘VYZ’ de. Ne fark ediyor, böyle olunca? Aklımızla mı alay ediyorsunuz. Sonra da dönüp diyeceksiniz ki biz buraya insanlık, demokrasi getireceğiz. Güzel de gittiğiniz nereye, getirdiniz şimdiye kadar bu demokrasiyi, hangi ülkede insan haklarını geliştirdiniz. Bela çıktı, kan çıktı, bölünme, kavga çıktı. Bütün bunları da sorgulayacağız. Bunları sorgulayan bir ülkeyi de kimse kınamasın. Yutkunup, yutkunup oturamayız. Ve yahutta ‘ABD büyüğümüz, yapıyor haklıdır’ diyerek, boynumuzu bükemeyiz. İnsanlık bu değil. Herkesin bildiği doğruyu söylemesi lazım. Teröre karşı da herkesin aynı cephede olması lazım.”

Özhaseki, Batılı ülkelerin Türkiye’ye güvenle gelmelerini isteyerek, kendi çocuklarının güvenle geç saatlerde dahi yürüyüş yapabildiğini ifade etti. Özhaseki, “Ben kendim kaygı duymuyorum ki üstelik bakan olduğum halde. Güneydoğu’da birçok işler yapıp, her gün de PKK’dan tehditler alan birisi olarak söylüyorum. Hiç kaygı duymuyorum. Emin olun kaygı duyacak da bir şey yok. Biz terörü böyle yeneriz, bir olarak yeneriz. Bir yerde terör varsa hepimiz karşı olmalıyız. O ülkenin legal güçlerinin yanında olmalıyız ki terörü yok edelim.” değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de bölümün önemini dile getirerek, kent politikalarının hukuka ve o kentin yerel özellikleri ile lokal karakterine de uygun olması gerektiğini vurguladı.

Konuşmaların ardından Bakan Özhaseki, katılımcılara plaket takdimi ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programa, Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul A.Ş. Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Himmet Karadağ da katıldı.

Konferans, 10 oturum halinde 3 gün sürecek.

(AA)

Kaynak: http://www.mynet.com

Tarih: 01.02.2018

Erasmus programının 30. yılı

ANKARA (AA) – “Erasmus Plus” programı kapsamında Türkiye’de öğrenim gören yabancı öğrenciler, düzenlenen etkinlikte ülkelerine özgü yemeklerle yarıştı.

Ankara Üniversitesi Erasmus Ofisi, programın 30’ncu yılı dolayısıyla Tandoğan Yerleşkesi’ndeki Piri Reis Restoran’da yemek yarışması düzenledi.

Çin, Makedonya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Tanzanya, Azerbaycan, Arnavutluk, Bangladeş, İspanya ve Romanya’dan gelen öğrenciler, ülkelerinin mutfaklarına özgü yemekler hazırladı.

Yarışmanın jüri üyeliklerini ise Üniversite Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, Uluslararası Öğrenci Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Sibel Süzen, öğretim üyeleri ve öğrenciler yaptı.

Oylama sonucunda Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nden gelen öğrenci grubunun hazırladığı yemekler birinci seçildi. İkinciliği Irak, üçüncülüğü ise Arnavutluk’tan gelen öğrenciler elde etti.

Dereceye giren öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.

Kaynak: http://www.haberturk.com/

Tarih: 15.12.2017

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Uzmanları Yetiştiriyor

Ankara Üniversitesi, Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Uzmanlığı alanında eğitimler vererek gayrimenkul uzmanları yetiştiriyor. 

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı, 2014 yılında Uluslararası Değerleme Standartları Konseyi tarafından akredite edilmiş olan Türkiye’deki ilk ve tek akademik kurum olma unvanı kazandı. Katılımcılara gayrimenkul alanında eğitim ve araştırma fırsatı sunuluyor.

Yeni bir meslek dalı olarak görülen ‘Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Uzmanlığı’nda arazi geliştirme, proje değerleme ve yönetimi, gayrimenkul ekonomisi ve yönetimi, arazi edinimi, kamulaştırma, toplulaştırma ve imar uygulamaları, gayrimenkullerin vergilendirilmesi, gayrimenkulimar- inşaat-sözleşme hukuku ve bilgi sistemleri gibi konularda eğitim ve araştırma yapma olanağı sunuluyor.

Katılımcıların gayrimenkulü; malik, yatırımcı, finansçı, işletmeci, plancı ve kullanıcı gibi farklı kesimler yönlerinden inceleme ve strateji geliştirme becerileri kazanmaları amaçlanıyor.

Kaynak: http://www.projedefirsat.com

Tarih: 11.10.2017

Geleceğin Mesleğinde Uzman Olmak Elinizde

Kaynak: www.sabah.com.tr

Tarih: 11.10.2017

Gayrimenkul Uzmanları Yetişiyor

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı, 2014 yılında Uluslararası Değerleme Standartları Konseyi tarafından akredite edilmiş olan Türkiye’deki ilk ve tek akademik kurum olma unvanı kazandı. Yeni bir meslek dalı olarak görülen ‘Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Uzmanlığı’nda arazi geliştirme, proje değerleme ve yönetimi, gayrimenkul ekonomisi ve yönetimi, arazi edinimi, kamulaştırma, toplulaştırma ve imar uygulamaları, gayrimenkullerin vergilendirilmesi, gayrimenkulimar- inşaat-sözleşme hukuku ve bilgi sistemleri gibi konularda eğitim ve araştırma yapma olanağı sunuluyor. Katılımcıların gayrimenkulü; malik, yatırımcı, finansçı, işletmeci, plancı ve kullanıcı gibi farklı kesimler yönlerinden inceleme ve strateji geliştirme becerileri kazanmaları amaçlanıyor.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2017/10/11/gayrimenkul-uzmanlari-yetisiyor

Tarih: 11.10.2017

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü İş Olanakları

Ankara Üniversitesi’nin ve Yeditepe Üniversitesi’nin ilgili fakültesinde programı yer alan Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümü iş olanaklarına olabildiğince öğrenci bakış açısıyla değinmeye çalışacağız. Biz yazımızda Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümü iş olanaklarından bahsetsek de üniversite tercihlerinizde bölüm seçimi yaparken iş imkanları haricinde üniversite kalitesi, şehir faktörü, yetenekleriniz,
ilgi alanlarınız, idealleriniz gibi önemli konuları gözardı etmemelisiniz. Tabiki sizi mutlu edecek bir meslek edinmek veya o bölümde para yok okuma işsiz kalırsınvari konuşmaları kulak arkası etmemek tamamen sizin özgür iradeniz olmalı. Yine de size rehberlik kategorisi altındaki diğer yazılarımıza gözatmanızı ve kafa karışıklığı, kararsızlık gibi bir durum yaşıyorsanız bunu yazımız altında yorum olarak belirtmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Neden Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümünü okumalıyım?
Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümünü okumayı düşünüyorsanız öncelikle tercih listenize yazmayı düşündüğünüz üniversitelerdeki Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümü ders içeriklerini incelemenizi öneriyorum. Bunun haricinde ileride masa başında çalışmak veya sahada çalışmak vs. gibi mi bir niyetiniz var? bu bölümde hangisine yönelik bir meslek edineceğinizi öğrenebilirsiniz. Ders içeriklerini inceleyerek de ilgi alanlarınızı karşılayıp karşılamadığını, başarılı olabileceğiniz bir akademik alan olup olmadığını gözden geçirebilirsiniz.

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümü mezunu ne iş yapar?

-Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümü mezunları iibf denkliğine sahip olduklarından özellikle kamu sektöründe çevre ve şehircilik, şehir ve bölge planlama, çeşitli bakanlıkların gayrimenkul ile alakalı birimlerindeki alanları haricinde kpss ile iibf mezunlarının çalıştığı alanlarda çalışabilirler.

-Sermaye Piyasası Kurulu’ndan değerleme uzmanlığı lisansı alarak gayrimenkul değerleme uzmanı olarak çalışabilirler.

-Bu bölüm mezunları bankaların konut kredi departmanları için de aranan kan konumundadır. Onun haricinde bankaların çeşitli birimlerinde çalışabilirler.

-İmar uygulamaları (değer esaslı arazi düzenlenmesi), arsa ve konut politikaları, gayrimenkul, imar, inşaat ve sözleşme hukuku ve uygulamaları, arazi ekonomisi, yönetimi ve politikaları, arazi mülkiyeti, değişim ve toplulaştırma uygulamaları, arazi kullanım planlaması gibi alanlar üzerine çalışabilirler.

-Konut finansmanı ve menkulkıymetleştirme, gayrimenkul yatırımları ve finansmanı üzerine çalışabilirler.

-Tarihsel ve kültürel varlıkların değerleme işlemlerini gerçekleştirebilirler.

-Risk yönetimi ve gayrimenkul ve inşaat sigortaları çalışmaları üzerine çalışabilirler.

-Gayrimenkul yönetimi ve gayrimenkul piyasaları için profesyonel yönetim işlemlerini gerçekleştirebilirler(ticari taşınmaz, site, tatilköyü, sağlık-eğitim tesisleri, kooperatif yönetimleri).

-Gayrimenkul proje yönetimi ve denetimi üzerine çalışabilirler.

-Varlık yönetimi ve faktoring şirketlerinde çalışabilirler.

 

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümü taban puanları

Lis/ Önlis – Ün. Türü Üniversite Adı – Yeri Bölüm Adı Özellikler Öğr. Yılı Puan Türü Kont. Özel Koşul ve Açıklamalar 2016 Başarı Sırası 2016 Taban Puanı
Lisans – Devlet Ankara Üniversitesi – Ankara Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi 4 TM-3 80 / 2 / 46 201000 326,47553
Lisans – Devlet Ankara Üniversitesi – Ankara Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi (KKTC Uyruklu) 4 TM-3 1 /  / 46, 90 – – – –
Lisans – Vakıf Yeditepe Üniversitesi – İstanbul Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi (İngilizce) (%25 Burslu) 4 YGS-6 7 /  / 1, 3, 17, 21, 28, 60, 63 – – – –
Lisans – Vakıf Yeditepe Üniversitesi – İstanbul Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi (İngilizce) (%50 Burslu) 4 YGS-6 20 /  / 1, 3, 17, 21, 28, 60, 63 – – – –
Lisans – Vakıf Yeditepe Üniversitesi – İstanbul Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi (İngilizce) (Tam Burslu) 4 YGS-6 3 /  / 1, 3, 17, 21, 28, 60, 63 – – – –
18.09.2017
Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı

Dün CNR Ankara Gayrimenkul Fuar’ında gezerken uzun süredir merak ettiğim Ankara Üniversitesi’nin Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı standını gördüm. Stand daki görevli arkadaşlarla sektörünün geleceği ve Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı üzerine konuşma şansımız oldu. Bu keyifli sohbetin ardından bir yazı yazarak sektörün geleceğine yön vereceğini düşündüğüm Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nın kıymetli programlarından sizlere bahsetmek istedim.

Kuruluş ve Programlar 

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde disiplinlerarası Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nın kurulması ve lisansüstü programların açılması ilk olarak Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 02.02.2007 tarihli toplantısında Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı’nın kurulması ile başlamıştır. Anabilim Dalı için gerekli fiziki mekanlar ve altyapı tesis edilmiş ve yüksek lisans programlarına ilk defa Mayıs – Haziran 2007 döneminde öğrenci alınmıştır. 31 Mart 2008 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu’nda Anabilim Dalı’nda doktora ile birleştirilmiş yüksek lisans ve doktora programlarının açılması önerisi kabul edilmiştir. Anabilim Dalı bünyesinde ;

– Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Tezli Yüksek Lisans Programı

– Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı

– Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Doktora Programı

– Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bütünleşik Doktora Programı

olmak üzere dört farklı lisansüstü eğitim-öğretim ve araştırma programları açılmıştır. Yerli ve yabancı uzmanlara doktora sonrası araştırma olanağı da sağlamaktadır. 26 Ağustos 2014 tarihinde Üniversitemiz Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nin kurulması ve Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü’nün açılmasının ardından kavramsal birlik sağlamak açısından Anabilim Dalının adı Mart 2016 tarihinde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı olarak değiştirilmiştir.

Alanında Eğitim – Öğretim Programlarının Tamamı Açılmış Olan Tek Akademik Birim

Anabilim Dalı, gayrimenkul geliştirme alanında ülkemizde lisansüstü eğitim-öğretim programlarının tamamı açılmış olan tek akademik birimidir. Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı yüksek lisans ve doktora programları ile yeni nesillere yeni bir mesleki kariyer geliştirme olanağının sağlanması ve gayrimenkul sektörüne yönelik güçlü araştırma altyapısının oluşturulması hedeflenmektedir

Neden Gayrimenkul Geliştirme Yönetimi Bilimleri ? 

– Disiplinlerarası çalışma alanı

– Yeni ve dinamik bir kariyer

– 16 farklı lisans dalından 1.000 e yakın öğrenci

– Kamu – Özel sektör işbirliği

Anabilim Dalı yukarıda saydığım programlarının yanında ‘ Gayrimenkul Sektör Seminerleri ‘ , ‘ Gayrimenkul Sertifika Programları ‘ ve ‘ Kısa Süreli Kurslar ’ gibi eş benzeri bulunmayan eğitim ve seminer imkanları da sağlamaktadır.

Eğitimler hem genç ve kariyerinin başında olan arkadaşlara hem de sektörde halihazırda çalışan kişilere hitap ediyor. Açıkcası ben de tecrübeli akademik kadrosu ve gayrimenkul sektörünün tüm konularına hitap eden derslerini gördükten sonra üniversitenin Yüksek Lisans programına başlama kararı aldım diyebilirim.

Daha fazlasını merak edenlerin üniversitenin internet sitesini incelemelerini tavsiye ediyorum :

http://gayrimenkulgelistirme.fenbilimleri.ankara.edu.tr

10.09.2017

Kaynak: https://www.emlakkoalisyonu.com

25 Ülkenin Öğrencileri Sincan'da Buluştu

Sincan’daki belediyecilik uygulamalarını inceleyen öğrenciler sosyal projelerden kentsel dönüşüme, bilişim teknolojilerinden geri dönüşüme kadar birçok alanda Sincan Belediyesi’nin başarılı uygulamalarını yerinde gördü. Öğrencilere Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş ve ekibi de eşlik etti.

 

Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna ile de bir araya gelen öğrenciler sorularla Sincan’daki uygulamalar hakkında bilgiler aldı. Başkan Tuna’dan belediyecilik yaklaşımları ile ilgili tavsiyeler alan öğrenciler özellikle Saraycık Kentsel Yenilenme Projesini takdirle karşıladı. Öğrencilere eşlik eden Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Harun Tanrıvermiş “Kentsel dönüşümün en iyi örneklerinden biri Sincan’da gerçekleşiyor. Sincan Belediyemizin şehircilik hamleleri hakikaten çok iyi düşünülen ve ince hesaplanan doğru uygulamalar. Bu nedenle öğrencilerin en iyi örnekleri görebileceği Sincan’ı ziyaret ettik” dedi.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Kaynak: www.sanalbasin.com

16.08.2017

Gayrimenkulde Diploma

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi

Emlakçılığın da artık 4 yıllık lisans eğitimi var

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde ‘Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi’ adında 4 yıllık lisans eğitimi veren ilk bölüm açıldı. Bölümde değerlemeden pazarlamaya, kentsel dönüşümden para ve sermaye piyasalarına kadar emlağın her alanında eğitim verilecek.

Emlakçılıkta ilk kez 4 yıllık üniversite eğitimi veren lisans programı, Ankara Üniversitesi’nde açıldı. Türkiye’de bugüne kadar sadece 15’e yakın üniversitede iki yıllık önlisans eğitim programının olduğunu belirten TGM Trend Gayrimenkul Genel Müdürü Hakan Erilkun bu üniversitelerde Emlak ve Emlak Yönetimi Bölümüyle uzun dönem ek kontenjanla öğrenci aldığını kaydetti.

Donanımlı emlak uzmanları yetişecek

Erilkun, gerçek emlak uzmanı yetiştirmek üzere 4 yıllık lisans eğitimi veren Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi’nin bu alanda tek bölüm olduğunu belirtti. Erilkun, “Bugüne kadar ilk olarak İstanbul Üniversitesi’nde başlayan Emlak ve Emlak Yönetimi Bölümleri 2 yıllık ön lisans programlarıydı. Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi ise değerlemeden pazarlamaya, kentsel dönüşümden para ve sermaye piyasalarına kadar emlağın her alanına vakıf, çağın tüm gereksinimini karşılayacak kapasitede ve 4 yıllık lisans eğitimi veren tek bölüm. Bu bölümün Ankara Üniversitesi Uygulamalı Fen Bilimleri Fakültesi’nde açılmış olması da büyük bir avantaj” dedi.

25.07.2017

Kaynak: https://www.emlakjet.com

OKULLU EMLAKÇILIKTA LİSANS DÖNEMİ BAŞLADI

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi adında lisans eğitimi veren ilk bölümü açıldı.

Türkiye’de bugüne kadar sadece 15’e yakın üniversitede iki yıllık önlisans eğitim programının olduğunu hatırlatan TGM Trend Gayrimenkul Genel Müdürü Hakan Erilkun bu üniversitelerde Emlak ve Emlak Yönetimi Bölümüyle uzun dönem ek kontenjanla öğrenci aldığını söyledi.

Emlağın Her Alanına Vakıf Nesiller Yetişecek

TGM Trend Gayrimenkul Genel Müdürü Hakan Erilkun gerçek emlak uzmanı yetiştirmek üzere 4 yıllık lisans eğitimi veren Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi’nin bu alanda tek bölüm olduğunu belirtiyor. Hakan Erilkun şöyle devam ediyor: “Bugüne kadar ilk olarak İstanbul Üniversitesi’nde başlayan Emlak ve Emlak Yönetimi Bölümleri 2 yıllık ön lisans programlarıdır. Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi ise değerlemeden pazarlamaya, kentsel dönüşümden para ve sermaye piyasalarına kadar emlağın her alanına vakıf, çağın tüm gereksinimini karşılayacak kapasitede ve 4 yıllık lisans eğitimi veren tek bölüm. Bu bölümün Ankara Üniversitesi Uygulamalı Fen Bilimleri Fakültesi’nde açılmış olması da büyük bir avantaj.”

24.07.2017

Kaynak: http://www.egitimajansi.com

Anabilim Dalı Başkanımız Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ Bloomberg HT'de Canlı Yayında

Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’mız Başkanı Sayın Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ, 06.07.2017 tarihinde Bloomberg HT’de “Ali Çağatay’la Ana Haber” programının canlı yayın konuğu olarak Türkiye’de gayrimenkul sektörünün durumunu değerlendirmiştir. Program kaydına bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://youtu.be/Z8FD7OXGO1s

09.07.2017

Çevre ve Şehircilik Bakanı'ndan Konferans: Türkiye'de Kentsel Dönüşüm

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Üniversitemiz Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı tarafından her cuma günü geleneksel olarak düzenlenen “Gayrimenkul Sektör Seminerleri”nin 12 Mayıs 2017 tarihindeki toplantısına katılarak “Türkiye’de Kentsel Dönüşüm” konusunu anlattı.

Ankara Üniversitesi Bülteni, Sayı:206, ss:24

http://bultenler.ankara.edu.tr/dergiler/45/1088/sayi1088.pdf

16.06.2017

Emlak ve inşaat 36 soruluk anketle mercek altına alındı

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü gayrimenkul sektöründeki yöneticilerin işlerinde kritik kararları nasıl aldıklarını belirlemek üzere bir anket hazırladı.

Emlak, gayrimenkul ve inşaat sektörlerinin alaylı yaklaşımlardan çıkarak veriler ışığında yol alabilmesi için Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı kapsamlı bir anket düzenledi.

Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş’in yönetimdeki Yrd. Doç. Dr. Yeşim Aliefendioğlu ve Akın Öztürk’ün oluşturduğu ekip tarafından hazırlanan sorulara kurumsallaşma, iletişim ve uzmanlık alanları ile başladığı görüldü.

Kaynak: https://www.emlaknews.com.tr/haberler/emlak-insaat-36-soruluk-anketle-mercek-altina-alindi-298377/

13.06.2017

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü

Herkese merhabalar, bu yazımda “gayrimenkul geliştirme ve yönetimi bölümü mezunu ne iş yapar?” gibi soruların cevaplarını vermeye çalışacağım.

Bu bölüm henüz lisans düzeyinde yalnızca Ankara Üniversitesi’nde olmakla birlikte önümüzdeki sene Yeditepe Üniversitesi’nde de öğrenci almaya başlayacak. Henüz başka bir örneği olmadığı için ben bölümü Ankara Üniversitesi üzerinden anlatmaya çalışacağım. Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi‘nde yer alan bu bölümün iibf denkliği bulunuyor. Yani mezun olduğunuzda iibf mezunlarının girdiği her türlü sınava girebilirsiniz. Tahmin edebileceğiniz üzere ilk 2 sene iibf bölümlerinde olduğu gibi ağırlıklı olarak ortak dersler kendilerini gösteriyor. Bölüm öğrencileri mezun olana kadar anayasa hukuku, borçlar hukuku, imar hukuku, taşınmaz hukuku vs. 10’dan fazla hukuk dersi görüyor. CBS laboratuvarında Autocad, Netcad gibi yazılımlarla inşaata dönük çizim derslerinin yanısıra istatistik dersinde SPSS öğrenme fırsatı yakalıyorsunuz. Bölüm ilk sene TM-3 puan türü ile öğrenci almış olmasına karşın matematik, istatistik, mikro/makro iktisat, muhasebe, finans matematiği gibi derslerin sizleri beklediğini unutmayın. Gayrimenkul geliştirme ve yönetimi, interdisipliner bir bölüm olmasından ötürü özverili olmanız halinde sizi her alanda donanımlı bir şekilde mezun edebilecek bir bölüm.

Bölümde 2. ve 3. sınıfın sonunda 90’ar gün gibi oldukça uzun süreli zorunlu stajlar mevcut ve 3. sınıftan sonra gayrimenkul ve varlık değerleme, gayrimenkul yatırımları ve finansmanı, arazi geliştirme ve proje yönetimi, gayrimenkul ekonomisi ve yönetimi, arazi edinimi, toplulaştırma, kamulaştırma ve imar uygulamaları, gayrimenkullerin vergilendirilmesi, gayrimenkul-imar-inşaat-sözleşme hukuku, proje geliştirme, konut finansmanı ve menkulkıymetleştirme, kredi derecelendirme çalışmaları, gayrimenkul ve inşaat sigortaları çalışmaları vs. uzmanlaşmayı hedeflediğiniz alana göre seçmeli dersler alarak çok az kişili sınıflarda öğrenim görüyorsunuz.

Biraz önce saymış olduğum uzmanlaşma alanları, aynı zamanda sizin mezun olduktan sonra çalışabileceğiniz alanlara işaret ediyor. Ayrıca özellikle vurgulamak isterim ki bu bölümün henüz mezunu olmaması, bu alanların birçoğunda yeterli sayıda nitelikli iş gücü bulunmaması bu bölümün mezunlarını şanslı kılan etkenler arasında yer alıyor. Gayrimenkul değerleme sektörüne ayrıca değinmek gerekirse; değerleme uzmanı olmak için Sermaye Piyasası Kurulu’nun sınavına girerek Gayrimenkul Sertifikası’nı almaya hak kazanmanız gerekiyor. Ankara Üniversitesi’nin bu konudaki avantajları arasında lisans alınmaya hak kazanıldığı takdirde bölümün Royal Institute of Chartered Surveyors adlı kurum tarafından akredite olmasından dolayı mezunlarının 180 ülkede geçerli lisans sahibi olması, sektör üzerinde bir ağırlığı olan başarılı akademik kadrosu örnek gösterilebilir. Bunlar haricinde iibf denkliğinden ötürü örnek olarak müfettişlik, uzmanlık, idari hakimlik vs. şeyler için sınavlara girilebilir.

Ankara Üniversitesi’nde lisans programı Cebeci’deki UBF’de yer alan bu bölümün yüksek lisans programı ise Tandoğan Kampüsü’nde yer alıyor. Yüksek lisans programının en büyük avantajı ise bu bölümün yüksek lisans programından mezun olan herkesin değerleme uzmanı ünvanını kazanması denebilir.

Buraya kadar anlattıklarım Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi bünyesinde yer alan Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümü için geçerliydi. Malesef Yeditepe Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi bölümü hakkında çok fazla fikir sahibi değilim, lakin üniversite imkanları, bölümün henüz mezunu olmayışı, üniversitenin İstanbul gibi piyasanın kalbinin attığı bir yerde konumlanması bu bölümü cazibeli kılıyor diyebiliriz.

Bölümün Türkiye’de henüz yeni yeni kendini göstermesine karşın, İngiltere, Almanya, ABD gibi gelişmiş ülkelerde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi genellikle köklü bölümler arasında yer alır. Hatta yurt dışında pek çok üniversitede Gayrimenkul Geliştirme, Gayrimenkul Yönetimi, Gayrimenkul Ekonomisi vs. farklı bölümlere rastlayabilirsiniz.

16.05.2017

Kaynak: http://yervezaman.com/

Bilirkişilik müessesesi kötü gidiyor

ANKARA (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, emlak değerleriyle bilirkişi değerleri arasında büyük fark olduğunu, bunun bir standarda oturtulması gerektiğini belirterek, “Türkiye’de bilirkişilik müessesi, felaket şekilde kötü gidiyor. Bunun nasıl önünü keseriz, nasıl önlem alırız onu çok bilmiyorum ama çalışıyoruz. Dün yine 4-5 bakan arkadaş, 30 kadar bürokrat 2-3 saat kafa yorduk.” dedi.

Bakan Özhaseki, Ankara Üniversitesince (AÜ) Uygulamalı Bilimler Fakültesi öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen “Türkiye’de Kentsel Dönüşüm” konulu seminer dersine katıldı.

Özhaseki, burada yaptığı konuşmada, AÜ bünyesindeki Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetim Bölümü’nün önünün çok açık olduğunu ve hangi mesleki alanda eğitim alınırsa alınsın en iyisini yapmak için gayret edilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’de uygulamada yaşanan bazı aksaklıklara değinen Özhaseki, şöyle konuştu:

“Şu anda bir kötü uygulama Türkiye’de bilirkişilik müessesi. Felaket şekilde kötü gidiyor. Bunun nasıl önünü keseriz, nasıl önlem alırız onu çok bilmiyorum ama çalışıyoruz. Dün yine 4-5 bakan arkadaş, 30 kadar bürokrat 2-3 saat kafa yorduk. Bir gün evvel Maliye Bakanlığında yine kafa yorduk. 4-5 kişi avukat arkadaşlar bir araya geliyorlar. Birisi bilirkişi, öbürü iş alıyor, müşteri topluyor ortada, haritalar üzerinde çalışıyor. Sonra da piyasada 1 liralık malı, 3-5 lira yazıyorlar. Sonra da yüksek mahkemede o tescillenince emsal oluyor. Bir anda kamuya bir liralık bir mal 4-5 liraya mal olmaya başlıyor. Bir felaket kapı açıldı burada.”

– “Hayatımın belki de en güzel günleriydi”

Bakan Özhaseki, üniversite öğrencilerine kendi özgeçmişi hakkında bilgi vererek, 21 yıl belediye başkanlığı yaptığını anlattı.

Belediye başkanlığı dönemini “Hayatımın belki de en güzel günleriydi” diye niteleyen Özhaseki, “Çünkü önce olayı anlıyorsunuz, sonra bir hedef koyuyorsunuz, sonra şehrinizi ve insanlarınızı olduğu gibi oraya doğru taşımaya çalışıyorsunuz. Büyük bir program, orada mekan, insan, para, kriz, algı yönetimi var. Hepsi iç içe. Siz belediye başkanı olarak orkestra şefi gibisiniz. Birçok saz arkanızda onlara ayar veriyorsunuz. Her işi en iyi bilmeniz gerekmiyor. Orkestra şefi en iyi saz çalan, flüt üfleyen değildir ama hepsini çok iyi şekilde idare edendir.” değerlendirmesini yaptı.

– “Dünyayı en çok kirletenler sıralamasında da biz yokuz”

Bakan Özhaseki, değişimin zamana damgasını vuran en önemli olgu olduğuna ve yenilikleri takip etmenin önemine değinerek, bakanlık olarak hem çevre hem de şehircilik alanında önemli görevler üstlendiklerini aktardı.

Türkiye’nin dünyayı en az kirleten ülkelerden biri olmasına karşın çevrenin korunmasına yönelik birçok anlaşmaya taraf olduğuna dikkati çeken Özhaseki, şunları söyledi:

“Karbon salımını yüzde 21’e kadar çekeceğimizi Paris Anlaşması’nda taahhüt altına aldık. Daha Meclisimize getiremedik çünkü orada birtakım finansal sorunlar var. Onları tartışıyoruz ama takip ediyoruz. Geldiğimiz nokta itibarıyla da kötü bir durumda değiliz. Dünyayı en çok kirletenler sıralamasında da biz yokuz. Aslında dünyayı en çok kirleten ülkeler olarak Hindistan, Çin, Amerika hatta Avrupa Birliği ülkeleri gözüküyor. Bizimki yüzde 1’i bile bulmuyor.”

Bu duruma karşın Türkiye’ye iyileştirmeler yapması için baskılar olduğunu belirten Özhaseki, “Yeşil İklim Fonu oluşturuyorlar. Bizi de orada ‘para verilecek’ ülkelerden çıkarıp, ‘para ödeyecek’ ülkeler sınıfına sokmaya çalışıyorlar. Bütün uluslararası görüşmelerde, o sözleşmelere taraf olduğumuz yerlerde, platformlarda kavgasını veriyoruz, devam ediyoruz biz.” diye konuştu.

Bakan Özhaseki, çevreyi korumak adına atıksu arıtma tesislerini yaygınlaştırmaya çalıştıklarını ve Türkiye’nin mavi bayraklı plaj sıralamasında dünya ikincisi olduğunu anımsatarak, 2023’e kadar her evin dışarıya attığı kirli suları temizleyerek tabiata vermeyi hedeflediklerini belirtti.

– “Bıraksanız bir santimetrekare orman koymayacaklar”

Bakan Özhaseki, sahilleri, sit alanlarını tahrip ettirmemek adına da müthiş bir mücadele verdiklerini de aktardı.

İnsanoğlunun doymak bilmeyen bir hırsı olduğuna dikkati çeken Özhaseki, “Şimdi bıraksak İstanbul’daki bildiğimiz o orman arazilerinin hepsine koca koca binalar yapılıp çıkacak. Bizim bakanlık elemanları bilirler nasıl bir mücadele verdiğimi, eline projeyi alan geliyor.” şeklinde konuştu.

Özhaseki, Bakanlığa projeyle başvuran kişilerin “Özel orman efendim, benim arazim. Ben bu yapılaşmayı yapacağım” dediğini, bu kişilere “Burası birinci derece sit alanı, yapamazsın” cevabını verdiklerini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kafaya koymuş, projeler yapmış, yurt dışına pazarlamaya gitmiş. Milyar dolarlardan bahsediyorlar. Bıraksanız şimdi İstanbul özeli çok önde olduğu için söylüyorum, bir santimetrekare orman koymayacaklar ama işimiz bu, koruyacağız, kollayacağız. Namusumuz gibi tutacağız. Emin olun benim namusum ne kadar kıymetliyse bu ülkenin de korunacak alanları o kadar kıymetli. Geleceğe bırakacağımız eserler onlar. Bunun mücadelesini veriyoruz, vereceğiz de zaten.”

– “Nüfus da iki misline çıkar”

Bakan Özhaseki, şehircilik alanında Türkiye’de sağlıksız ve kimliksiz yapılar bulunduğunu belirterek, kentsel dönüşüm süreciyle binaların bir taraftan da depreme hazırlıklı hale getirildiğini kaydetti.

Özhaseki, Şehircilik Şurası’nda kentsel dönüşüm, göç ve uyum, yerel yönetimler konularında çalışmaların sürdüğüne dikkati çekerek, konut sayısını arttırmadan binaların akıllı, yeşil, çevreci binalara nasıl dönüşebileceği üzerinde çalıştıklarını vurguladı.

Uygulamada çok ciddi yanlışların yapıldığını ifade eden Özhaseki, “İstanbul özelinde özellikle iki misli emsal çıkararak, konut sayısını iki misline çıkararak, kaba mantık şu, ‘yarısı müteahhide, yarısı vatandaşa’ konut sayılarını hep iki misline çıkarıyoruz. Zaten 15 milyona çıkmış bu nüfus, onu iki misline çıkarsan ne olur orada? Nüfus da iki misline çıkar.” dedi.

Özhaseki, bu tip uygulamaların önüne geçecek yasalar hazırladıklarını, yerinde çözümün sağlanacağı, konut sayısını arttırmadan binaların akıllı, yeşil, çevreci binalara nasıl dönüşebileceği üzerinde çalıştıklarını kaydetti.

Kimlikli binaların çok rahat inşa edilebileceğine, kentsel dönüşümün bir fırsata çevrilebileceğine dikkati çeken Mehmet Özhaseki, 1999 öncesinde yapılan 15 milyon binanın yarısının dönüşmek durumunda kalması hesabıyla, her yıl 500 bin binayı, bağımsız birimi yenilemeleri gerektiğini bildirdi.

– Hevsel Bahçeleri’nin açılışı yapılacak

Bakan Özhaseki, terörün zarar verdiği bölgelerde yapılan çalışmalara yönelik de bölgede vatandaşların ihtiyaçları gözetilerek 30 binden fazla ev yapıldığını, vatandaşlara kira yardımı gibi destekler sağlandığını anlattı. Sur’da ise tarihi dokuya uygun özel bir çalışma yürütüldüğünü aktaran Özhaseki, bin 200 tarihi eserin elden geçirildiğini, camilerin, kiliselerin restore edildiğini bildirdi.

Özhaseki, “Hevsel Bahçeleri dediğimiz Dicle Vadisi projesi var orada. Mesela 320 dönümlük ilk bölümünü bitirmek üzereyiz. Herhalde açılışını yapacağız, 15-20 gün içerisinde.” ifadelerini kullandı.

Sur içerisinde doğru bir mantıkla hareket ettiklerini belirten Özhaseki, herkesin gıpta edeceği bir Sur’un ortaya çıkacağını dile getirdi.

Özhaseki, Gayrimenkul Borsası kurulması çalışmalarına ilişkin bu konuda çalışmaların son safhaya geldiğini ve yasasının çıkması gerektiğini aktardı.

– “Emlak değerleri ile dışarıdaki bilirkişi değerleri arasında müthiş bir uçurum var”

Bakan Özhaseki, konuşmasının sonunda üniversite öğrencilerinin de sorularını yanıtladı.Tanzanyalı bir öğrencinin Afrika kıtasına yönelik sorduğu soru üzerine Özhaseki, Türkiye’nin açılabileceği en güzel alanlardan birinin Afrika olduğunu söyledi.

Gayrimenkul alanındaki değerleme uygulamasına yönelik sorular üzerine bu konuda uygulanan metotlarda iyi bir noktada olunmadığını ifade eden Özhaseki, şöyle devam etti:

“Eğer emlak vergisi ödüyorsak, gerçek değerinden kimse ödemiyor. Tapuya gidip alıp satıyorsak, gerçek değeri asla orada ortaya çıkmıyor. İstimlak ediliyorsa, devlet bir şeyi alıp satıyorsa değerler yine farklı. Emlak değerleri ile dışarıdaki bilirkişi değerleri arasında müthiş bir uçurum var. Tapudaki fiyatlarda bilirkişi değerleri arasında müthiş bir uçurum var. Bunun bir standarda oturtulması lazım.”

Bakan Özhaseki, geçtiğimiz günlerde Bakanlar Kurulunda bir sunum yaptığını, belirterek, çalışmalara göre gerçek evin değeri 700 bin liraysa en fazla 300 bin lira bildirildiğini ifade etti.

Programda Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ile Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş de bir konuşma yaptı.

12.05.2017

Kaynak: http://www.haberturk.com/

Okulumuz Ankara Üniversitesi Tanıtım Günlerinde

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetim Bölümü, “Ankara Üniversitesi Tanıtım Günü” organizasyonlarında okulumuz Pazarlama ve Perakende Alanı öğrencileriyle bir araya geldi.

Okulumuz Pazarlama ve Perakende Alanı öğrencilerinin 7 Mart 2017 tarihinde Uygulamalı Bilimler Fakültesi binasına yaptıkları ziyarette gerçekleşen organizasyonda,  Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü Başkanı Sayın Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü’nün Dünya’daki önemi ve Türkiye’deki yeri, mevcut durumu, tarihi, geleceği ve gayrimenkul sektöründeki gelişmeler ile birlikte, özellikle LYS sınavında ilk 30.000 sıralamasına giren öğrencilerin Ankara Üniversitesini tercih etmelerine yönelik beklentinin olduğunu, vurgulamıştır.

Sayın Tanrıvermiş ayrıca öğrencilerimize, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesinin eğitim-öğretim durumu, öğrencilerine sunulan mevcut sosyal imkanlar, burs olanakları ve öğrencilerin mezuniyet sonrasında çalışabilecekleri özel sektör ve kamu kurumlarına ilişkin iş alanları hakkında da detaylı bilgi verdi. Pazarlama ve Perakende Alan Şefimiz  Mehmet Senal Fidan’a katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

17.04.2017

Kaynak: http://smgmtal.meb.k12.tr

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi Akademik İşbirliği

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi arasında tezli ve tezsiz lisansüstü ve doktora eğitimi işbirliği protokolü imzalandı.

Bakanlık merkez binada İmzalanan protokol ile birlikte, Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi alanlarında eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerini yürüten üniversitenin Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı’nda bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı personelinden koşulları yürürlükteki mevzuata uygun olanlarına, Bakanlığın faaliyet konusu ile ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde;

-Taşınmaz (gayrimenkul) edinimi, riskli alan ve rezerv alan seçimi, her ölçekte planlama, kentsel dönüşüm ve iskan politikalarının geliştirilmesi ve uygulanması aşamalarında arsa, arazi ve yapı değerleme, hak sahipliğinin tespiti, kira ve yardım bedellerinin analizi, şerefiyelendirme, kamulaştırma ve diğer amaçlarla taşınmaz değerleme ve raporlama çalışmaları,

-Kentsel dönüşüm uygulamaları ve etki analizleri, kaçak yapı ve idari-mali cezaların tespiti, değer esaslı imar uygulamaları,

-İmar tadilatlarının neden olduğu değer artışları ile bunların kamuya kazandırılması, koruma alanları yönetimi, bilgi sistemleri,

-Çevre duyarlı planlama çalışmaları, gayrimenkul bilimleri alanlarında standartların geliştirilmesi ve uygulanması, proje geliştirme ve finansmanı, gayrimenkul sertifikaları, imar hakkı transferi ve toplulaştırılması, gayrimenkul finansmanı ve proje değerleme,

-Kent ekonomisi, kent yönetimi, belediye mevzuatı, yerel yönetimler, arazi ve arsa politikası, imar hukuku ve uygulamaları, değer haritalarının üretimi ve ekonomik ve mali işlerde kullanılması, taşınmaz yönetimi, vergilendirme, toplulaştırma,  kamulaştırma, özelleştirme, kamu taşınmazları yönetimi, taşınmaz bilgi sistemi,

-Kentsel altyapı projelerinin hazırlanması, değerlemesi ve denetimi, proje planlama ve yönetimi ve belediyelerin finansmanı gibi konularda lisansüstü eğitimlerinin her yıl belirlenecek kontenjan dahilinde yaptırılması sağlanacak.

Protokol kapsamında lisansüstü eğitim verilecek personel üniversiteye başvurusunu gerçekleştirdikten sonra yapılacak sınav ve/veya mülakat değerlendirme jürisi tarafından bildirilen adaylardan kontenjan kadar aday seçimi yapılacak.

Protokol ile birlikte üniversitenin ilgili birimleri ile işbirliği içinde bakanlık çalışanlarına bakanlığın faaliyet konusu ile ilgili (çevre yönetimi, kamulaştırma, iskan, konut, dönüşüm, afet yönetimi, korunan alanlar yönetimi, gayrimenkul yatırımları ve finansmanı, değerleme, aktüerya bilimleri, gayrimenkul, imar ve inşaat hukuku gibi) alanlar başta olmak üzere protokol kapsamı ile ilgili gereksinim duyulan bütün alanlarda hizmet içi sertifikalı eğitim programları da uygulanabilecek.

Döner sermaye tarafından karşılanacak olan toplam eğitim giderlerinin 4/1’i kayıt işleminden önce personelimizden 3 eşit taksit halinde veya defaten maaşından kesinti yapılması Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığında taahhütname imzalanması halinde işlem yürütülecek.

İdarede kadrolu personel olarak çalışıyor olmak koşullarını sağlayan personel eğitim için başvurabilecek.

adreslerinden ulaşılabilinir.

Protokol törenine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk ve Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş katıldı.

18.01.2017

Kaynak: http://www.csb.gov.tr/turkce/index.php?Sayfa=faaliyetdetay&Id=1747

Değerlemede RICS farkı

Değerleme hizmetinin yanı sıra tüm gayrimenkul aracılık hizmetlerine dair kapsamlı hizmet sunan Londra merkezli RICS’in verdiği yetkinlik sadece Türkiye’de değil, dünyanın her noktasında geçerliliğe sahip.

Türkiye’de gayrimenkul değerlemesi her yıl büyüyen ve sektör dahilinde yapılacak her türlü faaliyetin az ya da çok içinde yer aldığı bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Değerleme alanında yaygın olarak kullanılan SPK’nın yanısıra, özellikle yabancı yatırımcılara ve uluslararası piyasalarda çalışan Türk firmalarına hitap eden RICS standartları, geliştiricilere ve yatırımcılara önemli avantajlar sağlamaktadır.

Tarafsız, bağımsız ve disiplinlerarası bir hizmet olarak gayrimenkul değerlemesi, 2001 yılında SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) tarafından düzenlenerek yürürlüğe giren “Sermaye Piyasası Mevzuatı Çerçevesinde Değerleme Hizmeti Verecek Şirketlere ve Bu Şirketlerin Kurulca Listeye Alınmalarına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ” ile yapısında köklü değişiklikler yaşamıştır. 2001 yılına kadar kabaca sadece mesleki tecrübeye dayanan değerleme hizmeti, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayınlanan tebliğ ile tanımlanan mevzuat çerçevesinde ve denetiminde faaliyet gösteren şirketlere devredilmiştir. Daha sonraki yıllarda ise Sermaye Piyasası Kurulu, gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisanslama sınavları düzenlemeye başlayarak gayrimenkul değerleme uzmanlığının kurumsallaşmasına büyük bir katkı sağlayarak yaşanan yetki tartışmalarına son vermiştir.

Türkiye’deki gayrimenkul değerleme faaliyetinin uluslararası düzeyde düzenlenmesi çalışmaları 2006 yılında yayınlanan tebliğ ile başlamıştır. Tebliğde yer alan “Sermaye Piyasası Mevzuatı uyarınca yapılan değerleme işlemlerinde, değerlemeyi yapanlar, Uluslararası Değerleme Standartları’na aynen uyma ve bunları uygulama” maddesi ile birlikte değerlemede Uluslararası Değerleme Standartları’na uyma zorunluluğu getirilmiştir. Günümüzde değerleme sektörü, 130’dan fazla SPK lisanslı şirketi ve 3000’den fazla uzmanıyla 2000’lerin başında olduğundan çok daha gelişmiş bir konumda yer almaktadır.

RICS’in hizmet yelpazesi değerlemeden fazlasını sunuyor

Ülkemizdeki değerleme hizmetleri, SPK tarafından verilen değerleme lisansının yanı sıra, RICS (Royal Institution of Chartered Surveyors: Yeminli Uzmanlar Kraliyet Enstitüsü) tarafından verilen yetki sertifikasıyla da yapılabilmektedir. Bu yetkinlik sadece Türkiye’de değil aynı zamanda dünyanın her noktasında da geçerliliğe sahip olup Uluslararası Değerleme Standartları ile birebire uyum içindedir. Bununla beraber RICS sadece değerleme hizmeti için değil aynı zamanda tüm gayrimenkul ve taşınabilir mallara ait aracılık hizmetlerine dair çok kapsamlı ve profesyonel hizmet sunan bir kurumdur. Bu nedenle de değerlemenin yanında alım-satım ya da kiralama hizmeti veren firmalar SPK kapsamında değerleme faaliyeti yürütememekle beraber gerekli yeterlilikleri sağladıkları takdirde hem değerleme hem de diğer işlemleri dahilinde RICS sertifikası alabilmektedir.

Tarihi 1792’ye kadar uzanan ve şimdiki adıyla “RICS” olarak bilinen kurumun temelleri ilk olarak Londra’da atılmıştır. O tarihlerdeki adıyla “Uzmanlar Kulübü” olarak yola çıkmış olup, 1868’de Westminster Sarayı’nda John Clutton önderliğinde bir araya gelen 49 üyesiyle enstitü statüsü almıştır. 1930’da “Yeminli Uzmanlar Enstitüsü” adını alan kurum, 1947 yılında İngiltere Kralı tarafından verilen “Royal” ünvanıyla birlikte bugünkü adıyla anılmaya başlanmıştır.

RICS, hızlı bir gelişim ve sürekli bir dönüşüm içinde olan altyapı, ulaştırma ve her türlü inşaat faaliyetlerine ait çözümler, yönetmelikler ve denetimler oluşturmak hedefiyle kurulmuştur. 2015 yılı itibariyle yetkilendirdiği 120.000’e yakın uzmanı ve 81.000 öğrenci statüsündeki üyesiyle Türkiye’nin de dahil olduğu 146 ülkede varlığını her geçen gün daha da güçlendirerek devam ettirmektedir.

Gayrimenkul, arsa, inşaat ve çevre ile ilgili konularda olduğu kadar taşınabilir kıymetler ve iş varlıklarına ait her türlü uzmanlığın uluslararası düzeyde gerçekleştirilmesini sağlayan ve ilgili faaliyetleri denetleyen bağımsız bir kurum olan RICS, ilk inceleme ve ölçümlemeden geliştirmeye, yatırım aşamasından, kullanımına ve en nihayetinde tekrar değerlendirilmesine kadar her aşamada çok yönlü ve kapsamlı hizmetler sunmaktadır. Gayrimenkul ve Taşınabilir Varlıklar, Arsa ve Yapı olmak üzere üç ana grup altında toplanan uzmanlık alanları kısaca tablodaki gibidir.

cbre_rics

Merkezi halen Londra’da olan RICS; New York, Brüksel, Dubai ve Sahra-altı Afrika’da bulunan bölgesel merkezleriyle dünyanın her noktasında faaliyet göstermektedir. Enstitü, mesleki uzmanların yanı sıra, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kurum ve organizasyonlarla işbirliği içinde olması ve dünyanın her noktasına ulaşabilen global ağıyla kuruluşundan bu yana saygınlığını ve prestijini sürdürmektedir. Bunun yanı sıra üst düzey devlet yönetimleri, karar alıcılar ve de sivil toplum kuruluşlarına tarafsız ve bağımsız olarak stratejik danışmanlık yapmaktadır.

Enstitü, ulusal pek çok araştırma kurumuyla direkt iletişim halinde olmakla beraber global düzeyde ölçüm standartları belirleyen IPMS (International Property Measurement Standards: Uluslararası Gayrimenkul Ölçüm Standartları) Birliği’nin ve 1878’den günümüze Birleşmiş Milletler tarafından tanınan global bir organizasyon olarak faaliyet gösteren FIG (International Federation of Surveyors: Uluslararası Eksperler Federasyonu)’in kurucu üyesidir. 2014 yılında globalleşen dünyada mesleğin uygulama alanını geliştirmek ve tarafsız olarak standartlar belirlemek adına gayrimenkul ve ilgili branşlara ait mesleki etik standartları geliştiren Uluslararası Etik Standartları (International Ethic Standards) Birliği’ni kurmuştur. Bu birliklerin, uygulanan standartları kendi üyelerine eğitim, kurs ya da rehberlik hizmetleriyle öğretme ve benimsetme zorunluluğu bulunmaktadır. Dolayısıyla bütün birliklerin birleştiği payda olarak RICS her aşamada tarafsız, bağımsız ve maddeleri açıkca belirtilen standartta hizmet sunmaktadır.

Değerleme alanındaki uzmanlık kapsamı sadece gayrimenkul değerleme alanında sınırlı kalmamakla birlikte tanımını genişleterek taşınabilir kıymetlerin değerlemesi hizmetinin verildiği finansal ve işletme değerlemelerinin de dahil olduğu geniş bir uzmanlık yelpazesi sunmaktadır. Çalışmalar RICS Profesyonel Değerleme Standartları (Kırmızı Kitap) temel alınarak gerçekleştirilmekte olup gayrimenkul değerleme standartlarında uluslararası platformda kabul gören ve ülkemizde de geçerli olan IVSC (The International Valuation Standards Council: Uluslararası Değerleme Standartları Kurulu) ile birebir uyumludur. Uluslararası Değerleme Standartları ülkemizde SPK (Sermaye Piyasaları Kurulu) tarafından yayınlanan tebliğ uyarınca 2006 yılından beri uygulanmaktadır. SPK tarafından yayınlanan tebliğde Uluslararası Değerleme Standartları’nın geliştirilmesi üç amaç için yapılmaktadır:

  • “Sınır ötesi işlemleri kolaylaştırmak, mülkiyetin devri işlemleri ile ilgili olarak alınan kredilerin ve ipotek karşılığı verilen kredilerin teminat altına alınması için yapılan değerlemelerin güvenilirliği ile finansal bilgilendirme raporlarının şeffaflığını sağlamak, hukuk davalarını ve vergi sorunlarını çözüme kavuşturarak uluslararası mülk piyasalarının gelişimine katkıda bulunmak,
  • “Dünyadaki değerleme uzmanları için yol gösterici olarak çalışmak, böylece onların uluslararası mülk piyasalarının güvenilir bir değerlemeye olan taleplerini karşılar duruma gelmelerini sağlamak, küresel alandaki iş dünyasının finansal bilgilendirme raporları konusundaki istemlerini karşılamak ve
  • “Yeni kurulan ve sanayileşmeye yeni başlamış ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere değerleme standartları ve finansal bilgilendirme raporları sağlamak.”

RICS’in sahip olduğu bu yüksek tanınırlık ve tarafsız olarak denetlenen uzmanlık sadece ulusal değil aynı zamanda dünya çapında da ayrım gözetmeksizin, aynı standart ve kalitede hizmet sunulmasına imkan vermektedir. Böylece dünyanın her noktasında RICS kapsamında ve yetkisinde gerçekleştirilen A’dan Z’ye tüm hizmetler aynı yüksek kalite, sorumluluk ve profesyonellik çerçevesinde sağlanmaktadır.

RICS tarafından yetkilendirilen uzmanlar için MRICS, FRICS ve AssocRICS olmak üzere üç adet ünvan bulunmaktadır. AssocRICS ünvanı hem eğitim hem de iş tecrübesi olarak üyelik kritelerini tam olarak tamamlamış üyeler için bir sonraki aşamaya geçmeden önce aldıkları ünvandır. Daha sonraki aşamada gerekli kriterleri yerine getiren adaylar profesyonel üye statüsünü kazanarak MRICS ünvanını almaktadır. FRICS ise en son aşama olan en üst düzey üyelere verilmekte olup sadece MRICS ünvanına sahip adaylar başvurabilmektedir. RICS tarafından yetkilendirilmek için aranan özellikler eğitim, deneyim, etik ve değerlendirme olmak üzere üç ana başlıkta toplanabilir. Uygun kriterlere sahip olan adaylar titiz bir değerlendirme sonucu yeterliliği almaya hak kazanmaktadırlar. RICS’in dünya çapında akreditasyon verdiği pek çok üniversite bulunmaktadır. Bu üniversiteler mezuniyet sonrasındaki başvurularında diğer üniversite mezunlarına göre daha kısa bir süre ve daha kolay bir şekilde yeterlilik değerlendirmesine girmeye hak kazanabilmektedirler. Türkiye’de RICS tarafından tanınabilirlik sahibi ilk ve tek üniversite geçtiğimiz yaz akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayan Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Yüksek Lisans Programıdır.

Türkiye’de RICS’in ağırlığı artıyor

RICS’in Türkiye’deki varlığı her geçen yıl daha da büyümekte olup hali hazırda ağırlıklı olarak İstanbul’da olmak üzere 54 tane yetkilisi bulunmaktadır. Bu yetkililerin 36’sı yetkinliklerini 2010 yılı sonrası kazanmış olup en çok talep gören branşlar “Değerleme” ve “Proje Yönetimi”dir. Türkiye’de faaliyet gösteren RICS yetkinliğine sahip çok uluslu gayrimenkul firma sayısı ise 20 yıldır Türkiye’de faaliyetlerini yürüttüğümüz ve ilk firmalardan biri olan CBRE başta olmak üzere dört tanedir. Özellikle RICS’in Avrupa’daki yaygınlığı düşünüldüğünde ülkemizin bu platformda varlığının daha başında olduğu görülmektedir. Bununla beraber 10 yıl öncesi düşünüldüğünde oldukça gelişme gösteren ve adım adım uluslararası düzeye doğru ilerleyen piyasanın, bundan 10 yıl sonrasında çok daha olgunlaşmış bir seviyeye gelmesi kaçınılmazdır. Bu süreç zarfında globalleşme ile coğrafi sınırların ortadan kalktığı ülkeler üstü bu piyasa ortamında Türkiye’nin de kendisine önemli bir yer edineceği beklenmektedir.

Sıkı denetim uygulamaları ile RICS yetkinliğine sahip fimaların tüm faaliyetleri denetim altında tutulmakta olup müşterilere ait bilgiler büyük bir titizlikle ve gizlilikle saklanmaktadır. Örnek vermek gerekirse, RICS sertifikalı firmaların aracılık hizmetleri yapmalarına SPK’nın uyguladığı gibi bir kısıt olmadığı için değerleme departmanlarının diğer departmanlarla ilişkileri herhangi bir çıkar çatışmasını önlemek amacıyla oldukça sınırlandırılmıştır.

Dünyanın her yerinde yüksek tanınırlık, kalite standartları ve sunduğu hizmet kalitesi RICS’in getirdiği ayrıcalıklarından sadece bir kaçıdır. Başka bir deyişle, dünyanın neresine giderseniz gidin RICS tarafından alacağınız hizmetler aynı kalite standardına sahip olan hizmetler olacaktır. Özellikle yurtdışına ya da yurtdışından ülkemize yapılacak olan yatırımlarda ve alım-satım işlemlerinde RICS’in yetkilendirdiği uzmanlar ya da firmalarla çalışmak ve RICS’in belirlediği standartlarda raporlamalara sahip olmak zaman ve güvenilirlik açısından avantaj sağlamaktadır. Bununla beraber dünya çapında geçerliliğe sahip olmak ve yaygın profesyoneller ağına kolay ve güçlü erişim beraberinde uluslararası bir prestiji de getirmektedir. Özellikle geleceğe yönelik büyük yatırımlarda ortaya çıkan karı optimize etmek adına hizmet profesyonelleriyle omuz omuza çalışmak risk faktörünü en aza indireceği gibi yatırım için de en uygun ürüne yönelmeyi sağlayacaktır. Bu aşamada bağımsız ve tarafsız olarak yerel piyasa bilgisini uluslararası piyasa bilgisiyle harmanlayabilen ve bunun yanında meslek etiğini hem ürünlerinde hem de müşterileriyle olan ilişkilerinde ayrım gözetmeksizin ön planda tutan RICS sertifikalı yetkililer en doğru çözüm önerileriyle danışmanlık hizmeti sunmaktadırlar. Bu yüksek standartta hizmete sahip olan firmalar güçlü rekabet ortamında rakiplerine sadece ulusal seviyede değil aynı zamanda uluslararası seviyede de fark atmaktadırlar.

12.12.2016

Kaynak: http://gayrimenkulturkiye.com

İşimiz Değerleme Yapmak

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Türkiye’de bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi lisans ve lisansüstü eğitimi ile özellikle her türlü değerleme işlemini yapacak uzmanlar yetiştirecek. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, “Şirket değerleme, varlık değerleme, konut değerleme, maden haklarının değerlemesi, ruhsat değerlemesi…bizim işimiz. Şantiye şefi yapmıyoruz ama proje yöneten adamı yetiştiriyoruz. Örneğin bir iş adamı arazi alacak üzerine otel, fabrika yapacak. Ticari krediyi nasıl kullanacağı, işin fizibilitesi, projesinin geliştirilmesi, kredinin geri ödeme durumu gibi konuların analizi. Tüm bu konularda görev alacak uzmanları yetiştiriyoruz” diye ifade ediyor. Tanrıvermiş ile bölümün kuruluşunu ve farklılıklarını Başkent Gazetesi için görüştük.

Kaynak: www.baskentgazete.com.tr

Tarih: 20.08.2016

Bu Bölümde Okurken İşiniz Hazır

basın kapak

 

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, bu sene yeni kurulan, Türkiye’de tek olan ve tercih listesine giren Gayrimenkul bölümü hakkında bilgi verdi.

Yeni açılan Gayrimenkul Bölümü öğrencilere mezun olmadan iş vaat ediyor

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, bu sene yeni kurulan, Türkiye’de tek olan ve tercih listesine giren Gayrimenkul bölümü hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, “Bu programda okuyacak öğrenciler mezun olmadan işe yerleşecek” dedi.

Ankara Üniversitesi’nde bu sene kurulan Uygulamalı Bilimler Fakültesi bünyesinde yer alan Gayrimenkul Bölümü bu sene tercih listesinde yer alacak. Türkiye’de ilk defa bir devlet tarafından kurulan Gayrimenkul Bölümü’nün geniş iş sahası hakkında bilgi veren Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, bu bölümü okuyan öğrencilerin daha mezun olmadan işlerinin hazır olduğunu belirtti.

DİSİPLİNLER ARASI ÇALIŞMA ALANLARI
Türkiye’de ilk defa bir devlet üniversitesi tarafından gayrimenkul bölümü kuruldu, bunun önemi nedir?

Biz 2000’li yıllarda Türkiye’de bir gayrimenkul bölümünün kurulması gerektiği yönünde bir çalışma başlattık. İlk girişimlerimiz başarılı olmadı. Fakat arkasından Türkiye ciddi projelere entegre oldu, bunlardan bir tanesi Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı projesi. Bu projenin aşağı yukarı arazi edinimi, kamulaştırma, değer tespitleri, vatandaşlarla görüşülmesi gibi ciddi işlerini yaptık. Türkiye’nin uluslararası standartlara göre ilk yaptığı projedir Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı projesi. Bu tür projelerde inşaat mühendisi, mimar, şehir bölge plancısı, harita mühendisi, hukukçu, ziraat mühendisi, hatta orman mühendisi ve makine mühendisi bir araya gelerek çalışmalar yapıyordu. Batı dünyasında inter-disiplinel alanlar olarak disiplinler arası çalışma alanları ortaya çıktı. Bunların en meşhurlarından biri gayrimenkul gelişme programları.

ULUSLARARASI DÜZEYDE AKREDİTE OLDU
Gelişmiş ülkelerde gayrimenkul bölümünün örnekleri mevcut, Türkiye’de çalışma sahası nereler olacak?

Avrupa’da, Amerika’da gayrimenkul artık ticari bir meta olarak görülüyor. Dolayısıyla İngiltere’nin finans merkezi olması sadece kişi başına düşün milli gelirle ilgili değil. 2006 yılında gayrimenkul bölümünün kurulması için büyük çabalar harcadık. 2007 yılında gayrimenkul ve taşınmaz geliştirme ismiyle ana bilim dalı kuruldu. Şuanda bine yakın öğrencisi var, Taşınmaz Geliştirme Ana Bilim Dalı hemen hemen tüm belediyelerde, tapu kadastroda, Maliye Bakanlığı’nda, özel sektör kuruluşlarında, bankalarda çalışma alanları mevcut. Bizim bölümümüz uluslararası düzeyde akredite oldu ve mezunları 185 ülkede herhangi bir belgeye gerek kalmaksızın çalışma hakkına sahip oldular. Çünkü bizden aldıkları diplomalar gayrimenkulde Avrupa’da en tepedeki örgütü Royal Institution of Chartered Surveyors (RICS) tarafından akredite edildi.

DERSLERİN YARISI UYGULAMALARDAN OLUŞUYOR
Fakültenin ve bölümün işleyişi nasıl gerçekleşecek, uygulamalı şekilde ders verilecek mi?

Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nde teorik derslerin yanında uygulamada ağırlıklı dersler olacak. Öğrencilerimiz 2. sınıfın sonunda en az 7 hafta, 3. sınıfın sonunda en 7 hafta uygulama görecekler, bölümler bunu 12 haftaya kadar çıkartabilir. Toplam 189 krediyle mezun olacaklar bunların aşağı yukarı yarısı uygulamalardan oluşuyor. TM-3 bölümünden öğrenci alacağız ilk defa hedefimiz TM-3 bölümünden ilk 30 bine giren öğrencileri almak. İlk 5 binden gelen öğrenciye ayda bin lira destek vermeye planlıyoruz. İlk 30 binden gelen öğrencilere de kademeli olarak destek vereceğiz. Bir şartımız var desteklerimiz devamı için 4’lük sistemde 3,5’lik başarı istiyoruz. Büyük firmalar öğrencilerimize burs vermeyi garanti etti. Hedefimiz birinci öğretime 40, ikinci öğretime 40 olmak üzere 80 öğrenci ve artı yabancı öğrenci kontenjanı gelecek bunun üzerine.

İŞLERİ MEZUN OLMADAN HAZIR
Bu gün üniversitede okuyan öğrencilerin en büyük sorunu iş bulamamak, gayrimenkul okuyan öğrencilerin durumu nasıl olacak? 

Maliye Bakanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Gayrimenkul Yatırım Ortakları Derneği, Türkiye Değerlendirme Uzmanları Birliği, Para ve Sermaye Kuruluşları, Organize Sanayi Bölgeleri ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı dahil olmak üzere iş birliği protokolü yaptık. Hedefimiz bizim öğrencimizin eğitimi sırasında da stajı sırasında da bu kurumlarda çalıştırmak. Öğrenciyi sigortalayarak staja göndereceğiz, asgari ücretten az olmamak üzere staj ücreti verilmesini sağlayacağız, öğrenci her hafta en az 2 defa staj koordinatörü tarafından yerinde kontrol edilecek. Bu programda okuyacak öğrenciler mezun olmadan işe yerleşirler, öğrenci gelmeden yeri hazır. Ülkemizde bu programın olduğu başka bir bölüm yok açılması da şuan için gözükmüyor. En az bir dönemde öğrencilerimizin yurt dışında eğitim almalarını istiyoruz.

basın 1

basın 2

 basın 3

23.07.2016

Kaynak: http://www.gazetehabervaktim.com/bu-bolumde-okurken-isiniz-hazir-15585h.htm

http://www.turkiyeegitim.com/bu-bolumde-okurken-isiniz-hazir-77640h.htm

http://www.memurpostasi.com/bu-bolumde-okurken-isiniz-hazir-18734h.htm

Ankara Üniversitesi'nde gayrimenkul geliştirme bölümü öğrenci alıyor

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Yüksek Lisans ve Doktora Programları yaz dönemi kayıtları 24 Temmuz 2016 Pazar günü tamamlanıyor.

au-de-gayrimenkul-yuksek-lisans-ve-doktora-basvurulari-icin-geri-sayim-1469096272

Gayrimenkul, Ölçme ve inşaat alanında dünyanın en saygın kurumu olan Lisanslı Değerleme Uzmanları Kraliyet Kurumu (Royal Institution of Chartered Surveyors – RICS) tarafından akredite edilen programı tamamlayanlar, 180 ülkede başkaca bir belgeye gerek olmadan lisanslı değerleme uzmanı olarak çalışma imkanına sahip oluyor.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalınca, yüksek lisans ve doktora programlarına öğrenci alınacak. Ulusal ve uluslararası alanda profesyonel ve sektörel ihtiyaçları göz önüne alınarak tasarlanan eğitim programının kayıtları, 24 Temmuz 2016 Pazar günü tamamlanıyor.

Yüksek lisans programları, dünyanın değerleme, gayrimenkul, yapım yönetimi, ölçme ve inşaat alanında en saygın kurumu olan Lisanslı Değerleme Uzmanları Kraliyet Kurumu (Royal Institution of Chartered Surveyors – RICS) tarafından akredite edildi. Uluslararası akreditasyon aynı zamanda mezunlar için başlı başına marka değeri oluştururken, RICS üyeliğinin (MRICS) önünü açıyor.
Yapılan yeni düzenlemelerle RICS üyeliği hem Türkiye’de, hem de diğer 180 ülkede başka bir belgeye gerek olmadan lisanslı değerleme uzmanı (konut, kırsal, ticari, işletme ve varlık değerleme, makine parkı, antika ve sanat eserleri uzmanlığı gibi), gayrimenkul geliştirme uzmanı, gayrimenkul yönetimi uzmanı, imar ve kentsel gelişme uzmanı, gayrimenkul yatırımları ve finansı uzmanı olarak çalışma imkanı veriyor.

Mezunlar başta yerel yönetimler, banka ve diğer finansal kurumlar, kamu kurumlarının inşaat, emlak ve kamulaştırma birimleri, toplu konut idaresi, değerleme kurumları, kentsel dönüşüm, yenileme ve koruma şirketleri, gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi birçok kamu ve özel şirkette iş bulabiliyor.

Bu arada, A.Ü. Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne ilk defa bu yıl I. ve II. öğretim programlarına 40’ar kişi olmak üzere toplam 80 Türk uyruklu öğrenci ve bunların %15’i kadar yabancı uyruklu öğrenci alınacak.
Dört yıllık lisans eğitimi verilecek olan Bölüme LYS’de TM 3 puan türü ile öğrenci alınacak ve ilk 30.000 içinden gelen öğrencilere burs olanağı sunulacak. Lisans programının da RICS akreditasyonu çalışmasına başlanırken, en fazla bir yıl içinde lisans programının akredite edilmesi sürecinin tamamlanması hedefleniyor.

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü, başta Uluslararası Değerleme Standartları Konseyi (International Valuation Standards Council – IVSC) olmak üzere birçok meslek örgütüne üyelik yaparken, birçok Avrupa üniversitesi ile işbirliği anlaşması (Royal Agricultural University School of Real Estate and Land Management (UK), Regensburg University Department of Real Estate Management (Germany), Dresden Techinical University Department of Real Estate Management (Germany), Leibiz Institute (Germany), Financial University (Russian Federation) gerçekleştirdi. Ayrıca Fakültenin Lisans ve lisansüstü öğrenci değişimi ile akademik personel değişimi çalışmaları sürdürülüyor. Bu çalışmaların iki İtalyan Üniversitesi ve bir Çin Devlet Üniversitesi ile de sürdürülmesi ve özellikle üç dalda çift diploma programlarının açılması çalışmasına başlandı.

21.07.2016

Kaynak: emlakeki.com

emlakadresi.com

akilliyatirim.com

emlakkulisi.com

insaatyatirim.com

emlakwebtv.com

webtvhaber.com

emlakpencerem.com

haberyapi.com

emlakrotasi.com

emlakmetrekare.com

emlaknews.com.tr

emlaktasondakika.com

imarpanosu.com

insaatfirmasi.net

Ankara Üniversitesi'nde Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Yüksek Lisans ve Doktora programları öğrenci alıyor

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Yüksek Lisans ve Doktora Programları yaz dönemi kayıtları 24 Temmuz 2016 Pazar günü tamamlanıyor.

Gayrimenkul, Ölçme ve inşaat alanında dünyanın en saygın kurumu olan Lisanslı Değerleme Uzmanları Kraliyet Kurumu (Royal Institution of Chartered Surveyors – RICS) tarafından akredite edilen programı tamamlayanlar, 180 ülkede başkaca bir belgeye gerek olmadan lisanslı değerleme uzmanı olarak çalışma imkanına sahip oluyor.  

Ankara Üniversitesi (AÜ) Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalınca, yüksek lisans ve doktora programlarına öğrenci alınacak. Ulusal ve uluslararası alanda profesyonel ve sektörel ihtiyaçları göz önüne alınarak tasarlanan eğitim programının kayıtları, 24 Temmuz 2016 Pazar günü tamamlanıyor.

Yüksek lisans programları, dünyanın değerleme, gayrimenkul, yapım yönetimi, ölçme ve inşaat alanında en saygın kurumu olan Lisanslı Değerleme Uzmanları Kraliyet Kurumu (Royal Institution of Chartered Surveyors – RICS) tarafından akredite edildi. Uluslararası akreditasyon aynı zamanda mezunlar için başlı başına marka değeri oluştururken, RICS üyeliğinin (MRICS) önünü açıyor.

Yapılan yeni düzenlemelerle RICS üyeliği hem Türkiye’de, hem de diğer 180 ülkede başka bir belgeye gerek olmadan lisanslı değerleme uzmanı (konut, kırsal, ticari, işletme ve varlık değerleme, makine parkı, antika ve sanat eserleri uzmanlığı gibi), gayrimenkul geliştirme uzmanı, gayrimenkul yönetimi uzmanı, imar ve kentsel gelişme uzmanı, gayrimenkul yatırımları ve finansı uzmanı olarak çalışma imkanı veriyor.

Mezunlar başta yerel yönetimler, banka ve diğer finansal kurumlar, kamu kurumlarının inşaat, emlak ve kamulaştırma birimleri, toplu konut idaresi, değerleme kurumları, kentsel dönüşüm, yenileme ve koruma şirketleri, gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi birçok kamu ve özel şirkette iş bulabiliyor.

Bölümün Lisans Programına Bu Yıl İlk Defa 80 Türk ve 12 Yabancı Uyruklu Öğrenci Alınacak

Bu arada, A.Ü. Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne ilk defa bu yıl I. ve II. öğretim programlarına 40’ar kişi olmak üzere toplam 80 Türk uyruklu öğrenci ve bunların %15’i kadar yabancı uyruklu öğrenci alınacak.

Dört yıllık lisans eğitimi verilecek olan Bölüme LYS’de TM 3 puan türü ile öğrenci alınacak ve ilk 30.000 içinden gelen öğrencilere burs olanağı sunulacak. Lisans programının da RICS akreditasyonu çalışmasına başlanırken, en fazla bir yıl içinde lisans programının akredite edilmesi sürecinin tamamlanması hedefleniyor.

Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü, başta Uluslararası Değerleme Standartları Konseyi (International Valuation Standards Council – IVSC) olmak üzere birçok meslek örgütüne üyelik yaparken, birçok Avrupa üniversitesi ile işbirliği anlaşması (Royal Agricultural University School of Real Estate and Land Management (UK), Regensburg University Department of Real Estate Management (Germany), Dresden Techinical University Department of Real Estate Management (Germany), Leibiz Institute (Germany), Financial University (Russian Federation) gerçekleştirdi. Ayrıca Fakültenin Lisans ve lisansüstü öğrenci değişimi ile akademik personel değişimi çalışmaları sürdürülüyor. Bu çalışmaların iki İtalyan Üniversitesi ve bir Çin Devlet Üniversitesi ile de sürdürülmesi ve özellikle üç dalda çift diploma programlarının açılması çalışmasına başlandı.

Kayıt ve detaylı bilgi için

Tel: 0312 600 01 60 – 0312 212 60 40/6220
E-Mail: tanrivermis@ankara.edu.trggyabd@ankara.edu.tr

21.07.2016

Kaynak: http://www.konuthaberleri.com

Ankara Üniversitesi’nden Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Yüksek Lisans ve Doktora programı!

au-de-gayrimenkul-yuksek-lisans-ve-doktora-basvurulari-icin-geri-sayim-1469096272

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Yüksek Lisans ve Doktora Programları yaz dönemi kayıtları 24 Temmuz 2016 Pazar günü tamamlanıyor.

Gayrimenkul, Ölçme ve inşaat alanında dünyanın en saygın kurumu olan Lisanslı Değerleme Uzmanları Kraliyet Kurumu (Royal Institution of Chartered Surveyors – RICS) tarafından akredite edilen programı tamamlayanlar, 180 ülkede başkaca bir belgeye gerek olmadan lisanslı değerleme uzmanı olarak çalışma imkanına sahip oluyor.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalınca, yüksek lisans ve doktora programlarına öğrenci alınacak. Ulusal ve uluslararası alanda profesyonel ve sektörel ihtiyaçları göz önüne alınarak tasarlanan eğitim programının kayıtları, 24 Temmuz 2016 Pazar günü tamamlanıyor.

Yüksek lisans programları, dünyanın değerleme, gayrimenkul, yapım yönetimi, ölçme ve inşaat alanında en saygın kurumu olan Lisanslı Değerleme Uzmanları Kraliyet Kurumu (Royal Institution of Chartered Surveyors – RICS) tarafından akredite edildi. Uluslararası akreditasyon aynı zamanda mezunlar için başlı başına marka değeri oluştururken, RICS üyeliğinin (MRICS) önünü açıyor.

Yapılan yeni düzenlemelerle RICS üyeliği hem Türkiye’de, hem de diğer 180 ülkede başka bir belgeye gerek olmadan lisanslı değerleme uzmanı (konut, kırsal, ticari, işletme ve varlık değerleme, makine parkı, antika ve sanat eserleri uzmanlığı gibi), gayrimenkul geliştirme uzmanı, gayrimenkul yönetimi uzmanı, imar ve kentsel gelişme uzmanı, gayrimenkul yatırımları ve finansı uzmanı olarak çalışma imkanı veriyor.

Mezunlar başta yerel yönetimler, banka ve diğer finansal kurumlar, kamu kurumlarının inşaat, emlak ve kamulaştırma birimleri, toplu konut idaresi, değerleme kurumları, kentsel dönüşüm, yenileme ve koruma şirketleri, gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi birçok kamu ve özel şirkette iş bulabiliyor.

Bölümün Lisans Programına Bu Yıl İlk Defa 80 Türk ve 12 Yabancı Uyruklu Öğrenci Alınacak

Bu arada, A.Ü.Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümüne ilk defa bu yıl I. ve II. öğretim programlarına 40’ar kişi olmak üzere toplam 80 Türk uyruklu öğrenci ve bunların %15’i kadar yabancı uyruklu öğrenci alınacak.

Dört yıllık lisans eğitimi verilecek olan Bölüme LYS’de TM 3 puan türü ile öğrenci alınacak ve ilk 30.000 içinden gelen öğrencilere burs olanağı sunulacak. Lisans programının da RICS akreditasyonu çalışmasına başlanırken, en fazla bir yıl içinde lisans programının akredite edilmesi sürecinin tamamlanması hedefleniyor.
Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü, başta Uluslararası Değerleme Standartları Konseyi (International Valuation Standards Council – IVSC) olmak üzere birçok meslek örgütüne üyelik yaparken, birçok Avrupa üniversitesi ile işbirliği anlaşması (Royal Agricultural University School of Real Estate and Land Management (UK), Regensburg University Department of Real Estate Management (Germany), Dresden Techinical University Department of Real Estate Management (Germany), Leibiz Institute (Germany), Financial University (Russian Federation) gerçekleştirdi. Ayrıca Fakültenin Lisans ve lisansüstü öğrenci değişimi ile akademik personel değişimi çalışmaları sürdürülüyor. Bu çalışmaların iki İtalyan Üniversitesi ve bir Çin Devlet Üniversitesi ile de sürdürülmesi ve özellikle üç dalda çift diploma programlarının açılması çalışmasına başlandı.

21.07.2016

Kaynak: haberyapi.com

AÜ'de gayrimenkul yüksek lisans ve doktora başvuruları için geri sayım

Ankara Üniversitesi’nda Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı tarafından verilecek Yüksek Lisans ve Doktora programı için yaz dönemi kayıtları 24 Temmuz’da sona erecek.

au-de-gayrimenkul-yuksek-lisans-ve-doktora-basvurulari-icin-geri-sayim-1469096272

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü tarafından verilen “Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı” gözetimindeki yüksek lisans ve doktora programları için yaz dönemi kayıtları 24 Temmuz 2016 Pazar günü tamamlanacak. Program, Lisanslı Değerleme UZmanları Kraliyet Kurumu tarafından akredite ediliyor.

Mezunlar lisanslı değerleme uzmanı olabilecek
Ulusal ve uluslararası alanda profesyonel ve sektörel ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak geliştirilen programdan mezun olan öğrenciler lisanslı değerleme uzmanı olarak çalışmalarını sürdürebilecek.Mezunlara geniş çalışma olanaklarının sunulduğu program sonrasında şahıslar yerel yönetimler başta olmak üzere, banka, finans kurumları, kamu kurumları, inşaat, emlak ve toplu konut idaresi, yenileme ve koruma şirketleri bünyesinde istihdam edilebilecekler.

RICS tarafından akredite ediliyor
Dünyanın gayrimenkul, yapım yönetimi, ölçme, inşaat ve değerleme alanlarındaki en önemli kurumlarından biri olan Lisanslı Değerleme Uzmanları Kraliyet Kurumu-RICS tarafından akredite edilen program, mezunları için başlı başına bir marka değeri anlamına geliyor. Yeni
düzenlemelerle birlikte RICS üyeliği gerek Türkiye gerekse dünyanın 180 ülkesinde başka herhangi bir belgeye gerek kalmadan, konut, kırsal, ticari, işletme ve varlık alanlarında, lisanslı değerleme uzmanı olarak çalışılabilmesine olanak tanıyacak.

Lisans eğitimine giriş koşulları
A.Ü. Uygulamalı Bilimler Fakültesi bölümü bünyesinde verilecek Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü’nün I. ve II. öğretim programlarına toplam 80 Türk uyruklu öğrenci, ve yüzde 15 oranında da yabancı uyruklu öğrencinin alımı gerçekleştirilecek. Bölüme LYS’de TM 3 Puan türü ile öğrenci alınacak.

21.07.2016

Kaynak: Emlak webtv

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi 2016-2017 döneminde ilk öğrencilerini alıyor
Ankara Üniversitesi’nin 16. Fakültesi olan Uygulamalı Bilimler Fakültesi 2016-2017 döneminde eğitime başlıyor.

ankara-universitesi-uygulamali-bilimler-fakultesi-2016-2017-doneminde-ilk-ogrencilerini-aliyor-7269317

Cumhuriyetin ilk yükseköğretim kurumu olarak 1946 yılında kurulan Ankara Üniversitesi’nin 16. Fakültesi olarak 14 Ağustos 2014 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile Uygulamalı Bilimler Fakültesi kurulmuştur. Ankara Üniversitesi’ne bağlı Fakülte, Enstitüsü ve Yüksekokullarda 1930’lu yıllarda başlayan “gayrimenkul değerleme, gayrimenkul hukuku, arazi geliştirme, arazi yönetimi ve koruma, arazi ekonomisi, şehircilik ve kent bilimleri, yerel yönetimler, sigortacılık, aktüerya, ulaştırma ve uluslararası ticaret” gibi alanlardaki bilgi birikimi, yeni bir fakülte çatısı altında toplanarak bilim dünyası ve topluma nitelikli bireylerin kazandırılması hedeflenmiştir. Fakülte Lisans Programları; gençlere hızlı çözümler üretebilme, alanında öncü, teorik ve uygulamalı eğitim ile mesleki bilgi ve beceri geliştirme ve iş başında eğitim olanağı sunmaktadır. Mezunların dünyanın her yerinde kolayca iş bulabilecek niteliklere sahip olabilmesi için lisans ve lisansüstü eğitim-öğretim programları hazırlanmış ve programların uluslararası akreditasyonu çalışmalarına yürütülmektedir.

Türkiye’de Devlet Üniversitelerinde Kurulan İlk ve Tek Bölüm
•Geleceğin Gözde Mesleği
•Kamu ve Özel Sektörde Kolay İş Bulma İmkanı
•Değişim Programları ile Avrupa’da Eğitim Olanağı
•TM 1 Puanı ile İlk Defa 2016 – 2017 Eğitim Öğretim Döneminde Lisans Bölümüne Öğrenci Alımı
•Birinci Öğretim ve İkinci Öğretim Progragramı Seçeneği
•Birinci Öğretimde 40 ve İkinci Öğretimde 40 Olmak Üzere Toplam 80 Öğrenci Kontenjanı
•Sıralamada İlk 30.000’e Giren ve Bölümü Tercih Eden Öğrencilere Burs İmkanı

fft16_mf7268791

İSTİHDAM ALANLARI

•Yurtiçi ve Yurtdışı Gayrimenkul ve İnşaat Şirketleri
•Bankalar ve Finans Kurumları
•Gayrimenkul ve Emlak Müşavirlik Ofisleri
•Planlama ve Proje Şirketleri
•Gayrimenkul ve Varlık Değerleme Şirketleri
•Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO)
•Arazi ve Arsa Geliştirme Şirketleri
•Gayrimenkul Proje Geliştirme ve Proje Yönetimi Şirketleri
•Varlık Yönetimi Şirketleri
•Bağımsız Değerleme Ofisleri ve Bilirkişilik Müesseseleri
•Milli Emlak Genel Müdürlüğü
•Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü
•Gelir İdaresi Başkanlığı
•Toplu Konut İdaresi Başkanlığı
•Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
•Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
•Kamu İktisadi Teşebbüsleri
•Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
•Belediyelerin Emlak ve İstimlak, İmar ve Şehircilik ve Mali İşler Müdürlükleri
•Kamu Kurumlarının İnşaat, Emlak, Proje ve Kamulaştırma Müdürlükleri

Fakültenin Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü ile Sigortacılık ve Aktüerya Bilimleri Bölümü’nün öncelikle lisans ve lisansüstü düzeylerde eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerine başlaması planlanmıştır. Üniversitenin Fen Bilimleri Enstitüsü’nde 2 Şubat 2007 tarihinde kurulan ve Uluslararası Değerleme Standartları Konseyi (IVSC)’ne üye olarak kabul edilen, eğitim programlarının mesleki akreditasyonunun ise Değerleme Uzmanları Kraliyet Kurumu (RICS) tarafından yapıldığı Taşınmaz Geliştirme (Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi) Anabilim Dalı’nın oluşturduğu Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü’ne ilk defa 2016-2017 eğitim-öğretim yılında öğrenci alınacaktır. Bölümlerin tecrübeli ve deneyimli kadrosu ile 2016-2017 eğitim öğretim yılından itibaren eğitim vermeye başlayacak olan Fakülte, büyük Önder Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolunda hem gençlere marka değeri yüksek diploma ve mesleki beceri kazandırılması, hem de toplumsal ve ekonomik gelişmeye katkı yapacak eğitim ve araştırma projelerinin geliştirilmesi ve uygulanmasına hizmet edecektir.

fft16_mf7268952

29.06.2016

Kaynak: Milliyet Haber

Trabzon Akyazı'ya raylı sistem geliyor!

Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı yüksek lisans ve doktora öğrencilerine Trabzon’da yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi verdi.

Trabzon Büyükşehir Belediyesi çalışmalarını içeren sunumu slayt eşliğinde katılımcılara anlatan Başkan Gümrükçüoğlu dersten önce Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş’i ziyaret ederek bir süre görüştü. Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve aynı zamanda bölüm yüksek lisans son sınıf öğrencisi Mustafa Akkaya, öğretim üyeleri Prof. Dr. Türkay Tüdeş, Prof. Dr. Ruşen Keleş, Prof. Dr. Metin Arslan, Prof. Dr. Recep Kılıç, Doç. Dr. Şule Tüdeş, Doç. Dr. Arzuhan Burcu Gültekin, Yrd. Doç. Dr. Yeşim Aliefendioğlu, Yrd. Doç. Dr. Erol Demir ve Dr. Enis Yeter ile öğrenciler katıldı.

 

Kaynak: http://emlakkulisi.com/trabzon-akyaziya-rayli-sistem-geliyor/470773

29.05.2016

1.Uluslararası Karadeniz İşletmecilik Sempozyumu Yapıldı

Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen “1.Uluslararası Karadeniz İşletmecilik Sempozyumu”, 16-18 Mayıs 2016 tarihlerinde yapılan oturumlarla gerçekleştirildi.

kapak

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’mızın okunmasının ardından Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selçuk DUMAN, işletmeciliğin farklı alanlarında araştırmalar yapan akademisyenleri bir araya getirerek, yeni araştırma ve fikirlerin ortaya çıkmasını amaçladıklarını belirttiği açılış konuşmasını yaptı. Rektör Danışmanı Doç. Dr. Nazım ELMAS’ın, böylesi bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan üniversite olarak memnuniyet duyduğunu ifade ettiği sözlerinin ardından Prof. RNDR. Ivan MEZNİK (Brno University of Technology) ve Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ (Ankara Ünv.) ve Prof. Dr. Selçuk ÖĞÜT (Selçuk Ünv.) birer konuşma yaptı.

3

Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikaları Genel Müdürlüğü’nden ekonomist Dr. Ahmet Ali TAŞKIN’ın açılış bildirisinin ardından program oturumlarla devam etti.

Öğleden sonra gerçekleşen oturumlarda; Hoca Ahmet Yesevi Amfisinde Prof. Dr. Deniz BÖRÜ’nün oturum başkanlığında;,Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ “REAL ESTATE MANAGEMENT IN TURKEY AND THE WORLD”, Doç. Dr. Durmuş Çağrı YILDIRIM ve Yrd. Doç. Dr. Korhan ARUN “EFFECTS OF FOREIGN DIRECT INVESTMENT ON INNOVATION”,,Öğr. Gör. Uğur DEMİRAL ve Öğr. Gör. Abdullah KAYA “KOBİ GİRİŞİMCİLİĞİNDE TEŞVİKLERİN ETKİSİ: KOSGEB ÖRNEĞİ”
Prof. Dr. Adem ÖĞÜT’ün oturum başkanlığında; Doç.Dr.Hatice EROL, Doç.Dr. Abdullah ÖZDEMİR “KAMU SAĞLIK İŞLETMELERİNDE ALT İŞVEREN UYGULAMALARININ ÇALIŞANLAR AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ”, Yrd.Doç.Dr.Funda ÇONDUR, Doç.Dr.Necmiye Cömertler ŞİMŞİR “TÜRKİYE’DE BANKACILIK SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM”, Yrd. Doç. Dr. Sumru KALELİ “ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞ SONRASI TÜRK SİYASETİNE YÖN VEREN LİDERLERE ÇAĞDAŞ LİDERLİK YAKLAŞIMLARI ÇERÇEVESİNDE BİR BAKIŞ”, Yrd.Doç.Dr.Emre İŞÇİ, Doç.Dr.Fatma Ayanoğlu ŞİŞMAN ve Tuğba UZUN “ETİK İKLİMİN ÇALIŞMA YAŞAM KALİTESİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: SAĞLIK ÇALIŞANLARI ÖRNEĞİ”,
Doç. Dr. Hayrettin ZENGİN’in oturum başkanlığında; Yrd.Doç.Dr.Yunus ZENGİN, Öğr.Gör. Uğur ÇAPIK “GİRİŞİMCİLİK BECERİLERİ: TRA2 BÖLGESİNDEKİ GİRİŞİMCİLERİN GİRİŞİMCİLİK BECERİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASINA YÖNELİK BİR UYGULAMA”, Yrd.Doç.Dr. Süleyman ÇAKIR “PERFORMANS ÖLÇÜMÜNDE KRİTER AĞIRLIKLANDIRMA İÇİN HEDEF PROGRAMLAMA YAKLAŞIMI”, Doç.Dr.Fatma Ayanoğlu ŞİŞMAN, Yrd.Doç.Dr.Emre İŞÇİ “İŞ VE YAŞAM DOYUMU İLİŞKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: SAĞLIK ÇALIŞANLARI ÖRNEĞİ”, Öğr.Gör. Mehmet TAŞDELEN, Yrd.Doç.Dr. Fatma ÇAKIR ve Yrd.Doç.Dr. Mesut ÇAKIR “ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARINDA DIŞ HALKLA İLİŞKİLER FAALİYETLERİNİN HASTA MEMNUNİYETİ ÜZERİNE ETKİSİ”,
Prof. Dr. Remzi ALTUNIŞIK’ın oturum başkanlığında; Yrd. Doç. Dr. Kazım MERT “SOSYAL ZORUNLULUKTAN SOSYAL SORUMLULUĞA KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK FAALİYETLERİ İŞLETMELER İÇİN BİR MODA MI? ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA”, Öğr. Gör. Mehmet KABACIK “TURİZM SEKTÖRÜNDE NİŞ PAZARLAMA UYGULAMALARI”, Doç. Dr. Yeter DEMİR USLU, Aydan YAVUZ “RELIGIOUS TOURISM IN THE DISTRICT OF BLACK SEA: POTENTIAL OF GİRESUN CITY”, Prof. Dr. Enver AYDOĞAN, Öğr. Gör. Abdullah SANDUK “DİNİ HUKUKUNUN OSMANLI EKONOMİSİNE ETKİSİ: BERAT SİSTEMİ VE TAHKİM İLİŞKİSİ-ÇATIŞMA YÖNETİMİNE MODERN BİR BAKIŞ”,
Prof.Dr. Yonca GÜROL’un oturum başkanlığında; Prof. Dr. Seyfettin ERDOĞAN, Doç. Dr. Ayfer GEDİKLİ ve Doç. Dr. Durmuş Çağrı YILDIRIM “HEMŞEHRİ DERNEKLERİ VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ GÖZÜYLE KENTLİLİK BİLİNCİ VE KENTSEL DÖNÜŞÜM: KOCAELİ ÖRNEĞİ”, Yrd.Doç.Dr. Hasan UZUN, Yrd.Doç.Dr. Özcan DEMİR “AR-GE ve İNOVASYONDA KADIN; (TEKNOPARKLAR ÖRNEĞİ)”, Yrd. Doç. Dr. Ali ACARAY “KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNE GÖRE ÖRGÜTSEL SİNİZM TUTUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ”,
Yunus Emre Amfisinde Prof. Dr. Bayram KAYA’nın oturum başkanlığında Doç.Dr. Abdullah ÖZDEMİR, Öğr. Gör. Erkan DENDEŞ ve Öğr. Gör. Mümin ESER “YÖRESEL ÜRÜNLERİN PAZARLANMASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: KARACASU ÇÖMLEK ÜRETİCİLERİ ÖRNEĞİ”, Öğr. Gör. Coşkun CENGİZ, Prof. Dr. Remzi ALTUNIŞIK “BİR SOSYALLEŞME, FİNANSMAN VE PAZARLAMA ARACI OLARAK GÜN YAPMA (ALTIN GÜNÜ) OLGUSU ÜZERİNE NİTEL BİR ARAŞTIRMA”, Doç.Dr. Sabiha KILIÇ, Doç.Dr. Deniz AYTAÇ “MARKA SADAKATİ DÜZEYİNE GÖRE İRRASYONEL TÜKETİCİ DAVRANIŞLARININ NÖROGÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİYLE İNCELENMESİ: iPhone Marka Cep Telefonu Örneği”, Prof.Dr. Sima NART, Öğr. Gör. Abdülkadir ÖZTÜRK, Eda KUTLU “MATERYALİZM VE PLANSIZ SATINA ALMA DAVRANIŞINDA MODA GİYİM İLGİLENİMİNİN ARACILIK ROLÜ”,
Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ’in oturum başkanlığında; Arş. Gör. Hasan TERZİ, Prof. Dr. Remzi ALTUNIŞIK “POSTMODERN ÇAĞDA MÜSLÜMAN TÜKETİCİLERİN GÖSTERİŞÇİ TÜKETİM DAVRANIŞLARI: TÜRKİYE, KATAR ve ENDONEZYA ÖZELİNDE KARŞILAŞTIRMALI BİR ÇALIŞMA”, Dr. Güven PADO, Yrd. Doç Dr. Oben Ürü SANI “MÜŞTERİ KAVRAMINA YENİ BİR BAKIŞ AÇISI ”LEAD USER-LİDER KULLANICLAR”, Öğr. Gör. Yavuz Kağan YASIM, Yrd. Doç. Dr. Kadir AKSAY “YÖNETİCİYE DUYULAN GÜVEN VE KİŞİ – ÖRGÜT UYUMUNUN İŞ TATMİNİ ÜZERİNE ETKİSİNİN KAMU ÇALIŞANLARI ÖRNEĞİNDE İNCELENMESİ”, Doç. Dr. Mustafa KIRLI, Öğr. Gör Yunus PURTAŞ “TÜRKİYE’DE TARIM İŞLETMELERİNİN FAALİYET ORTAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ: 2005-2015 DÖNEMİ”,
Prof. Dr. Reyhan Ayşen WOLFF’un oturum başkanlığında; Yrd. Doç. Dr. Yeşim ALİEFENDİOĞLU “KAMU ARAZİLERİNİN YATIRIM TEŞVİK ARACI OLARAK KULLANIMI VE BÖLGESEL KALKINMA İLİŞKİLERİ”, Yrd. Doç. Dr. Erol DEMİR “MUHASEBE STANDARTLARI (TMFS/TFRS) VE TÜRKİYE UYGULAMALARI TMS -11 ÖRNEĞİ”, Öğr. Gör. Muhammet ÇANKAYA, Okt. Emre YAMANER “EKONOMİK GÖSTERGELERİN BIST 100 ENDEKSİ İLE İLİŞKİSİ”, Doç. Dr. Mustafa KIRLI, Yrd. Doç. Dr. Sibel AYBARÇ BURSALIOĞLU “KARBON EMİSYON MUHASEBESİ VE BİR UYGULAMA”,

1
Prof. Dr. Bayram KAYA’nın oturum başkanlığında; Doç. Dr. DURMUŞ, Çağrı YILDIRIM, Doç. Dr. Seda YILDIRIM ve Selen ÇOLTU “INVESTIGATING EDUCATION FACTOR FOR WOMEN IN BUSINESS LIFE IN THE CONTEXT OF EQUALITY OF OPPORTUNİTY”, Yrd. Doç. Dr. Gökben BAYRAMOĞLU ve Muhammed BELLEK “WOMEN AS HIDDEN POWER IN FAMILY-OWNED BUSINESSES”, Yrd. Doç. Dr. İlkben AKANSEL “WHY NEO-LIBERALISM NEEDS PROPERTY RIGHTS?”, Doç.Dr.Ali İhsan AKGÜN ve Prof.Dr.Famil ŞAMİLOĞLU “ENTELEKTÜEL SERMAYENİN ORAN ANALİZİ ve İŞLETME PERFORMANSINA ETKİSİ: BIST ÖRNEĞİ” sunumlar gerçekleştirdiler.
Günün son oturumunda; Doç. Dr. Deniz AYTAÇ’ın oturum başkanlığında Doç. Dr. Selçuk BALI ve Mesut SÜMER “ENERJİDE YÜKSELEN GÜÇ: TÜRKİYE ve TRANS ANADOLU (Anadolu Geçişli) DOĞALGAZ BORU HATTI PROJESİ (TANAP)”, Doç. Dr. Yeter DEMİR USLU, Arş. Gör. Arda ÖZKAN “TÜRKİYE’NİN YEŞİL ENERJİ POTANSİYELİ”, Doç. Dr. D. Çağrı YILDIRIM ve Yrd. Doç. Dr. Işıl DEMİRTAŞ “ENERJİDE DIŞA BAĞIMLI ÜLKELERDE ENERJİ BAĞIMLILIĞI HASILA İLİŞKİSİ” başlıklı sunumlar gerçekleştirildi.

Sempozyumun ikinci gün programı da aynı yoğunlukla devam etti. Eş zamanlı olarak iki salonda gerçekleştirilen oturumlarda Hoca Ahmet Yesevi Amfisinde Doç. Dr. Sabiha KILIÇ’ın oturum başkanlığında; Arş. Gör. Ufuk PALA “PAZARLAMADA YENİ BİR BOYUT OLAN PAZARLAMAMA (DEMARKETİNG) ETKİLİ MİDİR?”, Abdullah BERAM “ORMAN ÜRÜNLERİ PAZARLAMASINDA DARALAN RUSYA PAZARINA YÖNELİK BİR ÇALIŞMA”, Yrd. Doç. Dr. Arzu DENİZ ve Yrd. Doç. Dr. Leyla ÖNDER “MARKA AŞKINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER ARASINDAKİ İLİŞKİLER: GİRESUN İLİNDE BİR UYGULAMA”, Yrd. Doç. Dr. Duygu FIRAT “ETNOSENTRİZM İLE TÜRK ÜRÜNLERİ SATIN ALMA NİYETİ ARASINDAKİ İLİŞKİ”,
Prof. Dr. Gönen DÜNDAR’ın oturum başkanlığında; Doç. Dr. Kurtuluş Yılmaz GENÇ “ÜNİVERSİTELERİN SOSYAL VE EKONOMİK KATKILARININ ALGILANMASI: GİRESUN ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNDE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA”, Şenol TAYAN ve Ayhan YALÇIN “GÜVENLİK HİZMETİ SUNAN JANDARMANIN KURUMSAL İTİBARINA KATKI SAĞLAYACAK ÖRNEK UYGULAMALAR”, Yrd. Doç. Dr. Cemile BAHTİYAR KARADENİZ ve Yrd. Doç. Dr. Emek Aslı CİNEL “ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN KENT EKONOMİSİNE KATKILARI VE HARCAMA EĞİLİMLERİ (ORDU VE GİRESUN ÖRNEĞİ)”, Öğr. Gör. Arzu KURŞUN ve Doç. Dr. İsmail SEVİNÇ “SAĞLIK ÇALIŞANLARININ BİLGİ PAYLAŞMA DAVRANIŞININ İNCELENMESİ: KONYA ÖRNEĞİ”,
Prof. Dr. Erol EĞRİOĞLU’nun oturum başkanlığında; Öğr.Gör. Ömer Tuğsal DORUK “NET KREDİ HACMİ VE ÖZEL SEKTÖR YATIRIMLARI İLİŞKİSİ: TÜRKİYE İÇİN AMPİRİK BİR İNCELEME”, Doç. Dr. Yeter DEMİR USLU ve Erman KEDİKLİ “İNOVASYON VE YARATICILIK FAALİYETLERİNİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN ÇALIŞMA ORTAMLARININ GELİŞTİRİLMESİ VE KUŞAKLARIN ÖNEMİ: Y KUŞAĞI EKSENİNDE BİR ARAŞTIRMA”, Doç. Dr. Şaban ESEN ve N.Gizem GÜRSOY “ULUSLARARASI ŞİRKETLERDE ÜST DÜZEY YÖNETİCİ SAĞLAMA POLİTİKALARI: TÜRKİYE’DE FAALİYET GÖSTEREN 150 ŞİRKET ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA”, Prof. Dr. Adem ÖĞÜT ve Okt. Turgut Emre AKYAZI “THE ROLE OF EMOTIONAL INTELLIGENCE IN THE RELATIONSHIP BETWEEN UNIVERSITY STUDENTS’ INDIVIDUAL CREATIVITY AND PSYCHOLOGICAL RESILIENCE LEVELS”
Doç.Dr. Ali İhsan AKGÜN’ün oturum başkanlığında; Yrd. Doç. Dr. Duygu ARSLANTÜRK ÇÖLLÜ ve Yrd. Doç. Dr. Uğur SEVİM “ARGE HARCAMALARI VE İŞLETME PERFORMANSI İLİŞKİSİ: BİST ÖRNEĞİ”, Prof. Dr. Erol EĞRİOĞLU, Doç. Dr. Ufuk YOLCU, Yrd. Doç. Dr. Özge Cagcag YOLCU ve Yrd. Doç. Dr. Eren BAS “A NEW DYNAMIC WEIGHT NEURAL NETWORK FOR BIST 100 MODELLING”, Doç. Dr. Yeter Demir USLU, Hanife TÜRKMENOĞLU “YENİLENEBİLİR ENERJİ BAĞLAMINDA KOBİ’LERİN ÇEVRE DUYARLILIĞI”, Yrd. Doç. Dr. M. Esra ATUKALP “TÜRK BANKACILIK SİSTEMİNDE KREDİ VE MEVDUATIN COĞRAFİ DAĞILIMI” başlıklı sunumlar gerçekleştirildi.
Eş zamanlı olarak Yunus Emre Amfisinde gerçekleştirilen oturumlarda; Doç. Dr. Yeter DEMİR USLU’nun oturum başkanlığında; Öğr. Gör. Alirıza AĞ ve Öğr. Gör. Murat KIZIL “ÇEVRESEL SORUNLARIN ÖNLENMESİNDE ÇEVRE MUHASEBESİ VE ÇEVRESEL VERGİLERİN ROLÜ: TÜRKİYE VE OECD ÜLKELERİ KARŞILAŞTIRMASI”, Öğr. Gör. Erkan DENDEŞ “TÜRKİYE’DE MUHASEBE MESLEĞİNDE ETİĞİN ÖNEMİ”, Yrd.Doç.Dr. Özcan DEMİR, Yrd.Doç.Dr. Hasan UZUN “BAĞIMSIZ MUHASEBE ÇALIŞANLARI NIN MESLEK ETİĞİNE BAKIŞ TARZININ İNCELENMESİ: ELAZIĞ VE MALATYA İLLERİNDE YAPILAN BİR ÇALIŞMA”, Öğr.Gör.Rabia KÖSEOĞLU ve Doç.Dr.Halis DEMİR “AMAÇ YÖNELİMİ, AMAÇ İKLİMİ VE TÜKENMİŞLİK ARASINDAKİ İLİŞKİLER”,
Prof. Dr. Reyhan Ayşen WOLFF’un oturum başkanlığında; Yrd. Doç. Dr. Eren BAS, Prof. Dr. Erol EĞRİOĞLU, Yrd. Doç. Dr. Özge Cagcag YOLCU, Doç. Dr. Ufuk YOLCU “A HYBRID APPROACH FOR ROBUST TRAINING OF SINGLE MULTIPLICATIVE NEURON MODEL ARTIFICIAL NEURAL NETWORKS”, Yrd. Doç. Dr. Selma KARABAŞ, Prof. Dr. Osman KARKACIER ve Duygu UYSAL “KURUMSAL KAYNAK PLANLAMASININ İŞLETME PERFORMANS DEĞERLERİ ÜZERİNE ETKİSİ: ALAN ARAŞTIRMASI”, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ozan CİNEL, Dr. Hamza KANDEMİR, Doç. Dr. Kürşad ÖZDAŞLI “KAMU BANKLARININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLARININ NİTEL ARAŞTIRMA YÖNTEMİNE GÖRE İÇERİK ANALİZİ”, Prof. Dr. Gönen DÜNDAR ve Selda HATAY “EĞİTİM GELİŞTİRME İŞLEVİNİN PERFORMANS YÖNETİMİ SİSTEMİ AÇISINDAN ÖNEMİ VE BİR ARAŞTIRMA”,
Doç. Dr. Kurtuluş Yılmaz GENÇ’in oturum başkanlığında; Yrd. Doç. Dr. Kalender Özcan ATILGAN, Sibel DOĞAN ve Sibel KÜÇÜKGÜZEL “ÇEVRİMİÇİ (ONLINE) TÜKETİCİ DAVRANIŞINA KALAN ZAMAN VE FİYAT İNDİRİMLERİNİN ETKİSİNİN İNCELENMESİ”, Öğr. Gör. Dr. Salih MEMİŞ “TEKNOLOJİK PAZARLAMA VE PAZARLAMADA UYGULANMASINA YÖNELİK BAZI ÖRNEKLER”, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Cemil ÖZDEN “TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE KARİYER MERKEZLERİNİN ORGANİZASYONU VE FAALİYETLERİ”, Yrd. Doç. Dr. Volkan ÖZBEK ve Öğr. Gör. Ayşegül YILDIRIM KUTBAY “MATERYALİST EĞİLİMLERİN FİNANSAL İYİ OLMA HALİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA” başlıklı sunumlar gerçekleştirildi. Sempozyum, 3. gün düzenlenen gezi ile sona erdi.

2
16.05.2016
Kaynak: http://www.giresun.edu.tr/tr/haberler/1uluslararasi-karadeniz-isletmecilik-sempozyumu-yapildi

Başkan Gümrükçüoğlu Ankara Üniversitesinde Ders Verdi

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı yüksek lisans ve doktora öğrencilerine ders verdi. Ankara Beşevler’deki Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı kampüsündeki derste Büyükşehir Belediye Yönetimleri, Trabzon Büyükşehir Belediye Örneği” ele alındı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi çalışmalarını içeren sunumu slayt eşliğinde katılımcılara anlatan Başkan Gümrükçüoğlu dersten önce Ankara Üniversitesi Rektörü  Prof.Dr. Erkan İbiş’i ziyaret ederek bir süre görüştü.Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve aynı zamanda bölüm yüksek lisans son sınıf öğrencisi Mustafa Akkaya, öğretim üyeleri Prof. Dr. Türkay Tüdeş, Prof. Dr. Ruşen Keleş, Prof. Dr. Metin Arslan, Prof. Dr. Recep Kılıç, Doç. Dr. Şule Tüdeş, Doç. Dr. Arzuhan Burcu Gültekin, Yrd. Doç. Dr. Yeşim Aliefendioğlu,  Yrd. Doç. Dr. Erol Demir ve Dr. Enis Yeter ile öğrenciler katıldı. Gümrükçüoğlu’nu ikinci kez ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, ‘Başkanımız ilk Trabzon Belediyesi iken buraya gelmişti, şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı olarak geldi. Dileriz bir dahakine Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak gelir. Biz burada ne müdürler, başkanlar ağırlardık, birçok bakan ve yetkili isim bu kürsüden geçti. Sizlere de uğur getirir İnşallah’ dedi. Trabzon insanının tez canlı ve çok çalışkan olduğunu ifade eden Gümrükçüoğlu Müsteşarlığı döneminde ilaç fiyatlarını nasıl düşürdüğü konusundaki iltifatlar üzerine ‘Biz hizmet ederken birinci vazife olarak toplum yararını gözetiriz. Bizim için firmalar, şirketler, kişiler değil, toplumun tümü önemlidir. Eğer bir hizmet özellikle bakanlık gibi, belediyecilik gibi müesseselerde toplumumun tümüne hitap etmiyorsa o tartışılır. İşte bizde bakanlıkta olduğu gibi belediyecilikte de bir kişiye yarayacak hizmetleri değil toplum yararını gözeten, herkesin yararlanabileceği hizmetleri ilk planda hayata geçiriyoruz’ ifadelerini kullandı. Şehri geleceğe taşımak için birçok büyük proje yaptıklarını kaydeden Başkan Gümrükçüoğlu, Trabzon’un kentsel dönüşümlerde Türkiye örneği olduğunu söyledi.

Ayasofya, Zağnos, Tabakhane ve Çömlekçi kentsel dönüşüm projelerinin şehrin çehresini değiştirmeye başladığın kaydeden Başkan Gümrükçüoğlu, bu projelerle kente yeni yaşam alanları kazandırdıklarını ifade etti. Trabzon’da yaptıkları diğer çalışmalar hakkında da bilgi sunumunda bulunan Başkan Gümrükçüoğlu, yapımına başlanan ve devam eden altyapı projeleri, meydan düzenlemeleri, yol çalışmaları ile Trabzon’u geleceğe hazırladıklarını söyledi. Başkan Gümrükçüoğlu, yapımları devam eden Kanuni Bulvarı, Erdoğdu yolu, Uğurlu-Karşıyaka yolu, Gülcemal Sahil Dolgu Projesi, Trabzon Botanik, Akyazı Spor Kompleksi ve diğer projelerin tamamlanması ile Trabzon’un cazibe merkezi haline geleceğini ifade etti.

 ÖNCE DUYGULANDIRDI SONRA KAHKAHAYA BOĞDU

Konuşması esnasında Türkiye’de ilk olimpiyat adı altında organizasyonun 49 ülke gençlerinin katılımı ile Trabzon’da Avrupa Gençlik Olimpik Oyunları adı altında yapıldığını belirten Gümrükçüoğlu, Finlandiya’nın Tampere kentinden olimpiyat bayrağını teslim aldığı günü anlatırken ‘O gün Türkiye’mizin ilk olimpiyat organizasyonunun yapacağımız hissini yaşamak, olimpiyat bayrağını teslim almak, hayatımda en çok duygulandığım, ülkem adına gözlerimin dolduğu, ağladığım anlardan bir tanesi idi.  Trabzon olarak biz bu ilki Trabzon’da gerçekleştirdik. Trabzon Türkiye’nin en temiz ili seçildi. Trabzon Türkiye’nin en yaşanılabilir ili seçildi. Biz güzel şeyler yaptık, ama marifet bizde değildir, marifet bizlere bu görevi layık gören bizlere hizmet etme imkanı veren Trabzon halkının ta kendisindedir. Eğer onlar olmasaydı, onlar bize bu onurlu görevi bahşetmeseydi biz ne yapabilirdik ki’ dedi.

Trabzon’un en değerli yerlerinden bir tanesi de yine Türkiye’nin en geniş kapsamlı hayvan barınağını yaptıklarını anlatırken espri yapmayı da ihmal etmeyen Başkan Gümrükçüoğlu ‘Hayvanlarımıza barınak yaptığımız yeri ziyarete gittiğimde araziyi ve konumunu gördüm. Çok güzel bir yere yapıyoruz bu yatırımı, orada çalışan arkadaşlara dedim ki şuracıkta bir evde bize yapın, böyle güzel arazi olur mu? diye takıldım’ deyince salon kahkahaya boğuldu.

 TRABZONSPOR VE YAŞANAN OLAYLAR

Toplantının soru cevap kısmında gelen bir soru üzerine Trabzonspor’un 2010-2011 kupasının emek hırsızları tarafından gasp edildiğini ifade eden Gümrükçüoğlu “Benim derdim kupa değil, ne yapayım o teneke parçasını, Platini Türkiye’ye gelmiş mi, Fenerbahçe yerine neden Şampiyonlar Ligine Trabzonspor gitti. Çünkü Fenerbahçe’nin hırsızlık yaptığını tescilledi. Çünkü bu belgelidir. Çünkü suçüstü yakalanmışlardır.  Ve Fenerbahçe cezalandırılarak Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmemiştir. O zaman ceza alan bir takım suçludur, şike yapmıştır, şampiyon Trabzonspor’dur. Ve Platini de gereğini yaparak hak edeni gerçek şampiyonu şampiyonlar ligine göndermiştir. Yani Platini bu konuda gereğini yapmıştır.

Bakınız Trabzon’da yaşanan olayların hiçbirini tasvip etmiyorum Futbol bir oyundur. Neden bir oyun yüzünden biri diğerine dayak atsın böyle saçmalık olur mu? Ben ne yaptım, biz ne yaptık, 200’ü aşkın STK ile Trabzon holiganlığa şiddete teslim olmayacak dedik. Trabzon’dan dünyaya barış ve kardeşlik mesajı verdik. Hakemlerden ve spor kamuoyundan ‘Trabzon böyle bir şehir değildir, şiddet şehri değildir’ diyerek özür diledik. Bunu tüm Türkiye’ye anlatmaya devam edeceğiz. Anlayana kadar anlatacağız, şiddet ile değil güç birliği ile. Ben kışın soğunda evladımın buz gibi ellerini tutarak başındaki bordo mavi beresi ile maça gidiyorsam, o maçı yönetenlerin de iyi yönetmesi benim evladımın, benim şehrimin evlatlarının, benim taraftarlarımın hakkını yememesi, yedirmemesi gerekir. Ben isterim ki Trabzon’da gelsin Fenerbahçe formalı bu ülkemin evladı rahatça gezsin, ben isterim ki Fener maçına Trabzonspor taraftarı gitsin, taraftarlar kardeşçe maç izlesin. Futbolu ne hale getirdiler. Beşiktaş maçına Galatasaray taraftarı gidemiyor, Galatasaray maçına Fenerbahçe taraftarı gidemiyor. Aynı şehirde olan insanlar bile kendi takımlarının maçını izlemekten mahrum bırakılıyor. Bu iş böyle olmaz. Ben Urfa’da üç Fenerbahçe formalı kardeşimizi aldım. Onlara Trabzon’u, Trabzonspor’u anlattım, haklı mücadelemizi anlattım. Çok memnun oldular. Ama holiganlıkla, kavga ile bu iş olmaz. Böyle futbol, böyle spor istemiyorum” ifadelerini kullandı.

200 MİLYON BORÇLAN KOY YOLA GİT

Türkiye’de futbolda bazı şeylerin değişmesi gerektiğini de belirten Gümrükçüoğlu, “Böyle bir sistem olamaz. Siz dernek adı altında koca spor kulübüne başkan oluyorsunuz, 50 milyon borcu 250 milyona çıkarıyorsunuz, kendinizi genel kurulda ibra ettirince koyup yola gidiyorsunuz. Böyle olur mu? Kim ödeyecek o borcu. Dernekçilik kılıfına uydurarak 200 milyon borcu yapana bir şey diyemiyorsunuz. Chelsea takımını alan işadamına soruyorlar, sen futbol ile para mı kazanacaksın. ‘Evet’ diyor ama Türkiye gibi değil. ‘Mali müşavirimizle, vergimizi ödeyerek, takımı borçlandırarak değil, güçlendirerek, futbolcu yetiştirip satarak,  mali gücünü arttırarak diyor!’ Ama Türkiye’de ne yazık ki bu iş kara paraya döndü, ne yazık ki bu iş menajer oyunlarına döndü. Dilerim bu düzelir. Kimsenin bizim evlatlarımızın umutlarını çalmaya hakkı yoktur’ dedi.

HOCALARIN HOCASINA PLAKET

Seminerin sonunda hocaların hocası olarak anılan Trabzonlu Prof. Dr. Ruşen Keleşoğlu’na, KTÜ eski Rektörü ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Türkay Tüdeş’e ve Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Yönetimi ve Geliştirme Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş’e Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu tarafından Trabzon el sanatları hediye edildi. Ankara Üniversitesi Akademisyen kadrosu da Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Gümrükçüoğlu’na ziyaretlerinden ötürü güzel bir hediye taktim etti. Program fotoğraf çekiminin ardından son buldu.

DSC_9815 DSC_9847 DSC_9863 DSC_9878

28.05.2016

Kaynak: www.trabzon.bel.tr

Başkan Ataç Ankara Üniversitesi’nde Seminere Katıldı

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Ankara Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Türkiye’de Büyükşehir İlçe Belediyeleri: Yönetimleri, Sorunları ve Gelecek Öngörüleri” konulu bir seminere katıldı.

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı tarafından düzenlenen ve farklı sektörler ve kurumlardan konuklar ve akademisyenlerin ders verdiği “Gayrimenkul Sektör Seminerleri” kapsamında bir sunum gerçekleştirdi. “Türkiye’de Büyükşehir İlçe Belediyeleri: Yönetimleri, Sorunları ve Gelecek Öngörüleri” konulu seminerde Tepebaşı Belediyesi’nin çeşitli projelerini anlatan Başkan Ataç, akademisyenler ve öğrencilerden büyük ilgi gördü.

Seminerin açılışını, Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş yaptı. Tanrıvermiş burada, Ankara üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi hakkında bir sunum gerçekleştirdi.

Daha sonra Başkan Ataç, Tepebaşı Belediyesi’nin öne çıkan projelerini anlattı. Başta Fabrikalar Bölgesi, Kızılinler Projesi ve Akıllı Şehirler konusunda Avrupa Komisyonu’ndan alınan 5 Milyon Euro hibe olmak üzere, belediyenin çevreci ve insan odaklı projelerini aktaran Başkan Ataç’ın sunumu ilgiyle izlendi. Belediyenin temel hizmetlerinin yapmasının yanında insanların farklı beklentileri olduğunu kaydeden Başkan Ataç, “İnsanlar belediyecilik hizmetlerinden farklı şeyler bekliyor. İnsanlar sağlık hizmeti istiyor, sosyalleşme, sanat-kültür ve spor alanları istiyor. Bu önemli konu başlıkları vatandaşların daha iyi yaşayabilmelerini, mutlu olmalarını ve yüzlerinin gülmesini sağlıyor. Benim belediyecilik anlayışım da bu. Temel hizmetleri aksatmadan en iyi şekilde sunarken bu dört başlığı da en iyi şekilde yerine getirmeyi hedefliyoruz” dedi.

Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş ise, sunumdan sonra yaptığı konuşmada, “Farklı bir sunum izledik. İsabetli bir konuk davet ettiğimizi bir kez daha görmüş olduk. İlçe belediye başkanı olmak çok zor. Gelir ve kaynaklar büyük şehirlerde toplanıyor. Yerel hizmetlerin yerinden sunulması esastır. Ancak yapılan kanun hizmetlerin merkezden sunulmasını hedefliyor. Belediye başkanlarımız ne kadar iyi niyetli olursa olsun ekip ne kadar başarılı olursa olsun, şeffaf, hesap verebilir, açık ve en önemlisi eşitlikçi ve adil bir hizmet sunumuna alt yapı oluşturmak lazım. Başkanımızda sunumunda bunu vurguladı. Kendisine çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

16.04.2016

Kaynak: http://www.hedefhalk.com

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin SÖZLÜ Sektör Seminerlerinin Konuğu Oldu

Başkan Sözlü, “İnsanlar Yaşadıkları Şehirle Gurur Duymalı, Orada Mutlu Olmalı”

Türkiye’nin en tecrübeli belediye başkanları arasında yer alan Başkan Hüseyin SÖZLÜ, Ankara Üniversitesinde belediyeciliği anlattı.

Başkan Hüseyin Sözlü, Ankara Üniversitesinde doktora ve yüksek lisans öğrencileriyle, akademisyenlere konferans verdi.

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı tarafından düzenlenen Gayrimenkul Sektör Seminerleri kapsamında “Türkiye’de Büyükşehir Belediyeleri; Yönetimleri, Sorunları ve Gelecek Öngörüleri” konulu konferansın bu haftaki konuşmacısı Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü oldu.

Enstitünün Ankara’daki yerleşkesinde Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle, akademisyenlere hitap eden Başkan Hüseyin Sözlü, bir belediye başkanının sadece uygulamalarıyla değil, siyasi ahlakıyla da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Başkan Hüseyin Sözlü, 4 defa da Milliyetçi Hareket Partisi’nden seçildiğini hatırlatarak, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı seçilirken, partisinin şehirde 3. sırada olmasına rağmen, belediye başkanı olduğunu ifade etti. Halkın sevdiği insana oy verdiğini belirten Başkan Hüseyin Sözlü, “Zor olanı başarmak istiyorum. Görev süresi boyunca belediye başkanları insanları sevmeli, demokratik kültür açısından, çağdaş demokrasi açısından, kutuplaştırmamalı, kaynaştırmalı. Yaşadıkları şehrin hemşehrisi olmaktan insanlar gurur duymalı, kıvanç duymalı. Onlara o hazzı yaşatmalıyız. Şehrimize yaşamak için, yatırım için, gezmek için gelenler, bu ülkenin vatandaşı olarak oralarda iyi şeyler hissetmeli. Şehircilik bir milletin kültür ve medeniyet çıtasını göstermesi açısından en önemli veri, kriterdir. ‘Bizden öncesi hikayeleri’ belediye başkanlarının klasik anlayışıdır. Bizden öncekiler de bu milletin belediye başkanlarıdır. Yükü başka bir partiye atarsınız ama başka bir milletin üzerine atamazsınız” dedi.

POPÜLİST YAKLAŞIMLARDAN UZAK DURULMALI

Belediye başkanlarının 5 yıllık görev sürelerinin, şehirlerin ömürleriyle kıyaslandığında okyunasta damla bile olmadığını kaydeden Başkan Hüseyin Sözlü, “Onun için populist yaklaşımlardan uzak durup, siyasi baskıların altında ezilmeden, gerçekten şehrimiz için doğru kararlar vermeliyiz. Belediye başkanları şehirlerini ailenin namusu ve şerefi gibi korumak inancında ve azminde olmalı. Gelecekle ilgili planlamalar doğru yapılmalı. Taşınmaz geliştirme bilimi şehirlerimiz için çok önemli. Rantı yüksek yerlerde hep çılgın projeler yapılır. Kıkıkkale, Nevşehir; Ankara’nın yanında erir ama İstanbul 20 milyona çıkar. Ben bir belediye başkanı olarak 2 milyon 200 bin nüfuslu şehrimin daha fazla büyümesini istemiyorum. Kimseden rahatsız değiliz ama şehirlerimizi sağlıklaştırmalıyız, sağlıklı büyütmeliyiz. Ankara gibi, Adana gibi gelişen yerlerde sağlıklı yapıyı koruyabilirsek, o zaman bir şeyler yapmış oluruz” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN EN UZUN KÖPRÜSÜNÜ ADANA’YA YAPIYORUZ

Türkiye’nin en uzun köprüsünün temelinin Adana’da atıldığını kaydeden Başkan Hüseyin Sözlü, şöyle devam etti: “Bu uluslararası bir ağı birbirine bağlamıyor. Seyhan Barajı seti şu anda yol olarak kullanılıyor. Yasal değil, doğru değil, trafik sıkışıklığına neden oluyor. Orada Türkiye’nin en büyük hastanelerinden biri olan Balcalı Hastanesi var. Kredi Yurtlar Kurumu’nun kampüslerinden birisi orada. Son dönemde 3, 4 adet yeni adliye binası yapıldı. Adana’nın yeni Numune Hastanesi o bölgeye yapıldı. Adana’ya yeni bir şehir hastanesi, yine o bölgeye inşa edildi. Adana’da yeni bir üniversite için ayrılan kampüs o bölgede. Ucuz arazi bulunduğu için bir bölgede bu kadar yapının yoğunlaşması doğru değil. Fizikte, kimyada görürüz. Her şeyin birincil ve ikincil etkisi vardır. Üniversitenin birincil etkisi bir eğitim kurumu olmasıdır. Sosyal, kültürel misyonunu yerine getirir ama onu kurduğunuz yerde ikincil etki olarak bir çekim cazibe merkezi oluşur. Yeni bir şehir kurabilirsiniz. Hastaneler için de aynı tür etkiler vardır. Bölgede oluşacak trafik sıkıntısını belediye olarak, Türkiye’nin en uzun köprüsünü yaparak çözeceğiz. Biz kendi dönemimizdeki tek parçada en büyük yatırımı o sıkıntıyı çözmek için yapıyoruz. Şehirciliğin ahlakına, planına uygun, şehrin uzun ömrünü gözeterek uygun planlamayı Türkiye olarak yapmak ve bunu başarmak zorundayız.”

KUTUPLAŞTIRMADAN KAÇINMALIYIZ

Kentsel dönüşümle, afet riskli, ruhsatsız yapıların ortadan kaldırılması ve sosyal açıdan insan yaşamına uygun ortamlar sağlanmasının dışında, Cumhuriyet döneminde şehircilik açısından başaramadıklarımızın da hayata geçirilmesinin hedeflenmesi gerektiğini anlatan Başkan Hüseyin Sözlü, sözlerini şöyle tamamladı, “Herkes birbirine hürmet etmeli, saygı duymalı. Sıkıştığımız anda rakiplerimizi bertaraf etme noktasında, kutuplaşmaya yol açacak ifadelerden çekinmeliyiz. Kendi tarafımızı sıkı tutmak için iki kutuplu bir yapı oluşturmamalıyız. Birbirimizi severek ve kaynaştırarak siyasete hizmet etmeliyiz. Belediye başkanıysak gelecek dönemler için milletimizin üzerine yükleyeceğimiz yükün farkında olmalıyız. Onun için yanlış hesaplar yapmamalıyız. Elbette hukukun egemenliğine de inanmalıyız. Bu bağlamda çalıştığınızda yerel yönetimlerde ve kamuda insanlara iyi hizmet sunarsınız. İyi hizmet sunarken de hakikaten göze çarpmak ve sevilmek istiyorsak, pozitif davranışları ortaya koymalıyız.”

1 2 3 4 5 6

25.03.2016

Kaynak: http://www.adana.bel.tr/baskan-sozlu-insanlar-yasadiklari-sehirle-gurur-duymali-orada-mutlu-olmali/

Kamulaştırma Değerleme Çalışması Toplantısı Gerşekleştirildi

DSİ 20.(Kahramanmaraş) Bölge Müdürlüğü Emlak ve Kamulaştırma Şube Müdürlüğü teknik personeline ve Hukuk İşleri Şube Müdürlüğü avukatlarına kamulaştırma sahalarında kalan taşınmazların değerleme çalışmaları hakkında Gaziantep Doğanpınar Barajı Kamulaştırması Kapitalizasyon Oranı Tespitini yapan Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş ve Dr. Yeşim Aliefendioğlu tarafından bilgi verildi.

20. Bölge Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıda, taşınmazların gerçek değerinin tespitinde önemli rol oynayan “kapitalizasyon oranı”nın hesap yöntemi üzerinde duruldu. Profesör Tanrıvermiş Ülkemizin çeşitli yerlerinde farklı kurum kuruluşlar için yaptıkları akademik çalışmalarla alakalı bilgi verdi.

3

2

1

18.12.2015

Kaynak: www.dsi.gov.tr

Altındağ Belediye Başkanı Tiryaki'ye Doktor Ünvanı

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Taşınmaz Geliştirme Ana Bilim Dalı’nda doktora programını bitiren Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, diplomasını aldı.
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Taşınmaz Geliştirme Ana Bilim Dalı’nda doktora programını bitiren Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, diplomasını aldı.
2011 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı’nda master programını tamamlayan Başkan Tiryaki, şimdi de doktor ünvanını almaya hak kazandı. Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde gerçekleştirilen törende son sunumunu gerçekleştiren Başkan Tiryaki, enstitü kurulu önünde doktora yemini etti.
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, Başkan Tiryaki’nin doktora tez danışmanı, Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr Harun Tanrıvermiş, Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof Dr. İbrahim Demir ve müdür yardımcılarının da hazır bulunduğu törende Başkan Tiryaki, zorlu bir sürecin ardından bir Ankara Üniversiteli olarak ‘doktora’ derecesini almaktan büyük gurur ve mutluluk duyduğunu belirtti. Derslerin tamamına katıldığını, hiç aksatmadığını belirten Başkan Tiryaki, doktora derslerinin belediyecilik anlamında kendisine çok faydası olduğunu da söyledi. Tiryaki, ‘Kentsel Sit Alanlarında Koruma Çalışmalarının Finansal, Yasal ve Yönetsel Boyutları ile Değerlendirilmesi:Ankara İli Altındağ İlçesi Hacettepe ve Sakarya Mahalleleri Örneği’ başlıklı tezinin bu alanda çalışma yapacaklara yol gösterici olmasını da temenni etti.
“VEYSEL TİRYAKİ, DOKTORA DERECESİNİ BİLEĞİNİN HAKKIYLA ALDI”
Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, Başkan Tiryaki’nin bu ünvanı bileğinin hakkı ile aldığını, bu ünvanla artık belediye başkanı kimliğinin yanı sıra bir de akademisyen kimliği kazandığını belirtti. Prof. Dr. İbiş, “Doktora ünvanının bundan sonraki yaşamınızda size büyük katkısı olacağına inanıyorum. Artık akademisyen kimliği de taşıyorsunuz. Lütfen bildiklerinizi gençlerle paylaşın. Zamanınız el verdikçe mutlaka üniversitelerde ders verin” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından cübbesini giyen Başkan Tiryaki’ye diploması ve bir plaket takdim edildi. Törenin ardından Dr. Veysel Tiryaki ile Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Erkan İbiş, Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş ve Fen Bilimleri Enstitüsü kurul üyeleri birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. – ANKARA

1

06.08.2015

Kaynak: www.altindag.bel.tr

Adana'da Değerlendirme Çalıştayı Gerçekleştirildi

Ankara Üniversitesi/Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı tarafından Genel Müdürlüğümüz adına yürütülen ”Türkiye’de Yabancıların Taşınmaz Edinimi ve Etkilerinin Değerlendirilmesi Projesi” kapsamında Ulusal Strateji Modelinin sunumu öncesi Adana’da paydaşlarla “Değerlendirme Çalıştayı” gerçekleştirildi.

Ankara Üniversitesi/Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ başkanlığındaki proje ekibi tarafından yapılan sunuma; Genel Müdür Yardımcımız Gökhan KANAL, Yabancı İşler Dairesi Başkanı Dr. Bekir Tarık YİĞİT, Hatay Tapu ve Kadastro XII.Bölge Müdür Vekili Hüseyin TANYOL, Hukuk Müşaviri Deniz DENİZ, Eğitim Müdürü Mehmet Baki ÖZTÜRK, Tapu ve Kadastro Uzmanları Pınar ORMAN, Fidan ELÇİ ve Güven Nazmi DEMİRALP ile Tapu ve Kadastro Müdürlükleri personeli katılmışlardır.

Ayrıca Genel Müdür Yardımcımız Gökhan KANAL ve beraberindeki heyet Adana Tapu ve Kadastro Müdürlüklerini ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi almışlardır.

3

4

1

2

5

6

21.05.2015

Kaynak: www.tkgm.gov.tr

SİNCAN BELEDİYESİ VE ANKARA ÜNİVERSİTESİNDEN ORTAK ÇALIŞTAY

Sincan Belediyesi ve Ankara Üniversitesi el ele vererek Sincan’daki binaların sınıflandırılması için çalışıyor. Örnek bir işbirliği ile ilçedeki emlak değerlerini belirleyen Sincan Belediyesi, bu kezde bilimsel olarak binaların sınıflandırılması için çalışmalar yürütüyor. Bu doğrulutuda Emlak Vergisine Yönelik Bina Sınıflandırma Sistemi Çalıştayı düzenleyen üniversite ve belediye, alanında uzman kişilerinde görüş ve önerilerini alıyor.
Türkiye’de ilk defa emlak değerlerini üniversite işbirliği ile belirleyen Sincan Belediyesi, bu kez de binaların sınıflandırılma çalışmasını üniversite destekli ilerletiyor. Emlak Vergisine Yönelik Bina Sınıflama Sistemi konulu bir Çalıştay düzenleyen Sincan Belediyesi ve Ankara Üniversitesi, çalışmada gelinen noktayı uzmanlarla paylaştı. Mevcut sınıflama sisteminin geçerliliğini yitirdiğine değinen uzmanlar, yeni sistem ile eşit, adil ve hakkaniyetli bir emlak vergisinin Sincan önderliğinde Türkiye’ye de uygulanması gerektiğine dikkat çekti.
Ankara Üniversitesi Yüzüncü Yıl Salonundaki Çalıştaya; Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürü Kasım Kayıhan, Maliye Bakanlığı Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Emrullah Töremen, Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, öğretim üyeleri, mimarlar be mühendisler katıldı.
BAŞKAN TUNA’YA ÖVGÜ
Çalıştay’ın açılış konuşmasını yapan Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna’ya teşekkür etti.
2013 yılında başlayan işbirliği ile Sincan’daki arsa ve arazi vergisini belirlediklerini söyleyen Tanrıvermiş; “18 Ocak 2013’de ilk protokolümüzü imzaladık. Arsa ve arazi vergileirnin belirlenmesi için çıktığımız yolda Şubat 2014 yılında raporumuzu belediyemize sunduk. Ardından çalışmanın son bulduğunu düşünürken asıl sorunun binaların sınıflandırılmasında olduğunu anlayarak bu konuda kollarımızı sıvadık. Bu çalışmanın başlamasının tek nedeni Sincan Belediye Başkanımızdır. Gördükki Belediye Başkanımızın 2 yıl önce başlattığı proje bugün Türkiye’nin orta vadeli planı oldu. Belediyemiz ile birlikte 2 yıl önce başlattığımız proje bugün Türkiye’nin orta vadeli planının altlığını oluşturdu. Bu çalışmanın belediyelerimiz ve ülkemizin hayırlı olmasını temenni ediyorum.” dedi.
ADİL VERGİLENDİRME MODELİ
Türkiye’nin orta vadeli planının altlığını oluşturan çalışma ile amaçlarının adil bir vergilendirme modeli oluşturmak olduğunu belirten Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna; “İnsanın mülkiyet hakkıda yaşama hakkı kadar önemlidir. Hayat hakkı kadar önemli olan mülkiyet hakkının vergilendirilmesi konusunda bu işi daha iyi nasıl yaparız düşüncesi ile Değerli Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş ve değerli hocalarımızla birlikte bilimsel tabanlı ve hakkaniyetli bir vergi sistemi için bir yola çıktık. Burada tabiki Sayın Rektörümüzün ve hocalarımızın katkısı ile epeyce yol aldık. Daha hakkaniyetli, daha adaletli ve daha sağlıklı işleyen bir sistem ile mülkiyet sorunlarının çözülmesini temenni ediyorum. Emeği geçen tüm hocalarımıza da çok teşekkür ediyorum.” dedi.
“EN ZOR GÖREV: BELEDİYE BAŞKANLIĞI”
Sincan Belediye Başkanının bilimsel kişiliği ile Türkiye’nin önemli bir sorununa parmak bastığına dikkat çeken Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş; “Zaman çok hızlı geçiyor. Sincan Belediyemiz ile 2 yıllık bir öyküye sahip olan işbirliğimiz geniş bir pencereye açılarak devam ediyor. Vergi sisteminin hakkaniyetli ve adaletli bir çözümünü sağlamak amacıyla akademisyen kimliğinin getirdiği bir öngörü ile Sayın Başkanımız Doç. Dr. Mustafa Tuna ile çalışmalara başladık. Hep şikayetler vardır. İşte bu vergi adil değil, fazla, az tartışmaları yapılmıştır. İşte bu tartışmaların zeminindeki sorunları saptamak ve bunlara çözüm bulabilmek için bu çalıştayı yapıyoruz. Adil bir vergilendirme modelinin ortaya koyulması için çalışıyoruz. İnsana dönük daha çağdaş daha refah bir yaşam ancak hakkaniyet ve adalet ile olur. Bir Latin Atasözü der ki “Hakkaniyet ve adalet kanunların da kanunudur. ”Bunu sağlayabilmekte bu tür çalıştay ve sempozyumlarla olur.” dedi.
En zor görevi belediye başkanlığı olarak tamımladığını belirten İbiş; “Hiç bir kurum yoktur ki içtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın yani bizim için hayati ihtiyaçlarımızın standartını belirlesin. Bunu belediyeler yapıyor. Bugün belediyelerin görev alanı ve sorumlulukları pek çok kurumun üstündedir. Sincan Belediye Başkanımız Doç. Dr. Mustafa Tuna’ya ileri görüşü ve bilime verdiği önem için teşekkür ediyorum.” dedi.
“SİNCAN ÖRNEK ŞEHİR”
Emlak Vergisine Yönelik Bina Sınıflandırılması Sistemi Çalıştayının moderatörlüğünü yapan Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu, Sincan’ın diğer şehirlere de örnek olacağını vurguladı.
Ankara Üniversitesine ve Sincan Belediyesine bu örnek çalışma için teşekkür eden Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu, “Emlak vergileri bina, arsa ve arazi olarak 3 türde alınıyor. Bunuda belediyeler tahsis ediyor. En büyük pay ise binaların emlak vergilerinden geliyor. Şuanda 1982 yılında yürürlüğe giren bina sınıflandırma cetveli günümüzde geçerliliğini kısmen yitirmiştir. Bu nedenle bugün burada bu cetvelin güncelnemesi hakkındaki bu Çalıştay’ın çok yerinde bir çalışma olduğunu düşünüyorum.Pilot bölge olarak Sincan Belediyesince yapılan çalışmanın Türkiye geneline de uygulanabileceğine inanıyorum. Bu önemli çalışma içinde hocalarıma teşekkür ediyorum.” dedi.

4

2

1

3

16.03.2015

Kaynak: www.sincan.bel.tr

Kentsel Dönüşüm Çalıştayı Toplandı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 20Aralık’ta İLBANK Ankara Macunköy Sosyal Tesislerinde konuya ilişkin çalıştay düzenledi.
Kentsel dönüşüm için bugüne kadar 1 Milyar TL’yi aşkın kaynak kullanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 20Aralık’ta İLBANK Ankara Macunköy Sosyal Tesislerinde konuya ilişkin çalıştay düzenledi.
İmar hakkı transferi ile hem mağduriyetlerin giderilmesi hem de kentsel dönüşüm için kaynak oluşturulması yönünde adım atan bakanlık; kentsel dönüşüm çalıştayıyla farklı kesimden temsilcilerin fikir ve önerilerini aldı.
Çalıştaya Katılım Yoğun Oldu
İLBANK yönetim kurulu üyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin Baş Danışmanı İbrahim Acar koordinatörlüğünde gerçekleştirilen çalıştay tanıtım toplantısına yaklaşık 300 kişi katıldı. İLBANK Gn. Md. Yardımcısı Mehmet Gürbüz’ün açılış konuşmasıyla başlayan çalıştayda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alt Yapı ve Kentsel Dönüşüm Genel MüdürüVedat GÜRGEN, Bakan Danışmanı İbrahim ACAR, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, birer konuşma yaptılar. Daha sonra çalıştayda ele alınacak konulara ilişkin sunumlar yapıldı.

Destek Politikaları Heyeti Kentsel Dönüşüm Grup Başkanı İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet Gülay, Hikmet Haspolatlı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü İmar Planlama Dairesi Başakanlığı Planlama Şube Müdür V. Hülya Korkmaz, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören, Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, Çevre ve Şehircilik Bakanlık Müşaviri Zekeriya Sevim, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. SeyfettinErdoğan kentsel dönüşümle ilgili sunum yaptılar.
Çalıştay’a Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın İdris GÜLLÜCE de katılarak kısa bir konuşma yaptı ve çalıştay’a başarılar diledi. Sayın Bakan konuşmasında; kentsel dönüşümün ülkemiz için önemi ve gerekliliğini vurguladı. Sivil katkıyı ve ortka akıl oluşturulmasını önemsediğini söyledi.
Sayın İbrahim Acar çalıştayda yaptığı konuşmasında, çalıştayın ‘Büyük medeniyet yürüyüşümüzün köşe taşlarından ve şehirlerimizin yeniden inşa süreci faaliyetlerinden en önemlisi olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: Büyük bir medeniyetin varisleri olarak son bir asırda iyi bir sınav veremediğimiz bir gerçektir. Emanetçisi ve mümessili olduğumuz maddi ve manevi değerlerimizi korumada, güzel vatanımızı imar ve inşa etmede uzun yıllara sari ihmallerimizi telafi etmek üzere başlatılmış olan yeniden ihya ve imar hareketinin, topyekûn kalkınma ve bir millet olarak yeniden ayağa kalkma hareketinin bir unsuru olarak “Kentsel Dönüşüm” çalışmalarını her yönüyle ele almak ve tüm detayları ile irdelemek gerekiyor. Sosyal açıdan, kültürel açıdan, ekonomik açıdan, mimari ve planlama açısından, hukuki açıdan ve diğer açılardan konunun uzmanları, akademisyenler, bürokratlar, uygulayıcılar, tüm muhatap ve tarafları muhtelif platformlarda bir araya getirerek en doğru planlamayı, en doğru uygulamayı sorunlara çözümleri tartışmak gerekiyor. İşte bugün gerçekleştirmek istediğimiz çalıştayımızın bu amaca mütevazi bir katkısı olacağını ümit ediyoruz.
Şehirlerimizin yeniden imar ve inşa süreci olan “Kentsel Dönüşüm” süreci birçok zorlukları, sorunları, imkan ve fırsatları olan bir süreçtir. Bu konulara ilişkin tecrübesi olan, çalışması olan bilgi birikimi ve söyleyecek sözü olan sayın katılımcılar, çalıştayda fikirlerini, tecrübe ve çalışmalarını ortaya koyacaklar tartışacaklar. Mutabık kalınan ve kalınmayan hususları dikkatle dinleyerek kayıt altına alacak ve sonucu bir kaynak eser olarak derleyecek ve ilgililere sunacağız.
Şehirlerimizin tarihi ve kültürel varlıkları, değer ve özellikleri korunarak yeniden yapılanması, mevcut sağlam olmayan binaların, plansız çarpık yapılaşmanın yerini planlı, modern, medeni, kimliği ve kişiliği olan içerisinde sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşanabilen, gelecek nesillere iftiharla emanet edilecek şehirler inşa edilmesi hedefimizdir.
Bu hedef kolay ulaşılabilir bir hedef değildir, ancak imkansız da değildir. Bir taraftan da tamamına yakını deprem kuşağında olan ülkemizde aciliyeti ve zarureti olan bir konudur. Birçok sorun da bu noktadan çıkmaktadır. Muhtemel bir depremde büyük can kayıplarına sebep olacak bir yapı stoğuna sahibiz. Bu durum mevcut binaların hızla ve acilen yenilenmesini gerektiriyor. Milyonlarca konut ve işyeri bu kapsamdadır. Yeni rezerv alanları planlayarak orada inşa edilecek mekanlara naklin gerçekleşmesi, sosyal ve kültürel sorunlar yanında ciddi finansal güç ve zaman gerektiriyor. Bu çerçevede Kentsel Dünüşüm’ü Binasal dönüşümün ötesine taşıyarak yeniden planlı şehirler kurma, mevcut şehirlerimizi en ideal dönüşüm sistemi ile dönüştürme nasıl olabilir? Bu ve benzeri konular çalıştayda müzakere edilecek.
Büyük değişim süreci elbette sadece şehirlerimizle sınırlı kalmamalıdır ve kalmayacaktır. Kırsalda da aynı sorun ve ihtiyaç fazlası ile mevcuttur. Bu nedenle Kırsal Dönüşümle ilgili de 10 Ocak 2015 günü bir çalıştay yapmayı planlıyoruz.
Diğer taraftan bu büyük değişim sürecinde en önemli sorunlardan birisi de imar hakkı ve bu hakkın kullanımına ilişkin sorunlar, imar kısıtları gibi sorunlara yönelik çözüm önerilerinin tartışıldığı “İmar Hakkı Transferi” Çalıştayını da 29 Kasım 2014 günü gerçekleştirdik. Çok değerli katılımcıların ciddi ve önemli fikirleri, önerileri istihsal edildi. Bunların da derlenerek bir kaynak esere dönüştürme çalışmaları devam etmektedir.
Ayrıca, yine yeniden yapılanma ve inşa sürecinde en önemli çalışmalardan birisi de Bakanlığımızca başlatılmış olan Ülke Çapında Stratejik Mekansal Planlama çalışmalarıdır. Bu çalışmalar da yeniden inşa edilecek şehirlerimizin veya yeni kurulacak yerleşim birimlerimizin en doğru planlama ile planlarının yapılması ve ona göre yapılaşmanın yapılması açısından çok önemlidir.
Yine ülke çapında yapılmakta olan söz konusu stratejik mekansal planlama çalışmalarına yardımcı kaynak ve referans olabilmesini ümit ettiğimiz bir çalışmamız daha var; Şehir Kimliği Çalıştay’larımız. Şimdiye kadar 7 şehirde (Ordu, Üsküdar, Sivas, Kırşehir, Düzce, Adıyaman ve Kütahya’da) gerçekleştirmiş olduğumuz ve her ilimizde gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz bu çalıştaylarda da her bir şehrin kendine has kimliğini tespit ederek, kaybolan değerlerin ihyasında ve yeniden yapılanmada bu kimliğin esas alınmasını arzu ediyoruz.
Bu ve benzeri çalışmaları Bakanlığımızın desteği ile sivil ve gönüllü çalışmalar olarak yapmaktayız. Sayın Bakanımız İdris GÜLLÜCE’nin, Belediye Başkanlığı döneminde de yaptığı bir uygulama vardı: Sorumlu olduğu alanda yaptığı çalışmalara azami ölçüde sivil katkı temin etmek üzere gerekli mekanizmaları kurmak ve organizasyonların yapılmasını teşvik etmek. Bu, kendi bilgi ve tecrübesinin yanında diğer insanların da bilgi, tecrübe ve fikirlerine, ortak akıl ve istişareye önem vermektir.
Bu çerçevede; Bakanlık görevini üstlenmesinin akabinde bakanlığın görev alanındaki düşünce, bilgi birikimi ve tecrübelerden istifade etmek üzere gerekli mekanizmaların kurulması için çalışma yapılması talimatını verdiler. İstanbul ve Ankara’da Üniversitelerden öğretim üyelerini, bilim adamlarını, ayrıca Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcilerini davet ederek geç saatlere kadar müteaddit toplantılar yapıldı fikir alış verişinde bulunuldu.
Daha organize çalışılabilmesi amacıyla İstanbul’da Bakanlığımızın görev ve yetki alanında bilgi ve tecrübe sahibi olan; Sivil Toplum Temsilcilerinden, İş Dünyasından, Bilim adamı ve akademisyenlerden, bürokrasiden gelen yaklaşık 100 civarında gönüllüden dostlardan oluşan 10 adet heyet, çalışma grubu kurduk. Her heyetin çalışmalarını asiste eden uzmanları ve sekreteryası var. Bu heyetlerimiz yaklaşık 10 aydır çalışıyor, araştırmalar yapıyor, her hafta (pazartesi, Salı, Çarşamba günleri sabah saat 7.00 – 09.00 arası) toplanarak fikir üretiyor, üretilmiş fikirleri derliyor, değerlendiriyor ve çalışmalarının sonucunu rapor halinde Sayın Bakanımıza arz ediyor.
Elbette Bakanlığımızın bürokrasisinde, her biri kendi konusuna hakim, ehliyetli ve doğru dürüst çalışan, başarılı bir kadrosu var. Bizim çalışmalarımız bu kadroların çalışmalarına ilave katkı ve fayda sağlamayı amaçlamaktadır. Karar Sayın Bakanımızın icraat ise değerli bürokratlarımızın işidir.
Yukarıda sözü edilen Heyetlerimizden birisi olan Kentsel Dönüşüm Heyetinin çalışmalarının sonucunda organize etmekte olduğu Kentsel Dönüşüm Çalıştayı, ilgili heyetimizin, Sayın Mehmet Gülay bey’in başkanlığında, üzerinde yaklaşık 9 aydır çalıştıkları değişik çevrelerle müteaddit toplantı ve görüşmeler yaparak ve diğer taraftan ciddi bir kaynak taraması sonucu elde ettikleri bilgileri bir sunum dosyası kapsamında Sayın Bakanımıza arz etmemiz, Sayın Bakanımızın da çalışmaya yönelik takdirlerini ifade etmesi ve bu konuda bir çalıştay yapılması talimatını vermesi üzerine organize edilmiştir. .
Çalıştay’dan Ülkemiz ve Milletimiz adına hayırlara vesile olacak sonuçlar çıkması temennisi ile başarılar diliyor ve saygılar sunuyorum.’ dedi.
Yaklaşık olarak 200 civarında katılımcı ile gerçekleştirilen kentsel dönüşüm çalıştayında ise yuvarlak masalar etrafında 10 kişilik çalışma grupları oluşturularak, katılımcılardan beyin fırtınası yapmaları istendi.

1

2

3

4

22.12.2014

Kaynak: www.34volt.com

4. Bilirkişilik Sempozyumu “Bilirkişilik ve Adalet” Temasıyla Ankara’da Gerçekleşti

Mimarlar Odası tarafından, birincisi 2008 yılında “Bilirkişilik Uygulama Alanları, Sorunlar, Öneriler” başlığıyla, ikincisi 2010 yılında “Etik ve Bilirkişilik”, üçüncüsü 2012 yılında “Değişen Hukukta Bilirkişilik” başlığıyla düzenlenen Bilirkişilik Sempozyumu’nun dördüncüsü 7-8 Kasım 2014 tarihlerinde “Bilirkişilik ve Adalet” temasıyla Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Adaletin sağlanmasında bilirkişiliğin ne kadar önemli olduğunun son yıllarda daha da çok ortaya çıkması Mimarlar Odası’nı da sempozyumu bu tema etrafında şekillendirmeye yönlendirdi. Kendiliğinden ortaya çıkan bu doğal temaya konuyla ilgili tüm bileşenlerin katkısının alınması için herbir oturum farklı birer alt tema ile gerçekleştirildi.
Açılış konuşmalarında sırasıyla Mimarlar Odası Genel Başkan Yardımcısı Ali Ekinci, Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı ve Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü Feyzullah Taşkın söz aldılar. Konuşmalarında kurumlarının bilirkişilik alanındaki mevcut ve planlanan çalışmalarına yer veren konuşmacılar iki yılda bir gerçekleşen bu sempozyumun önemine vurgu yaptılar.
Sempozyumun tematik sunuş bölümünde Mimarlar Odası Genel Başkan Yardımcısı ve Bilirkişilik ve Gayrimenkul Değerleme Komitesi Başkanı Ali Ekinci ile komite üyelerinden Huriye Nacar Savat nüfus ve kentsel büyüme verilerine dayanarak davalarda bilirkişiliğin önemini vurguladılar ve doğru bilirkişi raporlarının kentlerin kaderini nasıl değiştirdiğine değindiler.
M. Sabri Orcan’ın oturum başkanlığını yürüttüğü “Siyasi Partilerin Bilirkişiliğe Bakışı” adlı oturumda AKP Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve CHP Parti Meclisi Üyesi Ümran Köksüz konuşmacı olarak yer aldılar. İdris Şahin konuşmasında bilirkişilik kurumunun TMMOB ve Barolar Birliği’nin de görüşü alınarak parlementodaki tüm partilerin bir araya gelerek ele alınmasının gerekliliğini vurguladı. Bu konuda Adalet Akademisi’ne de görevler düştüğünü belirten Şahin, hakim ve savcıların hangi konularda bilirkişiliğe başvurulacağı konusunda bilgilendirilmelerinin faydalı olduğunu söyledi. Daha sonra sözü alan Ümran Köksüz davaların uzun sürdüğünden ve özellikle kentle ilgili geciken yürütmeyi durdurma kararlarından bahsetti. Bilirkişiliğin bir meslek olmadığını ve meslek odalarının bilirkişilik yapan üyelerinin sicillerini tutmasının doğru olacağını düşündüğünü belirtti. Tekrar sözü alan İdris Şahin farklı fikirleri ve iktidar partisi olarak eksiklerini dinleme imkanı bulduğu bu tür etkinliklerden büyük keyif aldığını belirterek sempozyumdan çıkan sonuç bildirgesinin partilere ve Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü’be gönderilerek çözüm önerilerinin dillendirilmesini talep ettiğini söyledi.
Sempozyumun 1. Gününün son oturumunun başlığı “Farkı Mesleklerden Bilirkişilik Yorumları”ydı. Bilirkişilik ve Gayrimenkul Değerleme Komitesi üyesi Bülend Ceylan başkanlığında yürütülen oturumda ilk olarak Uzman Doktor Adli Tıp Uzmanı Doğu Barış Kılıçcıoğlu sözü aldı. 12 yıldır adli tıp uzmanlığı görevini sürdürdüğünü belirten Kılıçccıoğlu meslek hayatı boyunca yanlış bilirkişiliğin cezalandırıldığı bir durumla karşılaşmadığını belirterek bilirkişiliğin denetimsizliğine değindi. Kılıçcıoğlu, tıp alanında bilirkişilik yapan kurumlarla ilgili detaylı bilgileri de dinleyicilerle paylaştı.
Yargıçlar Sendikası Genel Sekreteri Avukat Mustafa Karadağ ise memleket hali değişmediği sürece mahkemelerdeki bilirkişilik sorununun da çözülemeyeceğini söyledi. Bilirkişilik kavramının yanlış anlaşıldığı ve farklı yorumlandığını söyleyen Karadağ, yetkisi ve görevi olmadığı halde dava konusu ile ilgili yorum yapıp fikir veren bilirkişilerin olmasının sakıncasından bahsetti. Gazeteci gözüyle “Bilirkişilik ve Adalet” temasına bakış açısını sunmak üzere sözü alan Gülşah Karadağ ise medyada önemli yer tutan Balyoz, Ergenekon ve Oda TV davalarına yansıyan bilirkişilik hatalarını geçmişten örnekler de vererek masaya yatırdı. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Avukatı Can Atalay resmi bilirkişiliğin sorunlu bir kurum olduğunu Adli Tıp Kurumu ve Tübitak örneği üzerinden örnekledi. Bilirkişilik alanının düzenlenmesi ve güçlendirilmesi için bilirkişilik görevine dair yetkilendirilmesi, denetimi ve disiplin yaptırımı olan meslek kuruluşlarının ve mali ve idari özerkliği sağlanmış üniversitelerin olmasının gerektiğini söyledi. Böylece bilirkişilik skandallarına engel olunabileceğini belirten Atalay üniversitelerin bir bütün olarak piyasaya teslimi ile mevcut durumun içinden çıkılamayacağını söyledi.
Sempozyumun ikinci günü Atılım Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Emel Akın’ın moderatörlüğündeki “Kamulaştırma Uygulamalarında Bilirkişilik” oturumuyla başladı. Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar deneyimlerinden de yola çıkarak bilirkişilerin kamu yararını gözetmelerinin önemini vurguladı. Daha sonra Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Nazlı Yazgan Nilüfer Belediyesi’nin çalışmalarını anlatarak sunumuna başladı. Bilirkişilik alanında yaşanan sorunları sıralayan Yazgan, belediye olarak bu sorunların çözümüne yönelik şu öneride bulunduklarını belirtti: “Kurumsal bir nitelik altında denetlenebilen bir yapıda bilirkişilik müessesesinin oluşturulması”. DSİ Emlak ve Kamulaştırma Daire Başkanı Mustafa Karataş DSİ’nin yurt çapında gerçekleştirmiş olduğu projelerden ve ölçek olarak ne denli büyük projeler olduğunu sunumundaki görsellerle detaylandırdı. Karataş, DSİ projeleri nedeniyle 1 yılda 100.000 hak sahibinin taşınmazının kamulaştırıldığını vurguladı. Kamulaştırma yapan bir diğer önemli kurum olan Karayolları Genel Müdürlüğü Taşınmazlar Dairesi Başkanı Mustafa Görgün ise sempozyumun önemine vurgu yaparak sunumuna başladı. Karayollarının gerçekleştirdiği çalışmaları detaylı olarak dinleyicilerle paylaşan Görgün, maliklerin mağduriyetinin de bilirkişiler tarafından dikkate alınması gerektiğini belirtti.
“TMMOB’ye Bağlı Meslek Odalarında Bilirkişilik” başlıklı oturum M. Sabri Orcan’ın oturum başkanlığında İnşaat Mühendisleri Odası’ndan Cemal Gökçe’nin konuşmasıyla başladı. Son günlerde yaşanan inşaat alanındaki iş kazalarından ve bilirkişilerin bu davalardaki sorumluluklarından bahseden Gökçe, meslek odalarının bilirkişilik alanındaki varolan sorumluluklarının değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Daha sonra sözü Mimarlar Odası Bilirkişilik ve Gayrimenkul Değerleme Komitesi üyesi Ayşen Yılmaz Öğüt adalet kavramı ile ilgili kapsamlı bir konuşma ile dinleyicileri bilgilendirdi. Ziraat Mühendisleri Odası’ndan Muharrem Aksoy ise sunumunda Ziraat Mühendisleri Odası’nın bilirkişilik alanındaki çalışmalarından ve zeytinliklerin ve meraların ülkemiz açısından öneminden bahsederek bilirkişilerin de bu konulara dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Son olarak sözü olan Maden Mühendisleri Odası’ndan Hüseyin Can Doğan Soma’da yaşanan maden faciası ve yaşanan süreçleri detaylandırarak dinleyicilerle paylaştı.
Sempozyumun son oturumunda ise sözü akademisyenler aldı. “Akademisyenlerin Bilirkişiliğe Bakışı” başlıklı oturum Mimarlar Odası Bilirkişilik ve Gayrimenkul Değerleme Komitesi üyesi Leman Ardoğan’ın yürütücülüğünde Ankara Üniversitesi Taşınma Geliştirme Ana Bilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş’in sunumuyla başladı. Bilirkişilik, değerleme uzmanlığı, eksperlik ve uzman görüşü kavramları ile ilgili bilgileri izleyicilerle paylaştı. Daha sonra sunumunu gerçekleştirmek üzere sözü alan Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ercan Koç birçok kurumun planlama yetkisinin olması sebebiyle planlamada bütünlüğü kaybettiğimiz belirtti. Koç, kaybettiğimiz kültürel ve doğal değerlerin görselleriyle desteklediği sunumunda kamusal alan kaybı, yerel değerler, kimlik yitirme, kıyı hafızasının silinmesi ve kamusal kullanımın sınırlandırılması kavramlarından bahsetti. Uşak Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Doç. Dr. Sedat Bayrakal ise konuşmasında hakim-savcı sayısının azlığından ve sanat ve arkeoloji alanındaki bilirkişilik hatalarından bahsetti. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Veli Özer Özbek bilirkişiye başvuru oranının düşürülmesi gerektiğini ve bunun için de hakim/savcı sayısının artırılması, ihtisas mahkemelerinin kurulması ve dava sayısının azalmasının gerektiğini vurguladı.
Oturumların tamamlanmasının ardından forum bölümünü yürütmek üzere Mimarlar Odası Onur Kurulu Üyesi Asım Güzel söz aldı. İki günün kısa bir özetini yapan ve bilirkişilik üzerine fikirlerini söyleyen Güzel’in yönetiminde katılımcıların da katkılarıyla sempozyumda üzerinde durulan konular karşılıklı fikir alış-verişleriyle konuşuldu.
Mimarlar Odası Sürekli Mesleki Gelişim Merkezi’nin sertifikalı eğitim programları arasında yer alan Kamulaştırma Bilirkişiliği eğitimleri Mimarlar Odası şubelerinde devam etmektedir. Eğitim takvimi http://www.mo.org.tr/smgm/web adresinden takip edilebilir.

1

2

6

7

01.12.2014

Kaynak: www.mimarist.org

Konut Konferansı gerçekleşti!

Konut Konferansı’nda 5 büyük kente ait konut araştırmasının sonuçları açıklandı.

Yapı sektörünün bilgi merkezi Yapı-Endüstri Merkezi (YEM) tarafından düzenlenen, Türkiye ekonomisinin lokomotifi inşaat sektörünün yapı taşı “konut”u, tüm boyutlarıyla ele alan ve bu yıl “Önemli olan büyüklük mü?” sorusuna yanıt arayan 5. Konut Konferansı sorusuyla dün gerçekleştirildi. Konut Konferansı, ‘Gelişen Kentlerde Büyümeyi Okumak’ oturumuyla başladı. Konferansta 5 büyük kente ait konut araştırmasının sonuçları açıklanırken, dünyaca ünlü mimarlar da konut sektöründeki trendlere ilişkin görüşlerini paylaştı.

Yapı sektörünün bilgi merkezi Yapı-Endüstri Merkezi (YEM) tarafından düzenlenerek dün gerçekleştirilen, 5. Konut Konferansı, Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Üyesi Neşecan Çekici’nin moderatörlüğünü yaptığı ‘Gelişen Kentlerde Büyümeyi Okumak’ oturumuyla başladı. Oturumda, büyüme ve gelişmenin paradoksal yapısı hakkında bilgi paylaşımında bulunan konuşmacılar; son yıllarda çok hızlı gelişen ve büyük potansiyel taşıyan ikincil şehirlerin ekonomik ve demografik yapılarını mercek altına alarak konut pazarındaki yatırım fırsatlarını irdelediler.

‘Gelişen Kentlerde Büyümeyi Okumak’ başlıklı oturuma konuşmacı olarak Kentsel Strateji Kurucu Ortağı A. Faruk Göksu, Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş ve dünyaca ünlü mimarlardan, Urban Think Tank (U-TT) kurucu ortağı, ETH Zürih Mimarlık ve Kentsel Tasarım Bölüm Başkanı Prof. Alfredo Brillembourg katıldı.
‘Gelişen Kentlerde Büyümeyi Okumak’ başlıklı oturumun açılış konuşmasını yapan Neşecan Çekici, GYODER olarak düzenledikleri ve en sonuncusu Eylül ayında Kayseri’de gerçekleştirilen ‘gelişen kentler zirveleri’ne göndermede bulunarak; bu kentlerin ortak özelliklerini, önümüzdeki 10 yıl içinde 100 – 500 bin civarında nüfus artışı ve bununla birlikte ivme kazanacak konut talebi, ortalama 10 – 20 kentsel dönüşüm projesi ilan edilmiş ve üzerinde çalışılıyor olması olarak sıraladı.

GYODER’in Konut Konferansı için yaptırdığı, beş büyük kenti kapsayan ve alıcı profili ile alım kararlarını tetikleyen unsurları ortaya koymayı hedefleyen konut araştırmasının sonuçlarını da aktaran Çekici; katılımcıların yüzde 72’sinin 5 yıl içinde konut sahibi olduğunu, yüzde 28’inin de önümüzdeki 5 yılda konut sahibi olmayı hedeflediğini aktardı. Kadınlarda site içi ve müstakil ev tercihinin ön planda olduğunu belirten Çekici; şehirlere bakıldığında ise Gaziantep’te apartman dairesi, Bursa ve Samsun’da site içi apartman dairesi, İzmir’de müstakil ev, Konya’da ise site içinde müstakil ev talebinin öne çıktığına işaret etti. Katılımcıların yüzde 86’sının bizzat yaşamak için konut almak istediğini söyleyen Çekici, 3 kişiden 2’sinin ise 3+1 daireleri tercih ettiğini kaydetti. Çekici, konut yapısına göre tercihlere bakıldığında ise yüzde 70 ile ara katların revaçta olduğunu, yüzde 10’un ise bahçe katı istediğini ifade etti. Binalarda ses ve ısı yalıtımı beklentisinin yüzde 97 gibi yüksek bir orana karşılık geldiğini aktaran Çekici; gaz ve yangın alarmı isteyenlerin yüzde 85, dekoratif cephe isteyenlerin ise yüzde 81 olduğunu sözlerine ekledi. Site yapılarında tüketici için öne çıkan etkenlere de değinen Çekici, anket katılımcılarının yüzde 49’unun profesyonel bir yönetim istediğini, kapalı otopark beklentisinin de yüzde 44 olduğuna dikkat çekti.

Faruk Göksu: Büyümeyi yok saydık

“Büyümeyi okuyabildik mi?” sorusuyla sunumuna başlayan oturumun ilk konuşmacısı Kentsel Strateji Kurucu Ortağı A. Faruk Göksu, Türkiye’nin ‘büyümeyi’ yok saydığına işaret ederek; “Bizim kentlerimiz, dönüşümün dönüşümünü yaşıyor” dedi. 1960’lardan itibaren dönüşmeye başlayan Türkiye kentlerinin bugün bir ayrışma noktasına geldiğine işaret eden Göksu; bu kentleşme probleminin biraz da Türkiye’de şehir planlama değil de imar planı yaklaşımından kaynaklandığını belirtti. Türkiye kentlerinin estetiğin, korumanın, merkezi canlanmanın öne çıktığı bir rönesansa ihtiyacı olduğunu vurgulayan Göksu; ulaşımın çeşitlendiği ve toplu taşımanın teşvik edildiği, yürünebilir, karma kullanıma dönük, konut yapısının çeşitlendiği akıllı bir büyüme stratejisi izlenmesi gerektiğini söyledi. Yaratıcı ve yenilikçi yeni yüzyıl kentleri için ortak bir akıla ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek ’81 Kent 81 Vizyon’ ve ’39 Kent 1 İstanbul’ çalışmalarına da değinen Göksu; makro formlara göre 75 kentin ancak 1 İstanbul edebildiğini, havlu atma noktasına gelen İstanbul ve Ankara’daki bu sıkışmanın ikincil kentlere doğru taşınması gerektiğini sözlerine ekledi. “Kentlerimizin geleceğini doğru kurgulamak istiyorsak 6K’ya dikkat etmemiz gerekiyor” diyen Göksu; bunları da ‘kimlik’, ‘kapasite’, ‘kalkınma’, ‘kalite’, ‘katılım’ ve ‘kurgu’ olarak özetledi.

Prof. Harun Tanrıvermiş: Bugün konutu 20 yıl öncesine göre daha farklı okumamız gerekiyor

Faruk Göksu’dan sonra söz alan Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş de zaman içinde farklılaşan ‘konut’ algısı ve bunun kentlere yansıması üzerinde durdu. “Konut belki 20 yıl önce başka türlü tanımlanıyordu; ancak bugün daha farklı bir okuma yapmak gerekiyor” şeklinde konuşan Tanrıvermiş; öncesinde sadece arz tarafına odaklanılan süreçte artık tüketici beklentilerinin de göz önünde bulundurulmasının gerekliliğini vurguladı. Yaşanan kentsel dönüşüm sürecinin artık sadece ‘barınma’ ihtiyacının karşılanmasının yetmediğini gösterdiğini vurgulayan Tanrıvermiş, “Beklentilerde, konfor, ulaşım olanakları, sosyal donatılar öne çıkıyor. Konut alanların talepleri sürekli değişiyor; bunun belli aralıklarla izlenmesi, ölçülmesi önemli” dedi. Konut yatırımının sadece Türkiye için değil, Avrupa ülkeleri için de cazip bir yatırım aracı olduğunu, orta vadede de bu trendin devam etmesinin beklendiğini ifade eden Tanrıvermiş; Türkiye için balon iddialarının gerçekçi olmadığını, ancak hedef kitleye göre konut üretilmemesinin uzun vadede bir soruna işaret edebileceğini söyledi. Kentsel dönüşüm konusunda ise bütüncül bir yaklaşım olmadığı için kentlere olumlu ya da olumsuz yansımaları olabileceğini aktaran Tanrıvermiş; süreçte özel sektör kamu işbirliğinin önemine vurgu yaptı.

Ahmet Şahin: Kentsel dönüşüm rant aracı olarak görülmemeli

TOKİ Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Şahin ise yılda yaklaşık yüzde 1 oranında kentleşen Türkiye’nin bu sürece çok iyi adapte olması gerektiğinin altını çizdi. 81 il ve 800 ilçede 3 bin 12 şantiyesi olan ve 639 bin 307 konut sayısına ulaşan TOKİ’nin artık yatay ve yerel mimariyi, mahalle kültürünü, öne çıkaran projelere yöneldiğini belirten Şahin; bulundukları kentlere değer katan projeler yapmak istediklerini söyledi.

Prof. Alfredo Brillembourg “Amacımız, kent için bir üniversite yaratmak”

Urban Think Tank (U-TT) kurucu ortağı, ETH Zürih Mimarlık ve Kentsel Tasarım Bölüm Başkanı Prof. Alfredo Brillembourg ise Konut Konferansı 2014’te yaptığı “Ortak Zemin İnşa Etmek: Gelişmekte Olan Güney Ülkelerinde Hibrit Konut” başlıklı sunumunda, kentsel yoksulluk sorununa çözüm üreten demokratik kentler inşa etmenin ipuçlarını paylaştı.

“Bugün yıldız mimarları ve ürettikleri projeleri anlatmayacağım; kentler inşa edilirken konuşmanın dışına itilen dünyanın %99’luk kesiminden bahsedeceğim” diyerek sözlerine başlayan Alfredo Brillembourg ise Urban Think Tank çatısı altında gerçekleştirdikleri Vertical Gymnasium (Caracas), Fava School (Caracas), Grotão Community Center (Sao Paolo), Metro Cable (Caracas) gibi, kamusal alan yaratarak yoksulların kentle iletişime geçmesini sağlayan projelerden örnekler sundu.

“İklim değişikliğini geriye çevirmek için 15 yılımız var”

Zürih merkezli Urban Think Tank mimarlık ve kentsel tasarım ofisinde, kenti bir laboratuar olarak ele alan projeler ürettiklerine dikkat çeken Brillembourg “Amacımız, kent için bir üniversite yaratmak; kenti nasıl inşa edeceğimizi hep birlikte düşünmek” dedi. “Bugün dramatik bir hal içindeyiz; iklim değişikliğini geriye çevirmek için 15 yılımız var. Gecekondu gibi ‘enformel şehircilik’ örnekleri aslında çok daha az enerji tüketen yerleşim alanları” diyen Alfredo Brillembourg, toplumsal adaleti sağlayacak kentleşme modeli üzerine düşüncelerini paylaştı. Kentlerin zaman içinde yavaş yavaş inşa edildiğine, bugün pek çok Avrupa kentinde geriye kalan tarihi dokuların da bu yöntemle inşa edilmiş Ortaçağ kentlerinden parçalar olduğuna dikkat çeken Brillembourg, “elde edilebilecek en iyi mimarlık budur” diyerek, günümüzdeki hızlı inşa sürecini eleştirdi. Önümüzdeki yıllarda dünya nüfusunun 7 milyardan 9 milyara ulaşacağı öngörüsünü hatırlatan Brillembourg, bu artışla birlikte kentsel yoksulluk alanlarının büyük kısmının, şu anda da en yoksul kesimi barındıran Güney yarıkürede yer alacağını söyledi. Caracas, Rio de Janeiro, Bogota, Buenos Aires, Mexico City gibi Güney yarıküredeki gelişmekte olan kentlerinden hibrit konut örnekleri sunan Alfredo Brillembourg, “İnsanlara yaratıcılıklarını kullanmaları için fırsat vermeli ve kendi kentlerini inşa etmelerini sağlamalıyız. Kentin doğal bir şekilde büyüyebilmesi için bu yönde bir konut tipolojisine ihtiyaç var” dedi.

Dünyaca ünlü mimarlar Konut Konferansı’nda

Yapı sektörünün bilgi merkezi Yapı-Endüstri Merkezi tarafından bu yıl 25 Kasım tarihinde 5. kez gerçekleştirilen Konut Konferansı, Türkiye’de yapı, gayrimenkul, inşaat, tasarım ve mimarlık alanlarının önde gelen temsilcilerini buluşturdu. Dünyaca ünlü konuşmacı ve uzmanların AKG Gazbeton ve Çuhadaroğlu ana sponsorluğunda, Canon sponsorluğunda ve GYODER, İNDER, Piemonte Agency ve ULI Türkiye işbirliğinde bir araya getirildiği konferansta, tasarım, finansman, geliştirme, planlama, ve mevzuat başta olmak üzere birçok konu gündeme taşındı. Çağdaş mimarlığın öncülerinden Massimiliano Fuksas, görsel ve performans sanatları ile mimarlık etkileşiminde disiplinerarası tasarım sunan Diller Scofidio + Renfro ortağı Charles Renfro ve kıtalararası araştırmacı ödüllü tasarım ofisi Urban-Think Tank kurucularından Alfredo Brillembourg’un katıldığı Konut Konferansı 2014’te, Türkiye’nin konut sektörüne ilişkin güncel konuları da masaya yatırıldı.

1

26.11.2014

Kaynak: www.gazetevatan.com

Sincan Belediyesi ve Ankara Üniversitesi kentsel yenileme için el ele verdi!

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ve Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna arasında Taşınmaz Geliştirme, Kentsel Dönüşüm, Araştırma, Eğitim ve Danışmanlık İşbirliği Çerçeve Protokolü imzalandı.
Ankara Üniversitesi ve Sincan Belediyesinin işbirliğiyle, Sincan geleceğe saı lam adımlarla ilerliyor. Şehrin daha planlı gelişimi ve bu gelişimin bilimsel olarak da takip ve kontrolü için Sincan Belediyesi Ankara Üniversitesi ile el ele verdi. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ve Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna arasında Taşınmaz Geliştirme, Kentsel Dönüşüm, Araştırma, Eğitim ve Danışmanlık İşbirliği Çerçeve Protokolü imzalandı.

‘SİNCAN’IN BAMBAŞKA NOKTALARA GELECEĞİNE İNANIYORUM’

Bu protokol bir ilk niteliği taşıyor. Türkiye’de ilk kez bir üniversite ve belediyenin böyle kapsamlı işbirliği gerçekleştirdiğini ifade eden Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, “Biz Sincan Belediyesi ile işbirliği içinde, Sincan’ın gelişimini bilimsel çalışmalara dayandırarak, hem Türkiye’de bir ilke imza atıyor, hem de bu işbirliği ile diğer belediyelere örnek oluyoruz. İnşallah kısa sürede akademik çalışmalarımızla Ankara’ya ve Sincan’a değer katacak, üniversitemize katkıda bulunmuş olacağız. Bu Protokolün asıl mimarı aslında Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna’dır. Başkanımızın bir şehrin imarına bu kadar bilimsel ve profesyonel yaklaşımı bizi bu noktalara kadar getirdi. Başkanımızın bu gayretleriyle Sincan’ın bambaşka noktalara geleceğine inanıyorum” dedi.

1

17.11.2014

Kaynak: www.habervaktim.com

GYODER Gelişen Kentler Zirvesi’nin 6. Durağı Kayseri Oldu

GYODER Gelişen Kentler Zirvesi’nin 6. Durağı Kayseri Oldu
Türkiye’nin potansiyeli yüksek kentleri ve bölgeleri ile bu kentlerdeki gayrimenkul yatırım fırsatlarını ön plana çıkarmak amacıyla düzenlenen “Gelişen Kentler Zirvesi”nin 6’ncısı 5 Eylül’de Kayseri’de düzenlendi.
Gayrimenkulün rant değil stratejik bir sektör olarak görülmesi gerektiğini belirten GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun “Gayrimenkul sektörü durağan ve rant kapısı bir sektör değil üreten, istihdam sağlayan, vergi veren reel bir sektör olarak kabul edilmelidir” dedi.
Kayseri ve Erciyes hakkında bilgi veren Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki “Erciyes’i uluslararası bir kayak merkezi haline getirmek istiyoruz. Bunu başardığımızda, Erciyes’imiz Kayseri turizmine çok büyük katkı sağlayacak. Şuan 800 olan yatak kapasitemiz burada hayata geçirilecek otellerle 5 bini bulacak. Böylece dağdaki karı kâra çevireceğiz” dedi.

Türkiye’nin Gayrimenkul Platformu GYODER, daha önce Bursa, Konya, Gaziantep, İzmir ve Samsun’da düzenlediği Gelişen Kentler Zirvesi’nin 6’ncısını Kayseri Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile 5 Eylül’de Ommer Hotel’de gerçekleştirdi. GYODER Başkanı Aziz Torun, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin katıldığı zirvede Kayseri’nin gayrimenkul alanında taşıdığı potansiyel ve son yıllarda gösterdiği hızlı gelişim masaya yatırıldı.

Torun: “Gayrimenkul rant değil stratejik bir sektördür”

Gayrimenkul sektörü Türkiye’de ekonominin gelişmesine, büyümesine paralel gelişiyor, büyüyor. 2000’li yıllarda, ekonomik krizler, yüksek enflasyon ve yüksek faiz oranları gayrimenkul sektörünün büyümesine gelişmesine imkân vermemişti. Bugün ise siyasi, ekonomik istikrar, tek haneli enflasyon ve faiz oranları ve uzun kredi imkânları konut alımını, gayrimenkul proje finansmanını kolaylaştırmış, sektöre hızlı büyüme ve ivme kazandırmıştır. Sektörün bu başarısını bir rant kapısı olarak değil, üreten, istihdam sağlayan, vergi veren reel bir sektör olarak kabul etmeliyiz” dedi.Kentsel dönüşümün partisinin olmayacağını vurgulayan T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce “Kentsel dönüşüm genç bir uygulama. Bizler de son iki yıldan bu yana bu konuyla uğraşıyoruz. Bu sebeple uygulamada hem kanun koyucu hem yüksek yargı hem bizlerin aksaklıkları olmuyor değil. Seçimler sebebiyle yavaşlayan kentsel dönüşüm süreci tekrar hızlandı. Hangi parti olursa olsun belediye başkanlarımız bizimle muhatap olsunlar. Uygun yol haritası çizelim, biz her türlü desteğe hazırız. Türkiye daha hızlı, daha çok hem deprem riskinden hem de bu çöküntü alanlardan kurtulsun” dedi.

Konuşmasında üretime vurgu yapan T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız: “Bir ülkede üretim değil tüketim üzerine gayrimenkul hareketi artıyorsa burada bir sorun var demektir. Dolayısı ile sadece tüketimin olduğu üretimin olmadığı bir ortamda sürdürülebilir bir büyüme sağlamak mümkün değildir. Bu değişimin yönetilmesi için, üretime yönelik gayrimenkul fonlarıyla sermaye hareketlerini karşılamak lazım” dedi.

Kayseri’deki kentsel dönüşüm ve Erciyes hakkında bilgi veren Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki “Erciyes’i uluslararası bir kayak merkezi haline getirmek istiyoruz. Bunu başardığımızda, Erciyes’imiz Kayseri turizmine çok büyük katkı sağlayacak. Şuan 800 olan yatak kapasitemiz burada hayata geçirilecek otellerle 5 bini bulacak. Böylece dağdaki karı kâra çevireceğiz” dedi.

Özhaseki; Kayseri’deki kentsel dönüşüm hakkında da şunları söyledi; “Kocasinan ilçesinde bulunan 505 bin metrekare alanı dönüştüreceğiz. Bölgede 4 bin 500 hak sahibi ile anlaşma çalışmalarına başladık. Yüzde yüz anlaşma sağlandığında mahallede emsal 0.8’den ortalama 2.8’e çıkartılacak. Böylece şu anda 650 bin metrekare olan toplam inşaat alanı yaklaşık 1 milyon 820 bin metrekareye çıkacak. Dönüşüm sonrasında bölge yüksek katlı binalardan oluşacak. Yeşil alan ve donatı alanlarına da geniş yer verilecek.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu ise şöyle konuştu: “Kayseri gurur duyduğumuz şehirlerimizden biri. Kayseri’nin başarı hikâyesinde birlik olmak, tek yumruk halinde olmak geliyor. Dünyada her yıl iki Türkiye kadar bir nüfus orta sınıf oluyor. Zenginleşmeye eğilim var. Bu da şehirleşmeyi ön plana çıkarıyor. Önümüzdeki 10 yılda şehirler ön planda olacak ve artık şehirler yarışacak. Dünya ekonomisinin yüzde 60’ı şehirlerde olacak. O yüzden akıllı şehirler ön plana çıkacak. Erciyes yeni keşfediliyor, paraya dönüştürülüyor. Oraya bir vizyon lazım ve bu doğrultuda hizmet götürmek gerekiyor. Dünya şehirleri nereye gidiyorsa bir adım önde olmak lazım. Şehirlerimiz hepimizin ortak gururu, hepimiz aynı hedefe taşı atarsak hedefi vururuz.”

Moderatörlüğünü GYODER Yönetim Kurulu Üyesi ve EPOS Kurucu Ortağı Neşecan Çekici’nin yaptığı “Kayseri’ye Bakış ve Yatırım Fırsatları” oturumunda Ankara Üniversitesi, Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş yer aldı. Oturumda, son yıllarda hızlı gelişen ve büyük potansiyel taşıyan Kayseri’nin ekonomik ve demografik yapısı ile yatırım fırsatları mercek altına alındı. Oturumda GYODER tarafından hazırlatılan ‘Kayseri Gayrimenkul Sektörü Değerlendirme ve Öngörüler Raporu” katılımcılarla paylaşıldı ve değerlendirildi. Ayrıca ilk kez GYODER tarafından hazırlatılan ‘Kayseri Konut Satın Alma ve Tüketici Tercihleri Araştırması’ da zirvede katılımcılarla paylaşıldı. Ankara Üniversitesi, Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, “Kayseri’de konut sahipleri yüzde 70 iş yeri sahipleri yüzde 50’lilerde. İşyerinde kiralık tercih ediliyor. Araştırmamızda Kayseri’de ofis ve rezidanslar anlamında ciddi oranda ihtiyaç olduğunu gördük” dedi. Araştırma sonuçlarına göre dikkat çekici veriler; Kayseri’de nüfus artış hızı Türkiye ortalamasının üstünde bir hızla artıyor. Kayseri konut piyasası yüz de 100’ün üzerinde bir artış göstermiş olup, 2008 yılından itibaren konut satışları her yıl düzenli olarak artmıştır.

1

05.09.2014

Kaynak: www.foreks.com

Tebernüş Kireçci Ankara Üniversitesi'nde öğrencilerle buluştu!

TK Emlak Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni Tebernüş Kireçci, Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı yüksek lisans bölümü öğrencileriyle buluştu. Tebernüş Kireçci, gayrimenkul sektörüyle ilgili öğrencilerin sorularını yanıtladı…
TK Emlak Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni Tebernüş Kireçci, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle Türkiye gayrimenkul sektörünü konuştu.
Ankara Üniversitesi Gölbaşı Kampüsü’nde 160 kişinin katıldığı konferansta Tebernüş Kireçci, Türkiye tarihi ve politikalarının gayrimenkule olan etkisi, kentsel dönüşümde yapılan hatalar ve gayrimenkul değerleme sektörü hakkında bilgiler verdi.

Konuşmanın sonunda Taşınmaz Geliştirme ve Yapı İşleri Koordinatörü Harun Tanrıvermiş tarafından günün hatırası olarak hediye takdim edildi.

1

2

3

22.03.2014

Kaynak: www.emlakkulisi.com

EMLAK VERGİSİ SEMPOZYUMU GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Ankara Üniversitesi ve Sincan Belediyesi ortaklığında düzenlenen “Emlak Vergisi Sorunları ve Çözümleri Sempozyumu” 11 Şubat 2014 tarihinde Sincan Kültürevi’nde gerçekleştirildi.

Birliğimizin de destek verdiği sempozyuma Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Hayretttin Güngör konuşmacı olarak katıldı. Emlak vergisinin paydaşlarına tartışma ortamı sağlama ve farkındalık oluşturma amacıyla dört oturum olarak düzenlenen sempozyumun açılış konuşmalarını Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, Düzenleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş ve Sincan Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Tuna yaptı.

Bakan Şimşek programda yaptığı konuşmasında, emlak vergi değerlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Emlak vergi değerlerinin gerçek değerlerinden oldukça uzak olduğunu belirten Şimşek, “Artık merkezi hükümetin bu alanda çok ciddi düzenleme yapmaya ihtiyacı var. Aslında şu anki emlak vergisi Kanunu’nun iç genelgesine bakarsanız hiçbir sınırlama yok. Mahalli idarelere ellerindeki bütün vergileri, piyasa değerine yaklaştıracak her türlü imkânı sağladık. Değer tespitinde en ufak bir sınırlama yok. Biz bunun önünü açmış durumdayız fakat yerel uygulamalar maalesef bir standarda sahip değil. Çok ciddi farklılıklar, zaman zaman da tutarsızlıklar arz ediyor, dolayısıyla bu alanda bir reforma ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

Programa II. Oturumda katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce toplantıda yaptığı konuşmasında Belediyelerin üniversitelerle daha fazla iş birliği yapmaları gerektiğini belirterek; “Bilgiyi ve bilimi kullanmadan belediyecilik yapılamaz” dedi.

Bakan Güllüce, bilgi sistemlerinin doğru ve yetkin kullanılmasının önemine değindiği konuşmasında bilgi sistemlerini kullanmaya başladıklarından bu yana kaçakla mücadele edebildiklerini ve gelirlerinde büyük bir artış olduğunu ifade etti.

Sempozyumun “Kamu İdarelerinin Emlak Vergisi ve Vergi Değerine Yaklaşımları” konulu son oturumunda, Birliğimiz Genel Sekteri Hayrettin Güngör bir sunum yaptı. Mali Özerkliğin Korunması, Emlak Vergisi Oranları, Belediyelerin Genel ve Öz Bütçeleri, Mükellef Kayıpları, Kamulaştırma Bedelleri gibi konularda katılımcıları bilgilendiren Güngör; TBB olarak emlak vergisi ile ilgili tespit ettikleri sorunlardan ve çözüm önerilerinden de söz etti.

11.02.2014

Kaynak: www.tbb.gov.tr

Kamulaştırma Bedellerinin Tespiti Bilgilendirme Çalıştayı Yapıldı

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı tarafından yürütülen Karabük Organize Sanayi Bölgesi Genişleme Sahasında Arazilerin Kamulaştırma Bedellerinin Tespiti Projesi kapsamında, kapatilizasyon oranı, arazi değerleri ve kamulaştırma bedelleri analizi adlı bilimsel amaçlı çalıştay yapıldı.

Proje kapsamında yapılan çalışmalar Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş tarafından Karabük Öğretmenevinde düzenlenen programla anlatıldı. Programa, Karabük Vali Yardımcısı Tarkan Keskin, Belediye Başkan Yardımcısı Fatma Danışman, Karabük TSO Başkanı Sedat Namal, Meclis Başkanı Timurçin Saylar, OSB Müdürü Caner Özcan, bazı daire müdürleri, kamu kurumlarında görev yapan bilirkişiler ile arazi sahipleri katıldı.

Kaynak: http://www.karabuk.gov.tr/kamulastirma-bedellerinin-tespiti-bilgilendirme-alistayi-yapildi

15.11.2013

İZMİR'DE DEĞERLENDİRME ÇALIŞTAYI

Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı tarafından Genel Müdürlüğümüz adına yürütülen “Türkiye’de Yabancıların Taşınmaz Edinimi ve Etkilerinin Değerlendirilmesi Projesi” kapsamında Ulusal Strateji Modelinin sunumu öncesi İzmir’de paydaşlarla “Değerlendirme Çalıştayı” gerçekleştirildi.
Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ başkanlığındaki proje ekibi tarafından yapılan sunuma; Genel Müdür Yardımcılarımız Gökhan KANAL ve A. Burak KESER, İzmir Vali Yardımcısı Adem KARAHASANOĞLU, İzmir Tapu ve Kadastro III. Bölge Müdürü Burhan USTA, Tapu ve Kadastro Müdürlükleri personeli katılmışlardır.
Ayrıca Genel Müdür Yardımcılarımız Gökhan KANAL ve A. Burak KESER ve beraberindeki heyet, İzmir Tapu ve Kadastro Müdürlüklerini ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi almışlardır.

1

23.08.2013

Kaynak: www.haberler.com

SİNCAN’IN GELİŞİMİ ÜNİVERSİTE DESTEKLİ İLERLİYOR

Sincan Belediyesi ve Ankara Üniversitesi’nden örnek bir işbirliği daha… Türkiye’de ilk defa emlak değerlerini üniversite işbirliği ile belirleyen Sincan Belediyesi, bu kez de Kentsel Yenileme çalışmalarını üniversite destekli ilerletiyor. Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna’ya emlak değerlerinin belirlenmesi hakkında sunum yapan heyet, muhtarlarla da bir araya geldi. Yapılan çalışmalar hakkında muhtarları da bilgilendirildiği toplantı oldukça verimli geçti.

Türkiye’de bir ilke imza atarak Sincan’daki emlak değerlerini Ankara Üniversitesi işbirliği ile belirleyen Sincan Belediyesi, bu kez de Kentsel Yenileme çalışmalarında Ankara Üniversitesi ile dirsek temasında bulunacak. Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Ulubatlı Hasan ve Saraycık Mahallelerindeki kentsel yenileme çalışmalarındaki emlak değerlerini doğru belirlemesi hakkında bir çalışma hazırladı. Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna’ya hazırladıkları çalışmayı anlatan Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, emlak değerlerinin sağlıklı ve düzgün hesaplanması için caddeye yakınlık, ulaşım, ev durumu ve arsa konuma gibi kriterlerin baz alınması gerektiğini belirtti. Kentsel Yenileme ile Sincan’ın ufkunun açılacağını belirten Tanrıvermiş, ilçenin gelişimin de üniversite destekli ilerlemesinden dolayı mutluluk duyduğunu ifade etti.

Sunuma; Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, üniversite öğretim üyeleri katıldı. Başkan Tuna’ya yapılan sunumun ardından muhtarlarla bir araya gelerek onları bilgilendiren heyet, 20 mahallenin muhtarının sorularını tek tek yanıtladı.

Üniversitelerin vizyonundan öğretim üyelerimizin bilgilerinden tecrübelerinden azami ölçüde yararlanmak gerektiğini ifade eden Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna; “Ankara üniversitesinin imkanlarından tecrübelerinden istifade etmek halkımıza daha verimli hizmetler sunmak maksadıyla her konuda üniversitelerimizle işbirliği yapmak arzusundayız. Bu konu da Ankara Üniversitesi de olumlu adımlarıyla bizi ziyadesiyle memnun etti. Alanında çok değerli hocalarımızı da Sincan’da görmek bizi ziyadesiyle memnun ediyor. Sincan için günü birlik çözümler değil geleceğe dönük adımlar atıyoruz.” dedi.

3

2

1

4

12.06.2013

Kaynak: www.sincan.bel.tr

“TÜRKİYE’ DE YABANCILARIN TAŞINMAZ EDİNİMİ VE ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ” ÇALIŞTAYI YAPILDI

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı tarafından Genel Müdürlüğümüz adına yürütülmekte olan “Türkiye’de Yabancıların Taşınmaz Edinimi ve Etkilerinin Değerlendirilmesi Projesi” kapsamında 26 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında devam edecek olan “Eğiticilerin Eğitimi Çalışması ” başladı.

Çalışmanın açılış törenine Kastamonu Milletvekili Mustafa Gökhan GÜLŞEN, Genel Müdür Yardımcımız Gökhan KANAL, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İBİŞ, , Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Berahitdin ALBAYRAK, I. Hukuk Müşaviri Ali Ramazan ACAR, İç Denetim Birimi Başkanı Halil TEKTAŞ, Strateji Geliştirme Daire Başkanı Orhan DELİGÖZ, Yabancı İşler Dairesi Başkanı Dr. Bekir Tarık YİĞİT, Kastamonu Tapu ve Kadastro XIX. Bölge Müdürü Mustafa ÇETİNKAYA, Başmüfettiş Hüseyin AKBABA ve Tosya Kaymakamı Mehmet TÜRKÖZ katılmışlardır.

Bir hafta boyunca devam edecek olan eğiticilerin eğitimi çalışması Proje Yürütücüsü ve Yöneticisi Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ ve proje ekibindeki akademisyenler tarafından interaktif bir model uygulanarak gerçekleştirilecektir. Bu çalışma sonucunda elde edilen çıktılar “Ulusal Strateji Modeline altlık teşkil edecektir. Ayrıca yapılan çalışmaların, eğitime katılan kurum personeli tarafından görev yaptıkları bölgelerde paylaşımları ile çalışmanın yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır.

Eğitime Bölge Müdürlüğümüzden Bölge Müdür Yardımcımız Mehmet SÖZEL, Şişli Tapu Müdürü Fazıl İhsan AYERDEN, Beşiktaş Tapu Müdürü İnan AYYILDIZ katılmıştır.

1

2

3

5

7

8

15

12

13.01.2012

Kaynak: www.tkgm.gov.tr

Kamu Yatırımları İçin Arazi Edinimi Sempozyumu Başladı

Ankara Üniversitesi (AÜ) Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı, Türkiye Belediyeler Birliği ve Türkiye Adalet Akademisi tarafından düzenlenen, uluslararası katılımlı “Kamu Yatırımları İçin Arazi Edinimi ve Kamulaştırma” adlı sempozyum başladı.

Ankara Ramada Plaza Otel’de yapılan sempozyuma, AÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Ahmet Hamsici, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Hayrettin Güngör’ün yanı sıra, aralarında yabancı bilim adamlarının bulunduğu çok sayıda davetli katıldı. Sempozyumun açılış konuşmaları, Prof. Dr. Tanrıvermiş, Hamsici ve Güngör tarafından yapıldı. Türk ve yabancı akademisyenlerin sunum yapacağı sempozyum, 18 Hazirana kadar çeşitli konularda yapılacak oturumlarla sürecek.

14.06.2010

Kaynak: AA

Mavi Tünel alanı nasıl kamulaştırılacak

“Bağbaşı Barajı ve Mavi Tünel İnşaatı Projesi Kamulaştırma Alanındaki Arazilerin Gelirleri ve Birim Arazi Değerlerinin Araştırılması” toplantısı yapıldı

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından yürütülen “Bağbaşı Barajı ve Mavi Tünel İnşaatı Projesi Kamulaştırma Alanındaki Arazilerin Gelirleri ve Birim Arazi Değerlerinin Araştırılması” ile ilgili bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

Toplantıya Konya Vali Yardımcısı Nadi Kılıçarslan, Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Faruk Dügen, yetkililer ve öğrenciler katıldı. Toplantıda hazırlanan raporu açıklayan Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Harun Tarnıvermiş, yeni bir bölüm olduklarını ve Türkiye’deki kamusallaştırma ile ilgili yanlışları önlemek adına kurulduklarını belirterek, “Türkiye’de gayri menkullerin değerlemesi konusunda bir merkez maalesef yok. Çeşitli kurumlardan alınan bilgilerin toplandığı bir yerde yok. Biz bu açığı kapatmak ve kamulaştırma konusunda danışmanlık hizmeti vermek için bu bölümü kurduk. Çünkü kamulaştırma konusunda Türkiye’de çok yanlışlar yapılıyor” dedi.

Yapılan bu yanlışlar nedeniyle yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yatırım yapmaktan çekindiğini de dile getiren Doç. Dr. Harun Tanrıvermiş, “Yabancılar Türkiye’de arazi satın almayı karanlıkta atılan kurşunun hedefi tutturabilmesi gibi görüyor. Yani belirsizliklerle dolu bir süreç. Türkiye’de kamulaştırma bedelini çoğunlukla mahkemeler kararlaştırıyor. Bu çok yanlış bir uygulama. Mahkemenin belirlediği piyasa bedeli çoğunlukla tartışmalara yol açabiliyor. Çünkü değerlendirmesi objektif olamıyor. Bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde 2 bini aşkın dava var ve sonuçlanan 38’ini Türkiye kaybetti. Bu davalar nedeniyle İstanbul’da bulunan 398 metrekarelik alan için 2 milyon YTL tazminat ödedi. En büyük yanlışlardan biriyse acele kamulaştırma yapılması. Kanuna göre, bu olay sadece savaş hali durumunda ve Bakanlar Kurulu’nun aciliyet dediği durumlarda olabiliyor. Bizde ise işi aceleye getirmek için hemen kamulaştırma uygulanıyor ve bedeli çok yüksek oluyor. Bunun önüne geçmemiz gerekir” şeklinde konuştu.

13.03.2008

Kaynak: http://www.memleket.com.tr